Nisa – Ayda Hüzün (Geceler Sarhoş) Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Nisa 🕒 21 May 2025
Nisa – Ayda Hüzün (Geceler Sarhoş) video

🎵 Nisa – Ayda Hüzün (Geceler Sarhoş) Sözleri

Ne mehtabın adı var
Ne meyhanenin tadı
Karanlık gecelerin
Yine tuttu inadı (x2)

Madem ki ay tutulmuş
Hani yıldızlar nerde
Zaten güneş geç doğar
Benim olduğum yerde

Olur mu hiç bülbülün
Duyulmayan sesi hoş
Kadehler bitti amma
Ben değil geceler sarhoş (x2)

Gözlerim yalnız seni
Seni görür sadece
Düşlerimin esiri
Oluverdim her gece (x2)

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu

Bazı şarkılar vardır, ruhunuzun en kuytu köşelerine fısıldar. Nisa’nın “Ayda Hüzün (Geceler Sarhoş)” şarkısı da tam olarak böyle bir eser. Dinlerken sadece bir melodi değil, derin bir yalnızlığın, bitmeyen bir özlemin ve gecenin tüm ağırlığının sesini duyarsınız. Bu şarkı, adeta bir şairin kalbinden kopup gelmiş dizelerle, dinleyicisini kendi hüznüne ortak ediyor.

Mehtapsız Geceler, Tatsız Meyhaneler: Kaybolan Umutlar

Şarkının ilk dizeleri, dinleyeni hemen o karanlık atmosfere çekiyor. Nisa, bu dizelerde kaybolmuşluğun ve anlam yitiminin resmini çiziyor:

Ne mehtabın adı var
Ne meyhanenin tadı
Karanlık gecelerin
Yine tuttu inadı

Burada “mehtabın adı yok” demek, ışığın, umudun, güzelliğin bile artık bir anlam taşımadığını ifade ediyor. Mehtap, genellikle romantizmin ve dinginliğin sembolüdür; onun yokluğu, içsel bir boşluğu işaret eder. “Meyhanenin tadı yok” ise, kaçış noktalarının, avuntuların bile işe yaramadığını, hiçbir şeyin acıyı hafifletemediğini gösterir. Bu iki güçlü imge, kahramanın yaşadığı derin çaresizliği gözler önüne seriyor. Ve tüm bunların üzerine, “karanlık gecelerin yine tuttu inadı” ifadesi, bu hüznün geçici olmadığını, aksine inatla, ısrarla devam ettiğini vurgular. Nisa’nın “Ayda Hüzün (Geceler Sarhoş)” şarkısı, bu ilk dizelerle dinleyicisine, bitmeyen bir gecenin içinden sesleniyor.

Ay Tutulmuş, Yıldızlar Kayıp: Kişisel Bir Karanlık

Şarkı ilerledikçe, hüzün daha da kişisel ve evrensel bir boyut kazanıyor. İkinci bölümdeki sözler, dış dünyanın bile kahramanın içindeki boşluğu yansıttığını hissettiriyor:

Madem ki ay tutulmuş
Hani yıldızlar nerde
Zaten güneş geç doğar
Benim olduğum yerde

“Ay tutulmuş” ifadesi, doğal döngünün bile bozulduğunu, gökyüzündeki en parlak ışığın bile karardığını anlatır. Ayın tutulması, genellikle bir dönüm noktası, bir belirsizlik ve karanlık zaman dilimi olarak yorumlanır. Ardından gelen “hani yıldızlar nerde” sorusu, umut kırıntılarının bile bulunamadığı, tamamen yitirilmiş bir beklentiyi dile getirir. Ancak bu dizelerin en çarpıcı kısmı, “zaten güneş geç doğar / Benim olduğum yerde” ifadesidir. Bu, sadece genel bir karanlık değil, kahramanın kendi varoluşunun, kendi mekanının bile ışık almaz bir yer olduğunu vurgular. Güneşin geç doğması, umudun, aydınlığın bu kişiye çok geç ulaştığını veya hiç ulaşmadığını, kişinin kendi “coğrafyasında” sürekli bir gecenin hüküm sürdüğünü anlatır. Nisa’nın “Ayda Hüzün (Geceler Sarhoş)” parçası, bu sözlerle dinleyicisine, kişisel bir karanlığın içinde sıkışıp kalmışlığın hissini aktarıyor.

