Nazan Öncel & Manuş Baba – Oldu Bi Şeyler Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Nazan Öncel & Manuş Baba 🕒 25 Ara 2025
Nazan Öncel & Manuş Baba – Oldu Bi Şeyler video

🎵 Nazan Öncel & Manuş Baba – Oldu Bi Şeyler Sözleri

Püfür püfür havada
Oturmuştuk şurada
İçimiz dışımız harap
Anılar girmiş sıraya

Dün geçti bugün de geçer
İster kader de ister keder
Oldu bi' şeyler
Geçti bi' şeyler
Ne oldu deme bana
Bitti bir şeyler
Yalan

Külliyen yalan
Geçtiği meçtiği yok
Bitti ettiği yok
Söyletme beni şimdi
Say ki ağlamadım çok

Biz öyle çok güzeldik
İçimiz yanmasın mı
Bugün varsak yarın yok
Gözümüz dolmasın mı

Dün geçti bugün de geçer
İster kader de ister keder
Oldu bi' şeyler
Geçti bi' şeyler
Ne oldu deme bana
Bitti bir şeyler
Yalan

Külliyen yalan
Geçtiği meçtiği yok
Bittiği ettiği yok
Söyletme beni şimdi
Say ki ağlamadım çok

Geçtiği meçtiği yok
Bittiği ettiği yok
Söyletme beni şimdi
Say ki özlemedim çok
Say ki ağlamadım çok

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu

Nazan Öncel & Manuş Baba – Oldu Bi Şeyler Şarkı Sözleri: Geçmişin Gölgesinde Bir Yorum

Nazan Öncel ve Manuş Baba’nın “Oldu Bi Şeyler” şarkısı, dinleyicisini geçmişin derin sularına çeken, melankolik ama bir o kadar da içten bir eser. Sözlerin her bir dizesi, yaşanmışlıkların ağırlığını, kabullenemeyişi ve acının insan ruhunda bıraktığı izleri adeta fısıldıyor. Bu yorumda, “Oldu Bi Şeyler” şarkı sözlerinin katmanlarını aralayarak, anlatılmak istenen duygusal derinliği birlikte keşfedeceğiz.

Anıların Sıraya Girdiği O An: Başlangıç ve Yıkım

Şarkı, dinleyiciyi doğrudan bir anaforun içine çekiyor:

Püfür püfür havada
Oturmuştuk şurada
İçimiz dışımız harap
Anılar girmiş sıraya

“Püfür püfür havada” ifadesiyle başlayan bu sahne, aslında huzurlu, belki de romantik bir anın potansiyelini barındırıyor. Ancak hemen ardından gelen “Oturmuştuk şurada” dizesi, o anın artık bir geçmişe ait olduğunu, bir zamanlar var olan bir birlikteliğin şimdi sadece bir hatıra olduğunu ima ediyor. Asıl darbe ise “İçimiz dışımız harap” cümlesiyle geliyor. Bu, sadece fiziki bir yorgunluk değil, ruhsal bir çöküşün, yaşanmışlıkların getirdiği derin bir yıpranmışlığın dışavurumu. Ve bu harabiyetin en büyük nedeni: “Anılar girmiş sıraya.” Anılar, genellikle güzel ve sıcak çağrışımlar yapsa da, burada bir yük, bir baskı unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Sıraya girmeleri, kaçınılmaz birer sorgulama, ardı arkası kesilmeyen bir hatırlatma zinciri gibi. Nazan Öncel ve Manuş Baba’nın bu dizeleriyle, dinleyiciye, dışarıdan sakin görünen bir tablonun altında yatan derin bir iç hesaplaşmanın ipuçları veriliyor.

Geçen Zamanın İnkârı: “Yalan” ve “Külliyen Yalan”

Şarkının nakarat kısmı, kabullenemeyişin ve inkârın en keskin ifadelerini barındırıyor:

Dün geçti bugün de geçer
İster kader de ister keder
Oldu bi’ şeyler
Geçti bi’ şeyler
Ne oldu deme bana
Bitti bir şeyler
Yalan

