
🎵 Mustafa Ceceli & Yıldız Tilbe – Aşktan Giderken Sözleri
Ne ilk ne sonuncusun
Düşüp de bu tuzağa kaybeden
Kendini terk eder insan
Aslında aşktan giderken
Bi' varmışız, bi' yokmuşuz
Masalmışız, yaş almışız derken
Evet, doğruydu gitmen
Er geç ayrılacaktık zaten
O gönlün oldu mu?
Soğudu mu için?
Bir cevap buldun mu?
Neden, nasıl, niçin?
Bas bas bağır adımı
Duyan yok feryadını
Bağır
Çağır
Al tacını, tahtını
Bin defa, yüz bin defa
Hayır
Hayır
Bas bas bağır adımı
Duyan yok feryadını
Bağır
Çağır
Al tacını, tahtını
Bin defa, yüz bin defa
Hayır
Hayır
Ne yaz ne kışmışım
Bi' bakmışım yalancı baharmışım
Zamanı bölmüşüm, çok ölmüşüm
Ben neler görmüşüm?
Ne varmışım ne yokmuşum
Sanki bitmez bir oyunmuşum
Çığlık çığlığa susmuşum
Ertelenmiş umutmuşum
O gönlün oldu mu?
Soğudu mu için?
Bir cevap buldun mu?
Neden, nasıl, niçin?
Bas bas bağır adımı
Duyan yok feryadını
Bağır
Çağır
Al tacını, tahtını
Bin defa, yüz bin defa
Hayır
Hayır
Bas bas bağır adımı
Duyan yok feryadını
Bağır
Çağır
Al tacını, tahtını
Bin defa, yüz bin defa
Hayır
Hayır
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuMüzik dünyamızın iki usta ismi, Mustafa Ceceli ve Yıldız Tilbe, "Aşktan Giderken" şarkısıyla bizleri aşkın en kırılgan anlarına davet ediyor. Bu şarkı, sadece bir ayrılık türküsü değil, aynı zamanda insanın kendini terk edişinin ve içsel çığlıklarının edebi bir anlatımı. Gelin, "Mustafa Ceceli & Yıldız Tilbe – Aşktan Giderken" şarkı sözlerinin derinliklerine inelim.
Aşkın Tuzağı ve Benliğin Kaybı
Şarkı, daha ilk dizelerden itibaren evrensel bir acıyı dile getiriyor:
Bu sözler, aşkın bir "tuzak" olabileceği fikrini cesurca ortaya koyuyor. Ayrılık anında insanın sadece partnerini değil, aynı zamanda kendi benliğini de geride bıraktığını, adeta bir içsel sürgün yaşadığını vurguluyor. "Aşktan Giderken" teması, bir ilişkinin bitişinin ötesinde, bireyin kimliğindeki derin dönüşümleri ve kayboluşu işliyor.
Masalların Sonu ve Kaçınılmaz Ayrılık
Şarkının bir sonraki bölümü, yaşananların bir "masal" gibi geçici olduğunu ve kaçınılmaz sonu kabullenişi gözler önüne seriyor:
"Bi' varmışız, bi' yokmuşuz" ifadesi, ilişkinin belirsiz doğasını ve gelip geçiciliğini anlatırken, "masalmışız" cümlesi yaşananların gerçeküstü bir rüya gibi sona erdiğini ima ediyor. "Evet, doğruydu gitmen / Er geç ayrılacaktık zaten" kabullenişi, acı bir gerçekliği dile getirirken, aynı zamanda bir tür kadercilik ve kaçınılmazlık hissi barındırıyor. Mustafa Ceceli ve Yıldız Tilbe, bu dizelerle bazı vedaların aslında çok önceden yazıldığını fısıldıyor.
Cevapsız Sorular ve Yalnız Çığlıklar
Şarkının nakaratı, ayrılığın ardından kalan boşluğu ve anlamsızlığı sorguluyor:
Bu sorular, terkedilen tarafın içindeki bitmeyen sorgulamayı ve bir türlü bulunamayan cevapları temsil ediyor. "Neden, nasıl, niçin?" üçlemesi, kayıpla başa çıkmak için gösterilen çaresiz çabayı ve kapanış arayışını mükemmel bir şekilde özetliyor. Ardından gelen bu güçlü ifadeler, çaresizliğin zirvesini gösteriyor:
"Duyan yok feryadını" yalnızlığın derinliğini vurgularken, "Bas bas bağır adımı" bir yandan ötekine ulaşma çabasını, diğer yandan bu çabanın boşunalığını anlatıyor. "Al tacını, tahtını" ise, ilişkideki güç dengesini reddetme ve kendi onurunu koruma arayışını simgeliyor. Tekrarlanan "Hayır", bu acıya ve bitişe karşı gösterilen güçlü bir direniş ve reddediş. Mustafa Ceceli ve Yıldız Tilbe'nin yorumladığı "Aşktan Giderken" şarkısı, bu nakaratla dinleyicinin kalbinde unutulmaz bir yer ediniyor.
Yalancı Baharlar ve Ertelenmiş Umutlar
Şarkının sonlarına doğru sözler, daha da içsel bir sorgulamaya dönüşüyor:
"Yalancı bahar" metaforu, kısa süreli, aldatıcı bir umut veya mutluluk dönemini anlatır ki bu, sonunda daha büyük bir hayal kırıklığına yol açmıştır. "Zamanı bölmüşüm, çok ölmüşüm" ifadesi, yaşanan acıların ve kayıpların kişiyi defalarca öldürüp dirilttiğini gösteriyor. "Çığlık çığlığa susmuşum" ise, bu şarkı sözlerinin en çarpıcı imgelerinden biri. İçsel bir feryatla dışarıya yansıyan bir sessizliği, tarifsiz bir çaresizliği ve kabullenmeyi ifade ediyor. "Aşktan Giderken" şarkısının ruhunda yatan o derin melankoliyi ve insan ruhunun karmaşıklığını yansıtan bu dizelerle, Mustafa Ceceli ve Yıldız Tilbe, dinleyicilerine kendi iç dünyalarına dönüp bakma fırsatı sunuyor.