SanatçıNun Sultan

🎵 Nun Sultan – Kalır mı Dersin Sözleri
Kaybolmak istediğinde hayattan
Tutar tatlı can bırakmaz sertçe
Ömürden eksilir de elinde kalan günler
Bir gün bir şey kalmayacak
Kalır mı dersin?
Hırslarını ihmal etmediğini gördüm
Bir asiliğin tam ortasında, beklenmeyen
Ellerin de titriyor değil ki soğuktan
O pamuk ellerinde ısırgan otları halen
Ne kadar sürecek bilmem
Gezеr içimde beter hislеr
Korkumun yanı başında
Mutluluğumun tam da üstünde
Kaybolmak istediğinde hayattan
Tutar tatlı can bırakmaz sertçe
Ömürden eksilir de elinde kalan günler
Bir gün bir şey kalmayacak
Kalır mı dersin?
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuNun Sultan’ın “Kalır mı Dersin” Şarkı Sözlerine Derin Bir Bakış
Müzik, çoğu zaman ruhumuzun en derin köşelerinden yükselen bir çığlık, bir fısıltı ya da sessiz bir sorgulama gibidir. Nun Sultan’ın “Kalır mı Dersin” şarkısı da tam olarak bu hisleri uyandıran, dinleyeni kendi iç dünyasında bir yolculuğa çıkaran nadide eserlerden. Sözlerin gücüyle örülü bu şarkı, insan olmanın getirdiği varoluşsal kaygıları, zamanın acımasız akışını ve içsel çelişkileri ustaca harmanlıyor. Gelin, “Nun Sultan – Kalır mı Dersin” şarkı sözlerinin ardındaki anlam katmanlarına birlikte inelim.
Hayattan Kaybolma İsteği ve Varoluşun Direnişi
Şarkı, dinleyeni hemen ilk dizeden itibaren yoğun bir duyguyla karşılıyor:
Bu dizeler, modern insanın zaman zaman hissettiği o derin kaçış arzusunu, her şeyden uzaklaşma isteğini dile getiriyor. Ancak Nun Sultan, bu isteğin karşısına hayatın, “tatlı can”ın direncini koyuyor. Sanki yaşamın kendisi, tüm ağırlığına rağmen bizi bırakmak istemeyen, sertçe tutan bir güç. Bu, bir yandan varoluşun güzelliğini, diğer yandan ise kaçınılmazlığını vurguluyor. “Nun Sultan – Kalır mı Dersin” şarkısı, bu ilk dizelerle bile dinleyiciyi kendi iç hesaplaşmalarına davet ediyor.
Zamanın acımasız akışı, ömrümüzden eksilen günler ve nihayetinde hiçbir şeyin kalmayacağı korkusu… Bu dizeler, insanın faniliğiyle yüzleşmesini, geçmişin gölgesinde geleceğe dair duyulan endişeyi gözler önüne seriyor. Şarkının adını da veren “Kalır mı dersin?” sorusu, bu bağlamda sadece bir merak değil, aynı zamanda derin bir teslimiyet ve sorgulama barındırıyor. Ne kalır geriye? Anılar mı, pişmanlıklar mı, yoksa hiç mi? “Nun Sultan – Kalır mı Dersin” bu soruyla evrensel bir kaygıyı tetikliyor.
Hırslar, Asilik ve İçsel Çelişkiler
Şarkının ikinci bölümü, daha kişisel bir gözlemle başlıyor ve içsel çatışmalara odaklanıyor:
Burada bir başkasının (ya da belki de kişinin kendi) hırslı yapısına, bu hırsların peşinden gidişine şahit oluyoruz. “Bir asiliğin tam ortasında, beklenmeyen” ifadesi, bu hırsın sıradan olmadığını, belki de toplumsal normlara aykırı bir duruşu temsil ettiğini düşündürüyor. Bu asi duruş, Nun Sultan’ın “Kalır mı Dersin” şarkısında işlediği temalara derinlik katıyor; belki de bu asilik, o ilk baştaki “kaybolma isteğine” karşı bir direniştir.
Bu metaforlar şarkının en can alıcı noktalarından. Ellerindeki titreme fiziksel bir soğuktan değil, içsel bir korku, kaygı ya da gerilimden kaynaklanıyor. “Pamuk eller” inceliği, masumiyeti ya da hassasiyeti temsil ederken, “ısırgan otları” ise acıyı, zorlukları, belki de bu hırsların getirdiği bedelleri simgeliyor. Bu tezat, kişinin dışarıdan görünen narin yapısının altında yatan keskin ve acı veren gerçekleri gözler önüne seriyor. “Nun Sultan – Kalır mı Dersin” şarkı sözleri, bu imgelerle dinleyicinin zihninde güçlü bir resim çiziyor.
Bu dizeler, şarkının en vurucu bölümlerinden. Kişinin içinde dolanan “beter hisler”in süresi belirsiz; bu da kaygıyı daha da artırıyor. Ancak asıl çarpıcı olan, korku ve mutluluğun birlikteliği. Korkunun yanı başında, hatta mutluluğun tam da üstünde durması, neşe anlarının bile sürekli bir tehdit altında olduğunu, kırılgan bir denge üzerinde yaşandığını gösteriyor. Nun Sultan’ın “Kalır mı Dersin” şarkısı, bu dizelerle, insanın karmaşık ruh halini, mutluluğun bile kaygılarla çevrili olabileceği gerçeğini ustaca ifade ediyor.
Nun Sultan’ın “Kalır mı Dersin” şarkısı, sadece dinlenen bir melodi değil, aynı zamanda üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir şiir gibi. Varoluşsal sancıları, zamanın geçişini, içsel çelişkileri ve mutluluğun kırılganlığını bu denli sade ve etkileyici bir dille anlatan bu eser, dinleyenin kalbinde derin izler bırakıyor.