Nurettin Rençber – Hasretin Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Nurettin Rençber 🕒 30 Kas 2025
Nurettin Rençber – Hasretin video

🎵 Nurettin Rençber – Hasretin Sözleri

Hasretin yüreğinden esip geçen rüzgar.
Hasretin yüreğinden esip geçen bir rüzgar.
Çıldırasıya özlenen bakışlarına dayanılamayan.
Bülbüller şakırdı sen konuşurken.

Baharlar açardı mor menekşeler.
Bülbüller şakırdı sen konuşurken.
Baharlar açardı mor menekşeler.
Sonra son bulurdu birden kaygılarımız.

Bir vakitler bir duvar dibinde…
Bir vakitler bir duvar dibinde…
Yan yana…
Yana yana…

Hasretin yüreğinde azalmayan bir aşk.
Hasretin yüreğinde eksilmeyen bir aşk.
Ellerinin dokunduğu yerlerde biten güller,
Çiçekler kadar narin.

Işığınla yanar gece yıldızlar,
Acılar bekleşir sabaha kadar.
Işığınla yanar gece yıldızlar,
Acılar dönüşür sabaha.

Bense bir türkü tutturmuş gidiyorum.
Kapıyı sessizce kapatıp çıkarken,
Uzaklara… çok uzaklara.
Hasretin yüreğinden esip geçen rüzgar.

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu

Nurettin Rençber’in “Hasretin” Şarkı Sözleri: Özlemin Rüzgarıyla Dokunan Bir Melodi

Türk müziğinin derin ve içten seslerinden Nurettin Rençber, “Hasretin” adlı şarkısıyla dinleyicilerini bambaşka bir dünyanın kapısından içeri buyur ediyor. Bu şarkı, sadece bir melodi değil, aynı zamanda kelimelerle örülmüş, duyguların en saf halini yansıtan bir şiir adeta. Bir şarkı sözü yorumlayıcısı olarak, Nurettin Rençber’in bu eserinde gizli olan anlam katmanlarını aralamak, hasretin rüzgarını hissetmek için bir yolculuğa çıkalım. “Hasretin” şarkısı, özlemin insan ruhunda yarattığı etkiyi, geçmişin güzellikleriyle bugünün acısını harmanlayarak anlatıyor.

Hasretin İlk Dokunuşu: Yürekten Esen Rüzgar

Şarkının açılış dizeleri, hasretin ne denli içsel ve kuşatıcı bir duygu olduğunu hemen hissettiriyor:
Hasretin yüreğinden esip geçen rüzgar. Hasretin yüreğinden esip geçen bir rüzgar.
Burada hasret, somut bir varlık gibi, “yürekten esip geçen bir rüzgar” metaforuyla karşımıza çıkıyor. Bu rüzgar, belki de geçmişten gelen anıların fısıltıları, belki de özlenen kişinin yokluğunun yarattığı boşluğun soğuk nefesi. Nurettin Rençber, bu benzetmeyle hasretin sadece bir duygu değil, aynı zamanda fiziksel bir etki yaratan, varlığı hissedilen bir güç olduğunu vurguluyor. Özlemin bu denli yoğun yaşanması, bir sonraki dizede daha da belirginleşiyor:
Çıldırasıya özlenen bakışlarına dayanılamayan.
Bu ifade, özlemin sadece bir dilek olmaktan çıkıp, neredeyse bir acıya dönüştüğünü gösteriyor. Özlenen kişinin bakışları o kadar değerli ve etkileyici ki, yokluğunda ona duyulan hasret insanı “çıldırasıya” bir hale getiriyor. Bu, aşkın ve özlemin en uç noktası, adeta bir delilik hali.

Doğanın Şahitliği ve Kaygıların Sonu

Şarkının ilerleyen kısımlarında, sevgiliyle geçirilen zamanların ne denli büyülü olduğu, doğa imgeleriyle pekiştiriliyor:
Bülbüller şakırdı sen konuşurken. Baharlar açardı mor menekşeler. Bülbüller şakırdı sen konuşurken. Baharlar açardı mor menekşeler.
Nurettin Rençber, sevgiliyle birlikteyken doğanın bile canlandığını, en güzel halini aldığını anlatıyor. Bülbüllerin şakıması, baharın ve mor menekşelerin açması; tüm bunlar sevgilinin varlığının getirdiği neşeyi, canlılığı ve güzelliği simgeliyor. Bu dizeler, geçmişteki o altın çağın, sevgilinin varlığıyla nasıl bir cennete dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Ve bu cennetin en önemli getirisi:
Sonra son bulurdu birden kaygılarımız.
Sevgilinin varlığı, tüm endişeleri, korkuları ve kaygıları bir anda silip süpüren bir güç. O anlarda dünya kusursuz, gelecek umut dolu ve iç huzur tamdı. Bu durum, “Nurettin Rençber – Hasretin” şarkısında özlemin zeminini oluşturan, kaybedilen bir cennet tasviri çiziyor.

