
🎵 Mevlüt Can Kaplan – Teşkilat Türküsü Sözleri
Yaşasın ırkımız
Çin'e bedel kırkımız
Söylenir türkümüz
Çağlardan çağlara
Yürü, yürü, yürü, yürü, yürü
Yolumuz uzun
Dağları bürü bürü
Düşmanların kahrolsun
Koş yürü, yürü, yürü, yürü
Yolumuz uzun
Gökbörü börü börü
Düşmanların kahrolsun
Turan'dır yurdumuz
Genç Atsızlar ordumuz
Ulusun kurdumuz
Dağlardan dağlara
Yürü, yürü, yürü, yürü, yürü
Yolumuz uzun
Dağları bürü bürü
Düşmanların kahrolsun
Koş yürü, yürü, yürü, yürü
Yolumuz uzun
Gökbörü börü börü
Düşmanların kahrolsun
Yalan kürsüleri yıkıp yerine
Sehpaları kuracağız and olsun!
Haini, soysuzu iki kaşının
Ortasından vuracağız and olsun!
Çaresiyiz kanayan her yaranın
Birliğini göreceğiz Turan'ın
Ya da Türk'e yâr olmayan dünyanın
Eksenini kıracağız and olsun!
Hastane yolunda doğan bebeğin
Üstüne beyaz kar yağan bebeğin
Kırkı çıktığı gün donan bebeğin
Hesabını soracağız and olsun!
Aldanmadan makamlara, kürklere
Yoldaş olup saray basan kırklara
Turan adlı nazlı gelin Türklere
Yâr olunca duracağız and olsun!
Gerçek kılıp ecdatların düşünü
Geri alıp her bir mezar taşını
Reziller eğerken rezil başını
Huzura biz varacağız and olsun!
Dönmeden geriye
Selam kutlu ülküye
Milliyetçi Türkiye
Altay'dan Tuna'ya
Yürü, yürü, yürü, yürü, yürü
Yolumuz uzun
Dağları bürü bürü
Düşmanların kahrolsun
Koş yürü, yürü, yürü, yürü
Yolumuz uzun
Gökbörü börü börü
Düşmanların kahrolsun
Olacak, olacak
Sönmeden en son ocak
Çekilir kara sancak
Turan'a Turan'a
Yürü, yürü, yürü, yürü, yürü
Yolumuz uzun
Dağları bürü bürü
Düşmanların kahrolsun
Koş yürü, yürü, yürü, yürü
Yolumuz uzun
Gökbörü börü börü
Düşmanların kahrolsun
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuMevlüt Can Kaplan – Teşkilat Türküsü Sözleri: Bir Ülkü Yürüyüşünün Destansı Seslenişi
Müzik, bazen sadece bir melodi değil, aynı zamanda bir duruşun, bir inancın ve bir hareketin de sesi olur. Mevlüt Can Kaplan’ın dillere pelesenk olan ve geniş kitlelere ulaşan Teşkilat Türküsü de tam olarak böyle bir eser. Bu türkü, sadece bir şarkı olmanın ötesinde, içinde barındırdığı güçlü anlamlar ve edebi derinlikle dikkat çekiyor. Sözlerine baktığımızda, köklü bir tarih bilinci, geleceğe dair bir idealizm ve kararlı bir duruşun izlerini görüyoruz.
Kadim Bir Mirasın ve Yürüyüşün Başlangıcı
Şarkının ilk dizeleri, dinleyiciyi doğrudan bir aidiyet ve güç duygusuyla karşılıyor:
Burada “ırkımız” ifadesi, geniş bir kültürel ve etnik kimliğe vurgu yaparken, “Çin’e bedel kırkımız” dizesi, sayısal azlığa rağmen nitelik ve cesaret bakımından üstün olunduğu inancını yansıtıyor. Bu, tarih boyunca Türk destanlarında sıkça rastlanan “azın çokluğu” mitini çağrıştırıyor. “Söylenir türkümüz çağlardan çağlara” ifadesi ise bu kimliğin ve mücadelenin zamandan bağımsız, ebedi bir nitelik taşıdığını, bir miras olarak nesilden nesile aktarıldığını dile getiriyor. Mevlüt Can Kaplan, bu girişle dinleyiciyi köklü bir geçmişin ve devam eden bir varoluşun içine çekiyor.
Ardından gelen nakarat, bir nevi marş niteliği taşıyor:
Bu tekrarlayan “Yürü” emri, bir azmi, bitmeyen bir yolculuğu ve kararlılığı simgeliyor. “Yolumuz uzun” ifadesi, hedefe ulaşmanın kolay olmadığını, sabır ve sebat gerektirdiğini belirtiyor. “Dağları bürü bürü” dizesi, engellerin aşılacağını, zorlukların üstesinden gelineceğini ve düşmanların karşısında durulamayacağını ifade eden güçlü bir metafor. “Düşmanların kahrolsun” ise doğrudan bir dilek ve beddua niteliğinde, net bir duruş sergiliyor.
Nakaratın devamında “Gökbörü börü börü” ifadesiyle mitolojik bir gönderme yapılıyor:
“Gökbörü”, Türk mitolojisindeki kurt figürüne yapılan bir atıf. Bu, Türk milletinin kadim sembollerinden biri olan kurdun yol göstericiliğini, liderliğini ve savaşçı ruhunu temsil ediyor. Mevlüt Can Kaplan, bu imgeyle dinleyicinin aidiyet duygusunu pekiştiriyor ve onlara güçlü bir kimlik sunuyor.
