SanatçıNun Sultan

🎵 Nun Sultan – Orman Sözleri
Ben tesadüfen açan çiçek gibiyim, nerdeyim?
Yanımdaki bu sivri dikenlerle neden komşuyum?
Beni bu süresiz yalnızlığa hapseder ama niye?
Devirse de dört mevsimi yine yalnız.
Bir zalim hevesin kurbanı olur gövdelerimiz.
Bizi kesen baltaların sapları bizdendir.
Bunca rüzgara rağmen sessizliği ezberledim.
O güçlü dalların kemiklerinin kırık sesi.
Sivri dikenleri köreldi bir süreliğine.
Toprakları soğuyan ormanda bir ses neyin nesi?
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuNun Sultan’ın “Orman” Şarkı Sözleri: Varoluşsal Bir Çığlık ve İçsel Yıkım
Nun Sultan’ın “Orman” şarkısı, dinleyicisini derin bir varoluşsal sorgulamanın ve içsel hesaplaşmanın ortasına çekiyor. Şarkı sözleri, adeta bir şiirsel manifesto niteliğinde; insanın doğa ile, kendi benliği ile ve çevresiyle olan karmaşık ilişkisini çarpıcı metaforlarla ele alıyor. Nun Sultan, bu eserinde sadece bir melodi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda dinleyicinin ruhunda yankılanacak, düşündürücü bir fısıltı bırakıyor.
Yalnızlığın ve Aidiyetsizliğin Gölgesinde Bir Çiçek
Şarkının açılış dizeleri, hemen bir kimlik arayışını ve aidiyetsizlik hissini gözler önüne seriyor:
Bu dizelerdeki “Ben tesadüfen açan çiçek gibiyim, nerdeyim?” ifadesi, bireyin dünyaya gelişi üzerindeki kontrolsüzlüğünü ve varoluşsal bir boşluğu sorgulayışını anlatıyor. Bir çiçek gibi narin ve kırılgan olan varlık, kendisini bir anda bilmediği bir yerde bulur. Bu, modern insanın hızla değişen dünyada kendini konumlandırma çabasına bir gönderme olabilir. Ardından gelen “Yanımdaki bu sivri dikenlerle neden komşuyum?” sorusu, yaşamın getirdiği zorlukları, tehlikeleri ve istenmeyen komşulukları sembolize eder. Bireyin çevresindeki olumsuzluklara karşı duyduğu şaşkınlık ve isyanı dile getirir. Nun Sultan, bu metaforlarla, hayatın içindeki zorlayıcı unsurlarla istemeden de olsa bir arada yaşama mecburiyetini vurgular.
“Beni bu süresiz yalnızlığa hapseder ama niye?” cümlesi, yalnızlığın geçici değil, sonsuz bir tecrit olduğunu hissettirir; bu durum dışsal faktörlerden çok içsel bir hesaplaşmadır. “Devirse de dört mevsimi yine yalnız” dizesi ise zamanın akışına, döngüsel değişimlere rağmen yalnızlığın kalıcılığını, değişmezliğini ve derinliğini vurgular. Mevsimler değişse de bu yalnızlık bir türlü son bulmaz. Nun Sultan’ın “Orman” şarkısında işlediği temel temalardan biri, bu kronikleşmiş yalnızlık hissidir.
Kendi Ellerimizle Yaratılan Yıkım: Baltaların Sapları Bizdendir
Şarkının en can alıcı ve düşündürücü kısımlarından biri, insanlığın kendi kendine verdiği zararı gözler önüne serdiği şu dizelerdir:
“Bir zalim hevesin kurbanı olur gövdelerimiz” ifadesi, insanların benliklerini, değerlerini veya toplumsal yapılarını yıkıcı hevesler uğruna feda edişini anlatır. Bu, tüketim çılgınlığı ya da kısa vadeli çıkarlar uğruna uzun vadeli değerlerin yok edilmesi olarak yorumlanabilir. Ancak şarkının zirve noktası, “Bizi kesen baltaların sapları bizdendir” dizesidir. Bu, sadece bir metafor değil, aynı zamanda derin bir toplumsal ve bireysel eleştiridir. Kendi yıkımımıza giden yolda kullanılan araçların, yani baltaların saplarının, bizzat kendimizden, kendi içimizden, kendi değerlerimizden veya kendi toplumumuzdan geldiğini ifade eder. Bu, ihanet, iç çatışmalar, özeleştiri eksikliği veya kendi kaderimize yön veren kararların aslında kendi aleyhimize işlediği gerçeğini acı bir şekilde yüzümüze vurur. Nun Sultan, “Orman” şarkısında bu dizeyle, öz yıkımın kaynağının dışarıda değil, içeride olduğunu çarpıcı bir şekilde dile getirir.
Sessizliğin Ezberi ve Soğuyan Orman
Şarkının ikinci bölümü, yıkımın sonuçlarına ve geride kalanlara odaklanır:
“Bunca rüzgara rağmen sessizliği ezberledim” ifadesi, yaşamın tüm çalkantılarına ve zorluklarına (rüzgar) rağmen, bireyin içsel bir sessizliğe bürünmesini, belki de bir kabullenişi veya duyarsızlaşmayı anlatır. Bu sessizlik, bir direnişten çok, yaşananların ardından kalan bir boşluktur. “O güçlü dalların kemiklerinin kırık sesi” dizesi, bir zamanlar güçlü ve sağlam olanın artık parçalandığını, yok olduğunu gösterir. Bu, hem fiziksel hem de metaforik bir yıkımı, değerlerin, inançların veya ilişkilerin çöküşünü simgeler. Nun Sultan, bu imgeyle, geçmişin ihtişamının acı bir şekilde son bulduğunu vurgular.
“Sivri dikenleri köreldi bir süreliğine” cümlesi, tehlikelerin veya acıların geçici olarak hafiflediğini, ancak tamamen ortadan kalkmadığını ima eder. Bu, bir nefes alma anı gibi görünse de, tehlikenin her an yeniden belirebileceği bir durumu işaret eder. Ve son olarak, “Toprakları soğuyan ormanda bir ses neyin nesi?” sorusuyla, şarkı tekinsiz bir belirsizliğe sürüklenir. “Orman”, yaşamın kendisini veya aidiyet duyulan toplumu temsil ederken, toprakları soğuyan bir orman ölmekte olan, canlılığını yitiren bir varoluşu simgeler. Bu ölü topraklarda duyulan herhangi bir ses, hem bir umut kırıntısı hem de bir hayalet gibi, gizemli bir varlığı temsil eder. Nun Sultan’ın “Orman” şarkısı, bu son dizeyle dinleyiciyi cevapsız bir soruyla baş başa bırakır; yok oluşun eşiğindeki bir dünyada kalan son yankı neyin habercisidir?
Nun Sultan’ın “Orman” şarkısı, sadece bir müzik parçası değil, aynı zamanda modern insanın varoluşsal krizi, kendi eliyle yarattığı yıkımlar ve bu yıkımların ardından gelen derin yalnızlık üzerine yazılmış güçlü bir ağıttır. Şarkı, dinleyicisini kendi iç ormanına dönüp bakmaya, dikenlerle, baltalarla ve soğuyan topraklarla yüzleşmeye davet eder.