Pinhani – Hüseynik Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Pinhani 🕒 22 Şub 2026
Pinhani – Hüseynik video

🎵 Pinhani – Hüseynik Sözleri

Hüseynik'ten çıktım şeher yoluna
Can ağrısı tesir etti koluma
Yaradanım merhamet et kuluna
Yazık oldu yazık şu genç ömrüme
Bilmem şu feleğin bana cevri ne

Telgrafın direkleri sayılmaz
Ati Hanım baygın düştü ayılmaz
Böyle canlar teneşire koyulmaz
Yazık oldu yazık şu genç ömrüme
Bilmem şu feleğin bana cevri ne

Yazık oldu yazık şu genç ömrüme
Bilmem şu feleğin bana cevri ne

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu

Müzik, bazen en derin acılarımızı sessizce fısıldar, bazen de bir çığlık gibi yankılanır ruhumuzda. Pinhani’nin dillere pelesenk olan ve dinleyeni derinden etkileyen eseri Hüseynik, tam da bu hisleri barındıran, Anadolu’nun kadim ağıt geleneğini modern bir dokunuşla günümüze taşıyan nadide bir parça. Bu şarkının sözleri, sadece bir hikaye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda evrensel bir acının, kaderin sillesinin ve genç yaşta hissedilen pişmanlığın edebi bir portresini çiziyor. Gelin, Pinhani’nin Hüseynik şarkı sözlerinin satır aralarına gizlenmiş anlamları birlikte keşfedelim.

Hüseynik’ten Şeher Yoluna: Bir Ayrılık ve Yükün Başlangıcı

Şarkının ilk dizesi, dinleyeni hemen bir yolculuğun başlangıcına davet ediyor; ancak bu, keyifli bir seyahat değil, aksine bir ayrılığın ve yükün habercisi:

Hüseynik’ten çıktım şeher yoluna

Can ağrısı tesir etti koluma

Yaradanım merhamet et kuluna

Yazık oldu yazık şu genç ömrüme

Bilmem şu feleğin bana cevri ne

“Hüseynik’ten çıktım şeher yoluna” ifadesi, coğrafi bir başlangıç noktasından öte, bir aidiyetten kopuşu ve bilinmeze doğru atılan adımı simgeliyor. “Şeher yolu”, belki de daha büyük umutların, belki de daha büyük hayal kırıklıklarının yaşanacağı bir metropolü işaret eder. Bu ayrılık, sıradan bir vedadan çok daha fazlası; zira hemen ardından gelen “Can ağrısı tesir etti koluma” dizesi, ruhsal bir acının fiziksel bir tezahürünü gözler önüne seriyor. Yüreğe saplanan bir sızı, bedenin en güçlü kısımlarından birine, kola yerleşerek, kişinin hareket kabiliyetini dahi kısıtlıyor. Bu, sadece bir ağrı değil, aynı zamanda omuzlara yüklenen ağır bir metaforik yükün de göstergesi. Pinhani’nin Hüseynik şarkısının bu dizeleri, dinleyicide derin bir empati uyandırıyor.

Ardından gelen “Yaradanım merhamet et kuluna” yakarışı, çaresizliğin ve teslimiyetin en doğal ifadesi. Kişi, içinde bulunduğu duruma karşı koyamayacak kadar zayıf hissediyor ve tek sığınağı ilahi merhamet oluyor. Bu, aynı zamanda türkünün geleneksel yapısından gelen bir dua ve niyaz motifi. Ve tabii ki, şarkının en vurucu ifadelerinden biri: “Yazık oldu yazık şu genç ömrüme / Bilmem şu feleğin bana cevri ne.” Bu dizeler, genç yaşta hissedilen derin bir pişmanlığı, tükenmişliği ve kaderin acımasızlığını dile getiriyor. Tekrar eden “yazık oldu” kalıbı, vurguyu artırırken, “feleğin cevri” ifadesi, yaşanılan acıların kaynağını belirsiz bir kadere, anlaşılmaz bir yazgıya atfediyor. Pinhani, Hüseynik ile bu evrensel sorgulamayı ustaca işliyor.

Telgrafın Direklerinden Teneşire: Kaderin Acı Yüzü

Şarkının ikinci bölümü, yeni imgelerle acının boyutunu daha da genişletiyor ve dinleyiciyi farklı bir hüzün atmosferine taşıyor:

Telgrafın direkleri sayılmaz

Ati Hanım baygın düştü ayılmaz

Böyle canlar teneşire koyulmaz

Yazık oldu yazık şu genç ömrüme

Bilmem şu feleğin bana cevri ne

“Telgrafın direkleri sayılmaz” dizesi, sonsuzluğu, ulaşılmazlığı veya sayılamaz çokluktaki sorunları simgeliyor olabilir. Uzaklara gönderilen mesajların, belki de hiç ulaşmayan haberlerin, ya da çözülemeyen meselelerin sembolü. Bu direkler, aynı zamanda kişinin iç dünyasındaki karmaşanın ve dış dünyadaki engellerin görsel bir yansıması. Pinhani’nin Hüseynik şarkı sözlerindeki bu geçiş, dinleyicinin zihninde yeni bir kapı aralıyor.

Ardından gelen “Ati Hanım baygın düştü ayılmaz” dizesi, kişisel bir trajediyi daha da belirginleştiriyor. Ati Hanım, belki de anlatıcının sevdiği biri, belki de bu acı dolu dünyanın bir başka kurbanı. Onun “ayılmaz” oluşu, umutsuzluğun ve geri dönülemez bir kaybın altını çiziyor. Bu, sadece bir baygınlık değil, hayatın zorlukları karşısında ruhun tamamen teslim oluşu, tükenişi anlamına geliyor. Ve bu tükenişe karşı bir isyan yükseliyor: “Böyle canlar teneşire koyulmaz.” Teneşir, ölülerin yıkanıp kefenlendiği tahta. Bu dize, genç ve masum canların bu kadar erken ve haksız yere ölüme teslim edilmesine karşı duyulan öfke ve reddedişi ifade ediyor. Toplumsal bir ağıt, bir isyan çığlığı adeta. Pinhani, Hüseynik şarkısı ile bu derin isyanı dinleyiciye aktarıyor.

Nakarat kısmında tekrar eden “Yazık oldu yazık şu genç ömrüme / Bilmem şu feleğin bana cevri ne” dizeleri, şarkının temel duygusal yükünü ve felsefi sorgulamasını pekiştiriyor. Gençlik, umutların ve hayallerin yeşerdiği bir dönemken, bu sözler gençliğin nasıl acılarla yoğrulduğunu, nasıl bir hüsranla erken yaşta solduğunu anlatıyor. Pinhani’nin Hüseynik şarkısı, dinleyicisine bu derin acıyı ve kader karşısındaki çaresizliği hissettirirken, aynı zamanda bir türkü geleneğinin gücünü de gözler önüne seriyor.

Pinhani’nin “Hüseynik” yorumu, sadece bir müzik eseri değil, aynı zamanda bir yaşamın, bir coğrafyanın ve bir ruh halinin edebi bir yansıması. Her dize, Anadolu’nun derinliklerinden gelen bir ağıtın, modern zamanlarda yankılanan bir çığlığı gibi.

🎵 Pinhani Diğer Şarkı Sözleri