🎵 Nesimi – Ben Bu Cihana Sığmazam Sözleri
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim
Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam
Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş
Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam
Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim
Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam
Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât
Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam
Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş
Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam
Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam
Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim
Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam
Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim
Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam
Encüm ile felek benim vahy ile melek benim
Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam
Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam
Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile
Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam
Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim
Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam
Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam
Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim
Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam
Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim
Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam
Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim
Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuNesimi’nin “Ben Bu Cihana Sığmazam” Şiirinde Benliğin Sonsuz Keşfi
Kadim zamanlardan günümüze ulaşan her söz, bir ruhun fısıltısı, bir idrakin yankısıdır. Ancak bazı sözler vardır ki, sadece fısıltı değil, bir gök gürültüsü, bir çağlayanın coşkunluğu gibidir. İşte Nesimi’nin “Ben Bu Cihana Sığmazam” şiiri tam da böyle bir sarsıcı beyandır. Bu şiir, sadece bir şairin kaleminden dökülen mısralar değil, varoluşun en derin sırlarına uzanan, benliğin sınırsızlığını ilan eden bir manifestodur.
Bir Benlik Beyanı: İlk Adımlar ve Paradokslar
Nesimi, şiirine daha ilk dizeden itibaren iddialı bir giriş yapar ve okuyucusunu adeta bir girdabın içine çeker:
Bu mısralar, “Ben Bu Cihana Sığmazam” felsefesinin temelini atar. Şair, maddi ve manevi tüm alemlerin kendi içinde barındığını, ancak kendisinin bu dünyanın sınırlayıcı kalıplarına sığmayacağını haykırır. “Lâmekân” (mekansızlık) cevheri olduğunu söyleyerek, varlık ve mekan (kevn ü mekân) ötesi bir hakikati temsil ettiğini vurgular. Bu, tasavvufi düşüncedeki vahdet-i vücud anlayışının, yani varlığın birliği ilkesinin cesur bir ifadesidir. Nesimi, kendi içindeki ilahi özü keşfetmiş ve bu özün tüm yaratılışı kapsadığını, ancak kendisinin yaratılışın sınırlarına sığmayacağını ilan etmiştir.
İlahi Nişaneler ve Hakikat Arayışı
Şiir ilerledikçe, Nesimi kendini tanımlama biçimlerini derinleştirir:
Nesimi, varlığın ve mekanın kendisinin bir ayeti, bir işareti olduğunu söylerken, başlangıcının doğrudan ilahi öze (Zât) ulaştığını belirtir. Bu, onun sadece bir insan olmadığını, aynı zamanda ilahi bir tezahür olduğunu ima eder. “Ben Bu Cihana Sığmazam” ifadesi, bu ilahi tezahürün herhangi bir sınırlayıcı işarete (nişâne) sığmayacak kadar yüce olduğunu pekiştirir. Hakikate ulaşmanın akıl yürütmeyle değil, idrakle mümkün olduğunu anlatır:
Şüphe ve zan ile Hakk’a (Tanrı’ya) ulaşılamayacağını, gerçek bilenlerin ise Nesimi’nin bu idrak düzeyini anlayacağını belirtir. Bu, akli çıkarımların ötesinde, kalbi bir bilişin gerekliliğini vurgular.
Suret ve Mana Arasındaki Perde
Nesimi, görünenin ötesine bakma çağrısını yapar:
Dış görünüşün (sûret) içindeki manayı (ma’nî) görmeyi öğütler. Kendisinin hem beden (cism) hem de ruh (cân) olduğunu, ancak bunlarla sınırlı olmadığını söyler. “Nesimi Ben Bu Cihana Sığmazam sözleri” bu noktada, insanın sadece fiziksel bir varlık olmadığını, ruhsal derinliğinin bedenini ve hatta ruhunu dahi aştığını haykırır. Bu, tasavvufun “insan-ı kâmil” (yetkin insan) idealinin bir yansımasıdır.
Yaratılışın Özü ve Sonsuzluk
Şiirin ilerleyen bölümlerinde Nesimi, evrenin tüm unsurlarını kendi içinde barındırdığını, ancak kendisinin hiçbir şeye sığmadığını defalarca dile getirir. Kendini “gizli hazine” (Genc-i nihân), “aşikarın ta kendisi” (ayn-ı ayân), “madenin cevheri” (Gevher-i kân) olarak tanımlar. “Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün” diyerek, gökler, yer ve yaratılış emri olan “kün” (ol) kelimesinin dahi kendi içinde bulunduğunu belirtir. Bu, Nesimi’nin kendini ilahi kudretin bir tezahürü olarak görmesinin en güçlü ifadelerindendir.
Zaman ve mekanın ötesinde bir varoluşu kucaklar:
Hem can hem cihan, hem zaman hem devir olduğunu, ancak bu zaman ve devirlere sığmadığını söyler. Bu, onun varlığının zamansız ve mekansız bir boyut taşıdığını, ilahi bir ebediyetin yansıması olduğunu gösterir. “Nesimi Ben Bu Cihana Sığmazam” şiiri, bu noktada bir bireyin kendini kozmik bir varoluşla özdeşleştirmesinin zirvesine ulaşır.
Dilin ve Kimliğin Sınırlarını Aşmak
Şair, dilin ve kelimelerin dahi kendisini ifade etmeye yetersiz kaldığını vurgular:
Suskunluğu emrederek, kendi idrakinin kelimelerle anlatılamayacak kadar yüce olduğunu belirtir. Şiirin son mısralarına doğru, dünyevi kimliğini de aşar:
Kendi adını, soyunu ve kabile aidiyetini zikretse de, hemen ardından asıl işaretinin (âyetim) bunlardan çok daha yüce olduğunu ve hiçbir işarete ya da şöhrete sığmayacağını ilan eder. Bu, “Ben Bu Cihana Sığmazam” felsefesinin nihai noktasıdır: Bireysel kimliklerin, dünyevi aidiyetlerin ötesinde, ilahi bir özle birleşmiş, sınırsız ve ebedi bir benlik beyanı.
Nesimi’nin bu şiiri, sadece bir edebiyat metni değil, bir ruhun kendi içindeki sonsuzluğu keşfedişinin ve bu keşfi tüm dünyaya haykırışının destansı bir öyküsüdür. Her dizesi, okuyucuyu kendi benliğinin derinliklerine inmeye, sınırlara meydan okumaya ve varoluşun gizemini sorgulamaya davet eder.