SanatçıMükerrem Kemertaş
ŞarkıHuma Kuşu

🎵 Mükerrem Kemertaş – Huma Kuşu Sözleri
Huma kuşu yükseklerden seslenir
Yar koynunda bir çit suna beslenir beslenir
Sen ağlama kirpiklerin ıslanır
Ben ağlayım ki deli gönül uslanır uslanır
Ben ağlayım ki deli gönül eylen eylen
Sen bağ ol ki ben bahçende gül olum
Layık mıdır yanım yanım kül olum
Sen efendim ben kapında kul olum
Koy desinler bu da bunun kuludur
Koy desinler gülüm eylen eylen
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuMüzik dünyamızın eşsiz seslerinden Mükerrem Kemertaş'ın yorumuyla gönüllere taht kurmuş "Huma Kuşu" şarkısı, sadece bir türküden ibaret değil; derin bir sevda hikayesini, teslimiyeti ve hasreti anlatan edebi bir şaheserdir. Bu şarkının sözleri, dinleyeni zamanın ötesine taşıyan, özlemlerle yoğrulmuş bir aşkın inceliklerini barındırır. Bir şarkı sözü yorumcusu olarak, "Huma Kuşu"nun her dizesinde gizli anlamları keşfetmek, adeta bir hazine avına çıkmak gibi.
Yükseklerden Gelen Bir Aşk Çağrısı
Şarkı, dinleyiciyi hemen mistik bir atmosfere çekiyor:
"Huma kuşu," Türk ve Fars mitolojisinde cennetten geldiğine inanılan, konduğu yere şans ve devlet getiren, talih kuşu olarak bilinen efsanevi bir varlıktır. Yükseklerden seslenmesi, ilahi bir çağrıyı, ulaşılmaz bir ideali veya kaderi fısıldayan bir sesi temsil eder. Bu yüksek ve kutsal çağrının hemen ardından gelen "Yar koynunda bir çit suna beslenir beslenir" dizesi ise, o ilahi çağrının aslında dünyevi, somut bir sevdaya işaret ettiğini gösteriyor. "Suna," zarif ve güzel bir dişi ördek türü olup, halk şiirimizde sevgili için kullanılan bir benzetmedir. "Çit suna" ifadesi, sevgilinin güzelliğinin ve değerinin altını çizerken, onun "yar koynunda" beslenmesi, aşkın en mahrem, en korunaklı ve en değerli yerinde büyüdüğünü, beslendiğini anlatır. Bu, hem sevgilinin varlığının kutsallığını hem de aşkın içsel dünyada nasıl yeşerdiğini vurgular.
Fedakarlık ve Gönül Uslandırma Sanatı
Mükerrem Kemertaş'ın "Huma Kuşu" yorumunda duygusal derinlik, bir sonraki dizelerde doruğa ulaşıyor:
Bu dizeler, sevenin sevilene duyduğu sonsuz fedakarlığı ve merhameti dile getirir. Sevgilinin gözyaşlarının bile kıymetli olduğunu, onun kederlenmesine dayanamadığını ifade eden aşık, kendi acısını ve gözyaşını bir arınma vesilesi olarak görür. "Deli gönül uslanır" ifadesi, aşkın getirdiği fırtınalı, kontrolsüz duyguların ancak bu derin kederle yatışabileceğini, olgunlaşabileceğini anlatır. Aşığın gözyaşları, kendi iç dünyasındaki karmaşayı düzene sokan, gönlünü terbiye eden bir ritüel gibidir. "Eylen eylen" tekrarı ise, bu gönülün kederle bir süre oyalanması, bu acıyla baş başa kalması gerektiğini, belki de bu şekilde huzur bulacağını ifade eder. Bu, Mükerrem Kemertaş'ın sesinde bir ağıt gibi yükselen, ancak aynı zamanda umut barındıran bir kabulleniştir.
Koşulsuz Teslimiyetin İfadesi
"Huma Kuşu" şarkısının sözleri, aşkın en saf ve en teslimiyetçi halini sergiliyor:
Bu metaforlar, aşığın sevgilisine olan koşulsuz bağlılığını ve kendini tamamen adamasını gözler önüne serer. "Sen bağ ol ki ben bahçende gül olum" dizesi, aşığın varlığını sevgilinin varlığına adaması, ondan beslenmesi ve onunla anlam bulması demektir. Sevgili, hayat veren bir bahçe, aşık ise o bahçenin en güzel çiçeği, varlığı tamamen o bahçeye bağlı. "Layık mıdır yanım yanım kül olum" sorusu, bu denli yoğun bir sevdanın, insana yaşattığı acı ve yıpranmanın sorgulanması gibi görünse de, aslında bu aşkın ne denli yakıcı olduğunu, aşığın bu uğurda kül olmaya bile hazır olduğunu gösterir. "Sen efendim ben kapında kul olum" ifadesi ise, aşkın en yüce teslimiyetini simgeler. Aşık, sevgilisini "efendi" olarak yüceltirken, kendini onun "kapısında kul" olarak tanımlar. Bu, kölelik anlamında değil, mutlak bir saygı, sadakat ve adanmışlık ifadesidir. Son olarak, "Koy desinler bu da bunun kuludur" ve "Koy desinler gülüm eylen eylen" dizeleri, aşığın dış dünyanın yargılarını hiçe saydığını, sevgilisine olan bağlılığını gururla taşıdığını ve bu durumdan asla utanmadığını haykırır. "Gülüm" hitabı ise, bu derin teslimiyetin içinde bile var olan şefkati ve samimiyeti koruduğunu gösterir. Mükerrem Kemertaş'ın bu şarkıda anlattığı aşk, hem coşkulu hem hüzünlü, hem yakıcı hem de huzur veren, karmaşık ve büyüleyici bir duygular yumağıdır.