SanatçıMurat Başaran

🎵 Murat Başaran – Canın Sağolsun Sözleri
Ne verdin aşka?
Ne verdin ki sen?
Islanan bir mendilden başka
Bir anlık meşke harcadın beni
Biraz vicdan olsaydı keşke
Derin kederlere sal beni
Canın sağolsun da kır beni
Sevdamızı yağmura yazdım
Bir serçe üşürken gör beni
Kanadım kırık yüreğim savruk
Yıkmaz beni derdinden başka
Sevdalar buruk insanlar çürük
Sen de masum olsaydın keşke
Derin kederlere sal beni
Canın sağolsun da kır beni
Sevdamızı yağmura yazdım
Bir serçe üşürken gör beni
Kanadım kırık yüreğim savruk
Yıkmaz beni derdinden başka
Sevdalar buruk insanlar çürük
Sen de masum olsaydın keşke..
Kayan yıldızlara say beni
Batan gemilere koy beni
O vefasız taş yüreğinde
Bir çığlık koparken duy beni
Derin kederlere sal beni
Canın sağolsun da kır beni
Sevdamızı yağmura yazdım
Bir serçe üşürken gör beni
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuMüzik, bazen en derin acılarımızın tercümanı, bazen de en karmaşık duygularımızın fısıltısı olur. Murat Başaran’ın duygu yüklü eseri “Canın Sağolsun”, işte tam da bu noktada karşımıza çıkan, aşkın bıraktığı derin izleri ve kabullenişi anlatan bir başyapıt. Bu şarkı, dinleyicisini bir ayrılığın en çarpıcı anlarına taşıyor, yaralı bir kalbin isyanını ve aynı zamanda acı bir kabullenişini samimi bir dille aktarıyor.
Aşkın Muhasebesi ve Beklentilerin Yıkılışı
Şarkının açılış dizeleri, bir ilişkinin muhasebesini yaparken duyulan büyük bir hayal kırıklığını gözler önüne seriyor. “Canın Sağolsun” şarkısının ilk sözleri, partnerine yöneltilen doğrudan bir sorgulamayla başlıyor:
Murat Başaran, burada sevgilinin aşka hiçbir şey katmadığını, aksine yalnızca bir “ıslanan mendil” kadar değer verdiğini, belki de yalnızca gözyaşına sebep olduğunu vurguluyor. “Bir anlık meşke harcadın beni” ifadesi, bu ilişkinin tek taraflı bir eğlence, gelip geçici bir heves olarak görüldüğünü düşündürüyor. Şarkının bu kısmında, beklenen vicdanın olmayışı, kahramanın içindeki boşluğu ve derin üzüntüyü pekiştiriyor.
Kederin Kabullenişi ve Acı Bir Teslimiyet
Nakarat, tüm acıya rağmen bir tür kabulleniş ve hatta meydan okuma içeriyor. Murat Başaran’ın “Canın Sağolsun” şarkısındaki bu dizeler, dinleyiciyi derinden etkiliyor:
“Derin kederlere sal beni” ve “Canın sağolsun da kır beni” ifadeleri, artık acıdan kaçınmak yerine, onu kucaklamaya hazır bir ruh halini yansıtıyor. Bu, pes etmekten ziyade, “ne yaparsan yap, ben buradayım ve dayanacağım” demenin hüzünlü bir yolu. “Sevdamızı yağmura yazdım” metaforu, aşkın geçiciliğini, silinip gidecek oluşunu ancak yine de bir iz bırakma arzusunu simgeliyor. Yağmurla birlikte akıp giden bir sevda, ama yine de var olmuş, yazılmış. “Bir serçe üşürken gör beni” dizesi ise, tüm bu kırılganlığın ortasında bile görülme, fark edilme arzusunu, bir çığlık gibi dile getiriyor. Tıpkı soğukta titreyen savunmasız bir serçe gibi, kahramanın da sevgilisinden son bir kez olsun merhamet veya tanınma beklediğini gösteriyor.
Kırık Kanatlar ve Çürük İnsanlar Arasında Bir Veda
Şarkının ikinci bölümü, kahramanın iç dünyasındaki yıkımı daha da detaylandırıyor:
“Kanadım kırık yüreğim savruk” ifadesi, fiziksel ve ruhsal bir çöküşü anlatıyor. Ancak bu çöküşe rağmen, kahraman güçlü bir direniş gösteriyor; “Yıkmaz beni derdinden başka” diyerek, kendisini asıl yıkan şeyin sadece bu özel acı olduğunu belirtiyor. Bu, diğer tüm zorluklara karşı ayakta durabildiğinin bir kanıtı. “Sevdalar buruk insanlar çürük” genellemesi, yaşanan hayal kırıklığının sadece bu ilişkiye özgü olmadığını, genel bir inanç kaybını yansıttığını gösteriyor. Ve tam da bu noktada, “Sen de masum olsaydın keşke” dileği, sevgilinin masumiyetini yitirmiş olmasının verdiği derin üzüntüyü ve keşkeyi vurguluyor. Bu, Murat Başaran’ın “Canın Sağolsun” şarkısında, idealize edilen aşkın ve insanın gerçek yüzüyle yüzleşmenin acısını işlediği anlardan biri.
Son Bir Çığlık: Duy Beni!
Şarkının son bölümlerine doğru, kahramanın dileği bir isyan olmaktan çıkıp, neredeyse kaderine razı olmuş bir yakarışa dönüşüyor:
“Kayan yıldızlara say beni” ve “Batan gemilere koy beni” ifadeleri, kahramanın kendini kaybolmuşlukla, yok oluşla eş tuttuğunu gösteriyor. Geçici ve yok olmaya mahkum olan her şeyin arasına dahil ediyor kendini. Ancak tüm bu yok oluşun içinde bile, bir umut kırıntısı taşıyor: “O vefasız taş yüreğinde / Bir çığlık koparken duy beni.” Bu, bir kurtarma çağrısı değil, varlığının, çektiği acının, sevgilisinin “taş yüreği”nde bir yankı bulması, en azından bir anlığına da olsa fark edilmesi isteği. Murat Başaran, bu dizelerde aşkın ve acının en son sınırlarını zorlayarak, unutulmuşluğa karşı son bir direniş sergiliyor.
Murat Başaran’ın “Canın Sağolsun” şarkısı, bir ilişkinin bitişinin sadece bir veda olmadığını, aynı zamanda bir muhasebe, bir kabulleniş ve bir iç hesaplaşma olduğunu gösteriyor. Şarkı, acı çeken bir kalbin hem isyanını hem de kırılganlığını ustaca harmanlayarak dinleyicisini derin bir empatiye davet ediyor.