Geçmişe Bir Bakış: Yan Yana, Yana Yana

Şarkının en can alıcı ve belki de en hüzünlü bölümlerinden biri, geçmişe yapılan bu kısa ama etkili dönüş:
Bir vakitler bir duvar dibinde… Bir vakitler bir duvar dibinde… Yan yana… Yana yana…
Bu dizeler, dinleyiciyi adeta o anın içine çekiyor. “Bir duvar dibinde” detayı, sade, samimi ve belki de biraz da gizli, mahrem bir anı çağrıştırıyor. “Yan yana” olmak, fiziksel yakınlığın ve aidiyetin göstergesi. Ancak asıl vurgu, “Yana yana” ifadesinde yatıyor. Bu, hem fiziksel olarak birbirine yakın durmayı, hem de belki de o anki aşkın ve tutkunun ateşiyle “yanmayı”, yani yoğun duygular içinde olmayı anlatır. Ancak bu dize, aynı zamanda şimdiki hasretin verdiği acıyla “yana yana” kalmayı da ima ediyor olabilir. Bu kelime oyunu, Nurettin Rençber’in sözlerindeki derinliği gözler önüne seriyor.

Eksilmeyen Aşk ve Işığın Gölgesi

Hasretin, sadece bir duygu olmaktan öte, aşkın kendisi olduğunu belirten dizeler, şarkının ana temasını güçlendiriyor:
Hasretin yüreğinde azalmayan bir aşk. Hasretin yüreğinde eksilmeyen bir aşk.
Bu, özlemin aslında sevginin bir devamı olduğunu, sevginin yokluğunda değil, aksine onun varlığıyla beslendiğini gösteriyor. Aşk, hasretle birlikte daha da büyüyor, eksilmiyor. Sevgilinin varlığının yarattığı etki o kadar güçlü ki:
Ellerinin dokunduğu yerlerde biten güller, Çiçekler kadar narin.
Bu abartılı ama etkileyici benzetme, sevgilinin dokunuşunun hayat veren, güzelleştiren mucizevi gücünü vurguluyor. O, adeta Midas’ın dokunuşu gibi, her şeyi güzelleştiren, narin ve değerli bir varlık. Ancak bu güzelliğin yokluğunda, karanlık çöker:
Işığınla yanar gece yıldızlar, Acılar bekleşir sabaha kadar. Işığınla yanar gece yıldızlar, Acılar dönüşür sabaha.
Sevgilinin “ışığı”, sadece dünyayı değil, gökyüzünü bile aydınlatan bir güç. Yıldızlar bile onunla parlıyor. Ancak bu ışık yok olduğunda, yerini “acılar” alıyor. Bu acılar, sabaha kadar bekleyen, dinmeyen, hatta sabah olduğunda bile tamamen bitmeyip bir başka şeye “dönüşen” bir varlık olarak tasvir ediliyor. Bu dönüşüm, belki de acının farklı bir forma bürünerek devam ettiğini, yani hasretin hiç bitmediğini ima ediyor.

Sessiz Bir Gidiş ve Sonsuz Bir Rüzgar

Şarkının son bölümü, bu derin hasretin karşısında kahramanın aldığı tavrı gözler önüne seriyor:
Bense bir türkü tutturmuş gidiyorum. Kapıyı sessizce kapatıp çıkarken, Uzaklara… çok uzaklara. Hasretin yüreğinden esip geçen rüzgar.
“Bir türkü tutturmuş gitmek,” acıyı kabullenmenin, onu sanata dökerek yaşamanın bir yolu. Bu, bir ağıt yakmak, bir veda etmek, ama aynı zamanda bir direniş biçimi. “Kapıyı sessizce kapatıp çıkmak,” kimseyi rahatsız etmeden, kimseye yük olmadan, kendi iç dünyasında bir yolculuğa çıkmanın simgesi. “Uzaklara… çok uzaklara” gitmek, fiziksel bir kaçış olabileceği gibi, ruhsal bir inziva da olabilir. Ancak ne kadar uzağa gidilirse gidilsin, “Hasretin yüreğinden esip geçen rüzgar” hep orada kalır. Şarkı, başladığı metaforla bitiyor, hasretin döngüsel ve kaçınılmaz doğasını vurguluyor. Nurettin Rençber’in “Hasretin” şarkısı, özlemin sadece bir duygu değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi, bir kader ve hatta bir kimlik olduğunu anlatıyor. Bu, unutulmayan bir aşkın, derin bir özlemin ve sessiz bir kabullenişin türküsü.

🎵 Nurettin Rençber Diğer Şarkı Sözleri