Turan İdeali ve Keskin Bir And İçme
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, ülkücü ideolojinin temel taşlarından biri olan “Turan” kavramı net bir şekilde ortaya konuyor:
“Turan’dır yurdumuz” dizesi, sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırlarını değil, tüm Türk coğrafyasını kapsayan büyük bir birleşme hayalini işaret ediyor. “Genç Atsızlar ordumuz” ifadesi, Atsız’ın mirasına sahip çıkan, genç ve dinamik bir neslin bu ideali taşıdığını vurguluyor. “Ulusun kurdumuz dağlardan dağlara” ise bu idealin coğrafi sınır tanımadığını ve geniş bir alana yayıldığını simgeliyor.
Şarkının en keskin ve iddialı bölümlerinden biri, “and olsun” ifadeleriyle pekiştirilen dizelerle geliyor:
Bu dizeler, mevcut düzenin yozlaşmış ve “yalan” olduğunu düşünen bir bakış açısını sergiliyor. “Yalan kürsüleri yıkıp yerine sehpaları kuracağız” ifadesi, var olan sisteme karşı radikal bir değişim ve sert bir adalet arayışının sözü. “Haini, soysuzu iki kaşının ortasından vuracağız” ise vatan haini olarak görülen kişilere karşı acımasız bir tavır ve kesin bir cezalandırma vaadi taşıyor. Bu sert dil, Mevlüt Can Kaplan’ın Teşkilat Türküsü’nün ideolojik duruşunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Devamında ise hem bir çözüm vaadi hem de küresel bir meydan okuma söz konusu:
“Çaresiyiz kanayan her yaranın” ifadesi, kendilerini milletin sorunlarına çözüm bulacak tek güç olarak konumlandırıyor. “Birliğini göreceğiz Turan’ın” bir kez daha büyük ülküye olan bağlılığı pekiştirirken, “Türk’e yâr olmayan dünyanın eksenini kıracağız” dizesi, dünya düzenini bile kendi idealleri doğrultusunda değiştirme arzusunu ve kararlılığını gösteriyor. Bu, küresel ölçekte bir meydan okuma ve bağımsız bir duruş sergileme isteğidir.
Geçmişin acılarından hesap sorma ve geleceğe dair bir vizyon da bu kısımda işleniyor:
Bu dizeler, geçmişte yaşanan acıları, mağduriyetleri ve haksızlıkları unutmayacaklarını, bunların hesabını soracaklarını vurguluyor. Özellikle “hastane yolunda doğan”, “kar yağan” ve “donan bebek” imgeleri, yaşanan dramların derinliğini ve toplumsal hafızadaki yerini gösteriyor. Bu acıların intikamı veya adaleti, Teşkilat Türküsü’nün ana motivasyon kaynaklarından biri olarak sunuluyor.
Şarkı, son bölümlerinde de bu kararlı duruşu sürdürüyor:
“Makamlara, kürklere aldanmama” vurgusu, iktidar hırsından ve kişisel çıkarlardan uzak durarak, ideallere sadık kalma çağrısıdır. “Saray basan kırklar” ifadesi, Türk mitolojisindeki veya efsanelerindeki kahramanlık hikayelerine gönderme yaparak, cesaret ve fedakarlık ruhunu yüceltiyor. “Turan adlı nazlı gelin Türklere yâr olunca duracağız” ise Turan ülküsünün nihai hedef olduğunu ve bu hedefe ulaşılana kadar mücadelenin devam edeceğini açıkça belirtiyor. Mevlüt Can Kaplan’ın bu güçlü sözleri, bir davanın yılmaz bekçisi olma arzusunu ortaya koyuyor.
Kutlu Bir Ülkü ve Nihai Hedef
Şarkı, kararlılık ve inançla sona yaklaşıyor:
“Dönmeden geriye” ifadesi, geri adım atmayacaklarını, yollarından dönmeyeceklerini net bir şekilde ifade ediyor. “Selam kutlu ülküye” ise bu yüce ideolojiye olan bağlılığı ve saygıyı gösteriyor. “Milliyetçi Türkiye Altay’dan Tuna’ya” dizesi, hem Türkiye Cumhuriyeti’nin milliyetçi bir kimlikle var olmasını hem de Türk coğrafyasının en doğusundan (Altay Dağları) en batısına (Tuna Nehri) uzanan geniş bir etki alanını hedefliyor. Bu, Mevlüt Can Kaplan’ın Teşkilat Türküsü’nün coğrafi ve ideolojik vizyonunu özetliyor.
En son kısımlarda ise gerçekleşecek olan büyük vizyon bir kez daha vurgulanıyor:
“Olacak, olacak” tekrarları, bu hedeflere ulaşılacağına dair sarsılmaz bir inancı yansıtıyor. “Sönmeden en son ocak” ifadesi, Türk milletinin varlığı devam ettiği sürece bu mücadelenin süreceğini, umutların tükenmeyeceğini anlatır. “Çekilir kara sancak Turan’a Turan’a” dizesi, nihai zaferi ve Turan ülküsünün gerçekleşmesini simgeliyor. “Kara sancak”, bazen savaşın ve zaferin, bazen de bir davanın simgesi olarak kullanılır ve burada bu büyük idealin nihai başarıya ulaşacağının habercisidir. Mevlüt Can Kaplan’ın Teşkilat Türküsü, bu güçlü ve sembolik imgelerle dinleyicisine bir çağrı ve bir vaat sunuyor.