
🎵 Nazan Öncel – Demirden Leblebi Sözleri
Söylenmese de olurdu
Ama şimdi söylemek
Söylemek istiyorum
Belki kalbin kırılır
Gözyaşına boğulursun
Gözyaşını sakla
Ben ölürsem ağla
Bunu senle hiç
Hiç konuşmadık biz
Tek tanığım sen
Tek çarem sendin
Beni anlamak istemez miydin
Bu acıyı ben tam yüz sene taşıdım
İçimdeki bu acıyla hamal gibi yaşadım
Şimdi bana sarıl, sadece sarıl
Ve lütfen artık beni dinle
Lanet olası bir gündü
Kapı açıldı ve o geldi
Yüzünde pis bir ifade vardı
Koynunda yılan beslediğin o yatakta
Kardeşime süt veriyordum o anda
Doğru odaya daldı
Ve buyurgan bir sesle
Beni yanına çağırdı
Kolumdan çekip
Kucağına aldı
Otur dedi kısaca
Evet bu öyle sıradan bir gün değildi
Gözyaşlarını sakla
Ben ölürsem ağla
Gözyaşlarını sakla
Ben ölürsem ağla
Sonra bu yana bakma başını çevir derken
Elleri bacaklarımda, geziniyordu anne
Babacığım yapma dedim
Bir hayvan gibi soluyordu
İki bacağının arasında
Beni mengeneye almıştı
Sonra nasıl olduysa
Kurtulmayı başardım
Bir odaya kaçtım
Ve o anda sadece haykırıyordum
Defol, defol git burdan
O kapıyı yumrukluyor
Ben ağlıyorum kardeşim ağlıyordu
Her şey bir kabustu
Her şey bir kabus
Kalbim kırık öleceğim
Bilmem ne halt edeceğim
Kalbim kırık öleceğim
Bilmem ne halt edeceğim
Benim kalbim yaralı
Bu cehennem azabı
Senin kızın hayatla
İşte böyle tanıştı
Baba ne demek anne
Bu kelime bana inan çok yabancı
Çok üzgünüm çok
Çok ne kadar az bir laf
Hiçbir şeyi anlatmaya yetmiyor
Gözyaşlarını sakla
Ben ölürsem ağla
Gözyaşlarını sakla
Ben ölürsem ağla
Artık için rahat olsun
Sen bir meleksin anne
Yediğimiz her lokmayı
Kuruş, kuruş ödedik
Nasıl ödenirmiş öğrendik
Demirden leblebi
Ne yenir nu yutulur
Bazı şeyler belki
Belki unutulur
Unutmak var ya
Demirden leblebi
Demirden leblebi
Demirden
Kalbim kırık öleceğim
Bilmem ne halt edeceğim
Kalbim kırık öleceğim
Bilmem ne halt edeceğim
Kalbim kırık öleceğim
Bilmem ne halt edeceğim
Kalbim kırık öleceğim
Bilmem ne halt edeceğim
Elimden alınan hayatım
Çalınan masumiyetim
Sıkılıyorsa biri kalkıp bir şey söylesin
Dokuz yaşında bir çocuk
Hayatı böyle tanıdı
Annesinin sütü
Babasının çükü
Bu çocuk senin kızındı anne
Nazan Öncel – Demirden Leblebi Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuNazan Öncel, Türk müziğinin en cesur ve derinlikli söz yazarlarından biri. Onun kaleminden çıkan her şarkı, dinleyicisini farklı bir duygu yolculuğuna çıkarır. Ancak bazı şarkılar vardır ki, sadece bir duygu değil, bir yaşamın, bir travmanın ta kendisini anlatır. İşte Nazan Öncel – Demirden Leblebi de tam olarak böyle bir eser. Bu şarkı, sadece bir melodi ve söz yığını değil; anlatılmamış, sindirilmemiş, unutulması imkansız bir acının, bir çocuğun çığlığının kelimelere dökülmüş halidir. Nazan Öncel Demirden Leblebi şarkı sözleri, dinleyeni sarsan, düşündüren ve derinden etkileyen bir hikaye sunuyor.
Söylenmesi Gerekenler ve Saklanan Gözyaşları
Şarkının daha ilk dizeleri, anlatıcının içinde biriktirdiği büyük bir yükü ve bu yükü paylaşmanın getirdiği ikilemi gözler önüne seriyor. Nazan Öncel – Demirden Leblebi, henüz başında bile dinleyiciyi bir sırrın eşiğine getiriyor:
Bu sözler, hem bir itirafın hazırlığı hem de karşı tarafa duyulan bir empatiyi barındırıyor. Anlatıcı, söyleyeceklerinin yıkıcı olabileceğini biliyor, ancak bu yükü daha fazla taşıyamıyor. "Gözyaşını sakla / Ben ölürsem ağla" dizesi ise, acının büyüklüğünü ve belki de ancak ölümle hafifleyebilecek bir ağırlığı işaret ediyor. Yaşananların ağırlığı o kadar büyük ki, gözyaşları bile ancak en son noktada, kaybedilenin ardından akıtılabilecek kadar değerli ve saklanmalı.
İlerleyen dizelerde, bu acının temelindeki iletişim eksikliği ve yalnızlık hissi belirginleşiyor. Nazan Öncel Demirden Leblebi şarkı sözleri bize gösteriyor ki, bu sadece bir kişisel dram değil, aynı zamanda anlaşılamamanın getirdiği bir çaresizlik:
Bu, bir yakarış. En yakınındaki kişiden beklenen anlayışın ve desteğin gelmemesi, anlatıcının sırtındaki yükü daha da ağırlaştırıyor. "Tek tanığım sen / Tek çarem sendin" ifadeleri, güvenilen kişinin hayal kırıklığına uğratmasıyla ortaya çıkan derin bir boşluğu anlatıyor.