“Dün geçti bugün de geçer” sözleri, zamanın akışına duyulan bir teslimiyet gibi görünse de, hemen ardından gelen “İster kader de ister keder” seçimi, bu teslimiyetin gönüllü olmadığını gösteriyor. Yaşananların birer “kader” mi yoksa “keder” mi olduğu, kişinin bakış açısına kalmış bir tercih gibi sunulsa da, acının varlığı değişmiyor. “Oldu bi’ şeyler / Geçti bi’ şeyler” cümleleri, yaşanan büyük olayları küçümser, basitleştirir gibi duruyor. Sanki o kadar da önemli değilmiş gibi… Ancak “Ne oldu deme bana” ifadesi, bu konuyu konuşmaktan duyulan derin rahatsızlığı, yüzleşmekten kaçışı açıkça ortaya koyuyor. Ve nihayet, tüm bu hafifletme çabalarının ardından gelen o tek kelime: “Yalan.” Bu “yalan”, neyin yalan olduğunu, neyin bitmediğini, neyin geçmediğini dinleyicinin hayal gücüne bırakıyor. Nazan Öncel ve Manuş Baba, bu basit ama güçlü kelimeyle tüm inkâr perdesini aralıyor.

Bu inkâr, bir sonraki bölümde daha da güçleniyor:

Külliyen yalan
Geçtiği meçtiği yok
Bittiği ettiği yok
Söyletme beni şimdi
Say ki ağlamadım çok

“Külliyen yalan” ifadesi, önceki “yalan” kelimesinin etkisini katlayarak artırıyor. Artık ortada küçük bir yalan değil, mutlak bir inkâr var. “Geçtiği meçtiği yok / Bittiği ettiği yok” dizeleriyle, yaşananların ne geçip gittiğini ne de gerçekten bittiğini, aksine hala canlı ve etkili olduğunu vurguluyor. Bu, acının zamanla azaldığına dair genel kanının tam tersi bir duruş. “Söyletme beni şimdi” ise, içinde biriken tüm o bastırılmış duyguların patlama noktasında olduğunu gösteriyor. Eğer konuşursa, tüm gerçekler, tüm gözyaşları ortaya dökülecek. Bu yüzden, ironik bir teslimiyetle “Say ki ağlamadım çok” denilerek, aslında ne kadar çok ağlandığı itiraf edilmiş oluyor. Nazan Öncel ve Manuş Baba’nın bu şarkısı, dinleyicinin ruhunda yankılanan bir çığlık gibi.

Güzelliğin Bedeli: Yanmak ve Dolmak

Şarkının ikinci verse’ü, kaybedilenin değerine odaklanıyor:

Biz öyle çok güzeldik
İçimiz yanmasın mı
Bugün varsak yarın yok
Gözümüz dolmasın mı

“Biz öyle çok güzeldik” dizesi, geçmişteki o parlak, eşsiz döneme duyulan özlemi ve hayranlığı anlatıyor. Bu güzellik, şimdiki acının kaynağı. Bu denli güzel bir şeyin kaybedilmesinin bedeli olarak “İçimiz yanmasın mı” sorusu geliyor. Bu, acının meşruiyetini sorguluyor gibi dursa da, aslında “elbette yanmalı” diyen bir kabulleniş. Hayatın geçiciliği, “Bugün varsak yarın yok” ile vurgulanırken, bu durum, kaybedilenlere duyulan kederin kaçınılmazlığını pekiştiriyor. “Gözümüz dolmasın mı” sorusu da aynı şekilde, yaşanılan bu derin kaybın doğal bir sonucu olarak gözyaşlarının akmasını haklı çıkarıyor. Nazan Öncel ve Manuş Baba’nın “Oldu Bi Şeyler” şarkısı, geçmişin güzelliği ile bugünün acısı arasındaki o ince çizgide dans ediyor.

Kapanış: Özlemin ve Gözyaşının İnkârı

Şarkının son bölümü, inkârı özlemle birleştirerek acının boyutunu genişletiyor:

Geçtiği meçtiği yok
Bittiği ettiği yok
Söyletme beni şimdi
Say ki özlemedim çok
Say ki ağlamadım çok

Tekrar eden “Geçtiği meçtiği yok / Bittiği ettiği yok” ifadeleri, şarkının temel temasını pekiştiriyor: Bu acı geçmedi, bitmedi. “Söyletme beni şimdi” uyarısı, hâlâ kırılgan ve savunmasız olduğunu gösteriyor. Ve son olarak, “Say ki özlemedim çok / Say ki ağlamadım çok” dizeleri, aslında ne kadar derin bir özlem ve ne kadar çok gözyaşı döküldüğünün acı bir itirafı. Bu ironik dilekler, dışarıya karşı takınılan güçlü duruşun ardındaki kırık kalbi gözler önüne seriyor. Nazan Öncel ve Manuş Baba, “Oldu Bi Şeyler” ile dinleyicisine, bitmeyen bir yasın, kabullenilemeyen bir kaybın ve geçmek bilmeyen anıların hikayesini anlatıyor.