Geceler Sarhoş: Hüzünle Dolu Bir Dünya

Nisa’nın bu dokunaklı şarkısının nakaratı, adeta bir ironiyle hüznün boyutunu daha da derinleştiriyor. “Ayda Hüzün (Geceler Sarhoş)” şarkısının kalbi bu dizelerde atıyor:

Olur mu hiç bülbülün
Duyulmayan sesi hoş
Kadehler bitti amma
Ben değil geceler sarhoş

“Bülbülün duyulmayan sesi hoş olur mu hiç?” sorusu, güzelliğin, aşkın veya coşkunun bile bir anlam ifade etmediğini, eğer algılayan bir kulak, hisseden bir kalp yoksa. Bu, belki de kahramanın kendi içindeki güzelliklerin, duyguların kimse tarafından fark edilmediği veya değer görmediği bir durumu anlatır. Ancak nakaratın en vurucu kısmı, “kadehler bitti amma / Ben değil geceler sarhoş” dizesidir. Burada klasik sarhoşluk imgesinin tersine çevrildiğini görüyoruz. Kadehler bitmiş, yani dışsal avunma yolları tükenmiş. Ama asıl sarhoş olan, bireyin kendisi değil, bizzat geceler. Bu güçlü metafor, kahramanın hüznünün o kadar yoğun ve yaygın olduğunu gösterir ki, tüm geceyi, tüm zamanı etkisi altına almıştır. Geceler, sanki acıyla, yalnızlıkla sarhoş olmuş, bu yüzden bitmek bilmez bir ağırlıkla devam etmektedir. Nisa, “Ayda Hüzün (Geceler Sarhoş)” ile bu dizelerde, bireysel acının evrenselleştiği, zamanın bile bu acıyla şekillendiği bir tablo çiziyor.

Düşlerimin Esiri: Tek Bir Yüzün Obsesyonu

Şarkının son bölümü, tüm bu karanlığın ve hüznün kaynağına ışık tutuyor, veya daha doğrusu o kaynağı daha da belirginleştiriyor:

Gözlerim yalnız seni
Seni görür sadece
Düşlerimin esiri
Oluverdim her gece

Burada, tüm o mehtapsız gecelerin, tatsız meyhanelerin, tutulmuş ayın ve sarhoş gecelerin ardındaki asıl neden ortaya çıkıyor: tek bir kişiye duyulan, saplantılı bir özlem. “Gözlerim yalnız seni / Seni görür sadece” dizesi, kahramanın dünyasının tamamen bu kişiye odaklandığını, başka hiçbir şeyin var olmadığını anlatır. Bu, sadece fiziksel bir görme eylemi değil, zihinsel ve ruhsal bir odaklanmadır. Ve bu odaklanma o kadar güçlüdür ki, rüyalara bile sirayet eder. “Düşlerimin esiri oluverdim her gece” ifadesi, bu kişinin sadece uyanıkken değil, bilinçaltında, en derin düşlerde bile var olduğunu gösterir. Kahraman, bu aşkın veya özlemin bir tutsağı haline gelmiştir. Bu durum, gecelerin neden sarhoş olduğunu, neden bu kadar inatçı olduğunu açıklar. Çünkü bu aşk, bu özlem, geceleri dolduran tek şeydir. Nisa’nın “Ayda Hüzün (Geceler Sarhoş)” şarkısı, bu sözlerle, dinleyicisini bir aşkın veya özlemin esaretindeki derin yalnızlığa davet ediyor.

Nisa’nın “Ayda Hüzün (Geceler Sarhoş)” şarkısı, kelimelerin ötesinde bir duygu yoğunluğu sunuyor. Her dize, kayıp bir aşkın, bitmeyen bir özlemin ve gecenin karanlığında kaybolmuş bir ruhun hikayesini fısıldıyor. Bu şarkı, dinleyicisini kendi iç dünyasına, kendi hüznüne doğru bir yolculuğa çıkarırken, aynı zamanda bu evrensel acının ne kadar tanıdık olduğunu da hissettiriyor.