SanatçıNun Sultan

🎵 Nun Sultan – Oysa Sözleri
Mezarlıklar kadar yalnızlar
Anca ayda yılda bir görüş
Biraz güneşle bolca karanlık vardı
Hikayeleri de vardı elbette
Kusursuz bir endişe kaplı hâlâ
Kimse aldırmaz ses çıkarsan
Gönül aldırır oysa, gönül aldırır oysa
Bulutlu günlerden sonra gün yüzü
Bilmediğin acı bildiğinle bir değil
Keder kışları da yazı görüyor sonda
Sıcak kıyafetler soğusa da ondan sonra
Kusursuz bir endişe kaplı hâlâ
Kimse aldırmaz ses çıkarsan
Gönül aldırır oysa, gönül aldırır oysa
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuNun Sultan – Oysa: Yalnızlığın Derinliklerinden Yükselen Bir Ses
Müzik, bazen en karmaşık duyguları birkaç dizeyle özetleme gücüne sahiptir. Nun Sultan’ın “Oysa” şarkısı da işte tam da bu gücü taşıyan, dinleyeni derin bir içsel yolculuğa çıkaran nadide eserlerden biri. Şarkının sözleri, modern insanın yalnızlığını, duyulmayan çığlıklarını ve tüm bu kasvetin içinde parıldayan o küçük umut kıvılcımını incelikle işliyor.
Mezarlıklar Kadar Yalnızlar: Görünmez Acıların Hikayesi
Nun Sultan’ın “Oysa” şarkısı, daha ilk dizelerden itibaren dinleyiciyi ağır bir yalnızlık hissinin içine çekiyor. “Mezarlıklar kadar yalnızlar” ifadesi, kelimelerin ötesinde bir izolasyonu anlatıyor; sanki yaşayanlar arasında ama hayatın dışında kalmış ruhların fısıltısı bu. Bu yalnızlık, öyle sıradan bir durum değil, “ayda yılda bir görüş” ifadesiyle pekiştirilen, neredeyse unutulmuşluk derecesinde bir kopukluk. Ancak bu karanlık tabloda bile bir ışık kırıntısı var: “Biraz güneşle bolca karanlık vardı.” Bu, her yaşamda olduğu gibi, zorlukların yanında kısa süreli de olsa aydınlık anların varlığını gösteriyor. Ve her birinin “hikayeleri de vardı elbette” dizesi, bu yalnız ruhların ardında yatan görünmez mücadelelere, yaşanmışlıklara dikkat çekiyor. Nun Sultan, burada sadece bir durumu değil, o durumun içindeki insanı ve onun derinliğini vurguluyor.
Kusursuz Endişe ve Gönlün İsyankar Çağrısı
Şarkının nakaratı, “Nun Sultan – Oysa” eserinin ana temasını oluşturan bir çatışmayı gözler önüne seriyor. “Kusursuz bir endişe kaplı hâlâ” dizesi, içsel huzursuzluğun, bitmeyen bir kaygının sürekli varlığını işaret ediyor. Bu endişe, o kadar içselleşmiş ki, adeta kişinin bir parçası haline gelmiş. En çarpıcı kısım ise “Kimse aldırmaz ses çıkarsan” ifadesi. Bu, yalnızlığın getirdiği bir başka acı: duyulmama, anlaşılmama, çabanın boşunalığı hissi. İnsan, içindeki fırtınayı dışa vursa da, dışarıdan bir yankı bulamıyor. İşte tam bu noktada, “Gönül aldırır oysa, gönül aldırır oysa” dizesiyle şarkı, bir isyan ve aynı zamanda bir umut fısıltısı sunuyor. Dış dünya umursamazken, kalbin kendisi hala bir şeylere tutunuyor, hala bir karşılık bekliyor, hala bir yerlerde bir gönlün sesine kulak vereceğine inanıyor. Bu, insanın en temel ihtiyacı olan sevgi ve empatinin, tüm olumsuzluklara rağmen içimizde nasıl bir dirençle yaşadığını gösteriyor.
Keder Kışları ve Soğuyan Kıyafetler: Değişimin Acı Tatlı Yüzü
“Nun Sultan – Oysa” şarkısının ikinci bölümü, umut ve değişimin karmaşık doğasına odaklanıyor. “Bulutlu günlerden sonra gün yüzü” ifadesi, her fırtınanın ardından güneşin doğuşu gibi, zor zamanların ardından gelen aydınlık periyotları simgeliyor. Bu bir rahatlama vaadidir. Ancak hemen ardından gelen “Bilmediğin acı bildiğinle bir değil” dizesi, hayatın getirdiği her acının kendine özgü olduğunu, bazı deneyimlerin daha önce karşılaştıklarımızdan çok daha yıkıcı veya dönüştürücü olabileceğini hatırlatıyor. Bu, empati kurmanın zorluğunu ve kişisel deneyimin eşsizliğini vurgular. “Keder kışları da yazı görüyor sonda”, en derin üzüntülerin bile bir sonu olduğunu, zamanla hafifleyebileceğini gösteren güçlü bir metafor. Ancak Nun Sultan, bu iyimserliği “Sıcak kıyafetler soğusa da ondan sonra” dizesiyle dengeleyerek, her değişimin kalıcı bir konfor getirmediğini, geçmişin izlerinin veya yeni zorlukların her zaman var olabileceğini ima ediyor. Bu, hayatın döngüsel doğasını, rahatlığın bile geçici olabileceğini, ancak yine de her kışın bir yaza dönüştüğü gerçeğini kabul eden olgun bir bakış açısı sunuyor.
Nun Sultan’ın “Oysa” şarkısı, modern çağın yalnızlık ve duyulmama hislerini ustaca işlerken, bir yandan da kalbin bitmek bilmeyen umut ve bağlantı arayışını dile getiriyor. Bu şarkı, dinleyicisini kendi iç dünyasının derinliklerine çekerek, ortak insanlık deneyimleri üzerine düşündüren güçlü bir eser.