SanatçıResul Dindar
ŞarkıZindan (ÇATLI)
Yıl2026

🎵 Resul Dindar – Zindan (ÇATLI) Sözleri
Zindancı kapıyı kitler
Yakamızı yedi bitler
Yazık koç gibi yiğitler
Kaldık zindana zindana
Zindanın karşıki ucu
İnsanların kaldı hiçi
Baba evladına acı
Kaldık zindana zindana
Zindan halini kim bilir
Kimi gider kimi gelir
Kimisi ecelsiz ölür
Kaldık zindana zindana
Zindanın karşıki dağlar
Yaz gelince yeşil bağlar
Anam ağlar babam ağlar
Kaldık zindana zindana
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuMüziğin kalbimize dokunan, ruhumuzu saran o eşsiz gücüyle, bazen öyle eserler çıkar ki karşımıza, dinlemekten öte, her bir kelimesini iliklerimize kadar hissederiz. Karadeniz müziğinin güçlü ve otantik seslerinden Resul Dindar'ın "Zindan (ÇATLI)" adlı eseri de tam olarak böyle bir etkiye sahip. Bu şarkı, sadece bir melodi değil, aynı zamanda duvarların ardında kalanların, özgürlüklerinden mahrum bırakılanların ve sevdiklerinin çektiği acıların dile geldiği, adeta bir ağıt niteliğinde.
Zindanın Kapısı ve Yitirilen Yiğitlik: İlk Vuruşlar
Resul Dindar'ın "Zindan (ÇATLI)" şarkısı, dinleyiciyi daha ilk satırlarında acı bir gerçeklikle yüzleştiriyor. Şarkının açılış dizeleri, fiziksel bir hapsin ötesinde, ruhsal bir çöküşün de habercisi:
Burada "Zindancı kapıyı kitler" ifadesi, sadece fiziksel bir kapanışı değil, aynı zamanda umutların ve dış dünyayla tüm bağların kopuşunu simgeliyor. Kapının kilitlenmesiyle birlikte, içerideki yaşamın acımasız gerçekleri başlıyor. "Yakamızı yedi bitler" dizesi, hapsin getirdiği hijyen eksikliği, sefalet ve insanlık dışı koşullara yapılan doğrudan bir atıf. Bu, mahkûmun sadece özgürlüğünden değil, aynı zamanda temel insani onurundan da nasıl mahrum bırakıldığının çarpıcı bir göstergesi. "Yazık koç gibi yiğitler" ifadesi ise içerideki kişilerin dışarıda sahip oldukları saygınlık, güç ve değer ile içerideki çaresiz halleri arasındaki trajik tezatlığı vurguluyor. Bu, güçlü ve dirençli insanların bile zindanın ağırlığı altında nasıl ezildiğini, kimliklerinin nasıl yok sayıldığını anlatıyor. Resul Dindar, bu sözlerle dinleyiciye zindanın sadece bir yer olmadığını, aynı zamanda bir yaşam biçimi, bir kader olduğunu fısıldıyor.
İnsanlığın Hiçliği ve Evlat Acısı: Duygusal Yıkım
Şarkı, fiziksel acılardan sonra duygusal derinliklere inerek, hapsin aile üzerindeki etkilerini ve içerideki insanın iç dünyasını gözler önüne seriyor. "Resul Dindar - Zindan (ÇATLI)" sözleri, bu kısımda adeta bir yakarışa dönüşüyor:
"Zindanın karşıki ucu" dizesi, dış dünyadan bir parça görme arzusunu, ancak bu uzaklığın getirdiği çaresizliği ifade eder. Belki bir pencereden görülen bir ışık, bir dağ silüeti, ama erişilmez. "İnsanların kaldı hiçi" ifadesi, zindandaki bireyin dış dünyadaki varlığının, kimliğinin, değerinin nasıl anlamsızlaştığını, bir "hiç"e dönüştüğünü anlatır. Toplumdan soyutlanmak, bireyin benliğini derinden yaralar. "Baba evladına acı" ise içerideki kişinin en büyük yarasıdır: ailesine, özellikle de babasına olan özlemi ve onların yaşadığı acıyı düşünmesi. Bu bir yakarış, bir af dileği, aynı zamanda bir çaresizlik çığlığıdır. Baba figürünün koruyuculuğu ve şefkati arayışı, zindanın soğuk duvarları arasında yanan bir ateştir.
Zindan Halinin Bilinmezliği ve Ecelin Belirsizliği
Zindan, dışarıdan bakıldığında sadece bir yapı iken, içeridekiler için bambaşka bir dünyanın adıdır. Resul Dindar, "Zindan (ÇATLI)" şarkısında bu bilinmezliği ve belirsizliği şu dizelerle aktarıyor:
"Zindan halini kim bilir" sorusu, içeride yaşananların dışarıdaki insanlar tarafından asla tam olarak anlaşılamayacağının altını çizer. Zindanın kendine özgü kuralları, acıları, umutları ve umutsuzlukları vardır. "Kimi gider kimi gelir" dizesi, zindanın sürekli bir devirdaim içinde olduğunu, bazı mahkûmların özgürlüğüne kavuşurken, yenilerinin geldiğini anlatır. Bu döngü, içeride kalanlar için hem bir umut ışığı hem de bitmek bilmeyen bir bekleyişin sembolüdür. Ancak en çarpıcı dize "Kimisi ecelsiz ölür"dür. Bu, zindanın sadece bir hapis yeri değil, aynı zamanda bir ölüm kapanı olabileceği gerçeğini acı bir şekilde yüzümüze vurur. Hastalık, şiddet veya intihar gibi nedenlerle eceli gelmeden ölenlerin varlığı, zindanın insan hayatına ne kadar hoyratça davrandığını gösterir. Bu dizeler, "Resul Dindar Zindan (ÇATLI)" şarkısının en sarsıcı anlarından birini oluşturur.
Doğa ile Tezat ve Ailenin Sonsuz Acısı
Şarkının son bölümü, dış dünyanın güzellikleri ile zindanın kasveti arasındaki keskin tezatlığı ve ailenin çektiği bitmeyen acıyı vurgular:
"Zindanın karşıki dağlar, Yaz gelince yeşil bağlar" dizeleri, doğanın döngüsel güzelliğini, yaşamın dışarıda tüm canlılığıyla devam ettiğini hatırlatır. Bu, içerideki kişi için hem bir özlem kaynağı hem de kendi mahrumiyetini daha da derinden hissetmesine neden olan bir durumdur. Dışarıda hayat akıp giderken, içeride zaman durmuş gibidir. Ancak bu tezatlığın en can alıcı noktası, "Anam ağlar babam ağlar" dizesidir. Bu, zindandaki kişinin kendi acısının ötesinde, sevdiklerinin de bu durumdan nasıl etkilendiğini, onların da kendisiyle birlikte hapsedildiğini gösterir. Anne ve babanın gözyaşları, evladın çektiği acının bir yansımasıdır ve belki de zindandaki kişi için en büyük cezadır. Resul Dindar'ın "Zindan (ÇATLI)" şarkısı, bu son dizelerle, bireysel bir hapsin aslında tüm bir aileyi nasıl esir aldığını, kuşaklar boyu sürecek bir acının tohumlarını nasıl ektiğini gözler önüne serer. Bu eser, sadece bir mahkûmun değil, onunla birlikte hapsolan tüm sevdiklerinin hikayesini anlatır.