Yüz Yıllık Acı ve Lanet Olası Bir Gün
Şarkının en can alıcı noktalarından biri, yaşanan acının zaman içindeki boyutunu ifade ediş biçimi:
"Yüz sene taşıdım" ifadesi, gerçek bir zaman diliminden ziyade, acının kronikleşmiş, ruhu yoran ve hayatı bir "hamal" gibi yaşamaya zorlayan etkisini vurguluyor. Bu, unutulmayan, geçmeyen, her an hissedilen bir yaradır. Bu denli büyük bir acının ardından gelen "Şimdi bana sarıl, sadece sarıl / Ve lütfen artık beni dinle" dileği, tüm çaresizliğe rağmen basit bir insan temasının ve dinlenilmenin özlemini ortaya koyuyor.
Ve sonra, o "lanet olası gün"ün tasviriyle, travmatik olayın kapısı aralanıyor. Nazan Öncel – Demirden Leblebi, bu bölümde dinleyiciyi doğrudan olayın içine çekiyor:
Bu dizelerdeki "o" zamiri, failin kimliğini gizlerken, "pis bir ifade" ve "koynunda yılan beslediğin o yatakta" gibi ifadeler, olayın iğrençliğini ve ihaneti simgeliyor. Kardeşine süt veren bir çocuğun masumiyetiyle, yaşanan korkunç olayın kontrastı, dinleyicinin içini parçalıyor.
Masumiyetin Çalınışı ve "Babacığım Yapma Dedim"
Olayın dehşeti, tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor:
Bu, bir çocuğun iradesinin hiçe sayıldığı, fiziksel ve ruhsal sınırlarının ihlal edildiği bir anın tasviridir. "Buyurgan bir sesle" ve "kolumdan çekip" ifadeleri, güç dengesizliğini ve zorbalığı vurguluyor. Ve sonra, şarkının en sarsıcı, en acı verici anı geliyor. Nazan Öncel Demirden Leblebi şarkı sözleri, bir çocuğun ağzından dökülen bu kelimelerle, suskunluğun perdesini yırtıyor:
Bu dizeler, cinsel istismarın en karanlık ve kabul edilemez gerçeğini, bir babanın kendi çocuğuna yaptığı dehşeti anlatıyor. "Anne" kelimesinin bu bağlamda geçmesi, annenin varlığını, belki de bilgisine rağmen sessizliğini sorgulatıyor. "Babacığım yapma dedim" ise, bir çocuğun çaresiz direnişini, masumiyetinin son çırpınışını ve yaşanan travmanın derinliğini en yalın haliyle ifade ediyor.
Kaçış ve ardından gelen haykırış, yaşanan dehşetin fiziksel ve ruhsal boyutunu tamamlıyor:
"Hayvan gibi soluyordu" ifadesi, failin insanlıktan çıkışını, "mengeneye almıştı" ise çocuğun tamamen savunmasız ve sıkışmış hissini anlatıyor. Kurtulmayı başarması bile, yaşanan travmanın izlerini silmiyor; geriye sadece bir haykırış, bir çığlık kalıyor.
Kırık Kalpler ve "Demirden Leblebi"
Travmanın ardından gelen "Kalbim kırık öleceğim / Bilmem ne halt edeceğim" dizeleri, bir çocuğun dünyasının nasıl paramparça olduğunu, yaşam sevincini ve yönünü kaybettiğini gösteriyor. Nazan Öncel – Demirden Leblebi, bu acıyı "cehennem azabı" olarak niteliyor ve "Senin kızın hayatla / İşte böyle tanıştı" diyerek, yaşananların hayatla tanışma biçimi olduğunu acı bir şekilde vurguluyor. "Baba ne demek anne / Bu kelime bana inan çok yabancı" sözleri ise, "baba" kavramının, bir çocuk için güven ve sevgi sembolü olmaktan çıkıp, korku ve ihanetle eşleştiğini anlatıyor. Kelimelerin yetersizliği, bu acının büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Şarkının sonlarına doğru, "Demirden Leblebi" metaforu tüm ağırlığıyla ortaya çıkıyor:
"Demirden leblebi", yiyip yutulması mümkün olmayan, hazmedilemez bir şeyi ifade eder. Bu, unutulması imkansız olan, sindirilemeyen, yaşam boyu taşınacak olan travmanın ta kendisidir. Nazan Öncel Demirden Leblebi şarkı sözleri, bu metaforla, acının kalıcılığını ve kişinin hayatının bir parçası haline gelişini anlatır.
Şarkı, son dizelerinde tüm öfkesini ve isyanını doruğa çıkarıyor:
Bu sert ve doğrudan ifadeler, çalınan çocukluğun, masumiyetin ve bir ailenin en temel güven bağlarının nasıl yok edildiğini anlatıyor. "Annesinin sütü / Babasının çükü" gibi şok edici bir zıtlık, annelik ve babalık kavramlarının nasıl kirlendiğini, bir çocuğun gözünden ailenin nasıl bir cehenneme dönüştüğünü gösteriyor. "Bu çocuk senin kızındı anne" ifadesi, hem bir suçlama hem de bir çağrı niteliğinde, yaşananların sorumluluğunu ve ağırlığını bir kez daha yüzlere vuruyor.
Nazan Öncel – Demirden Leblebi, sadece bir şarkı değil, bir itiraf, bir çığlık ve toplumsal bir yara izidir. Sözlerindeki her kelime, dinleyicinin ruhunda derin izler bırakır ve unutulması imkansız bir hikayeyi anlatır.