
🎵 Mehmet Elmas & Yener Çevik – Sakinim Sözleri
Biz yağmur beklerken dolu yağdı
Girdiğim yolun elbet sonu vardı
Yaralarımı kendim sardım
Ben gidiyom şimdi helallik aldım
Ben gidiyom şimdi helallik aldım
Sakinim içime kapanık olmaya alıştım
Senden sonra küs olduğum bu dör duvarla barıştım
Hayatla yarıştım lan o kalbinde çalıştım
Evinde otur dedikçe sen ortamlara karıştın
Triplerle savaştım dört duvarın arasında
İnsan oğlu y*rak gibi k*hpelik var kanında Senin aşk dediğin olay o p*çin altında
Mutlu mesut yaşatır seni baba parasıyla
Düştüm gene dalgaya
Kafam çok güzel benim ve git başımdan gönme geri sende yalansın
Bende kapıldım salak gibi gözlerine
Saçma gelir duygularım yosun tutan kalbine
Derdime dert olmadı bulutla indim aşağı
Seni benden alacak adamın yeter mi lan t*şşağı
Ağlamak yasak bana söz verdim babama
Anlamadığın bu aşkıma şahit olsun Adana
Yıkılacak diye beklenen İstanbul gibiyim
Yaksanızda bitmeyen orman gibiyim
Gecenin dördünde şişenin dibiyim
Ölü Deniz çarşaf bende tütün giyim
Kimine göre deliyim aklınızı alın gidin
Ben hala kiracıyım senin miras lan evin
Ailemiz hariç kimseye etmeyiz yemin
Gökkuşağı hasmımız çünkü kurşini zemin
Daha demin bakıştık bi itle yüz yüze
İstersen atalım kim kimden yerse
Hiç çalışmadık derse diplomamız yok
Ben buraya içimi döktüm hiç kimsemiz yok
Anlam taşıyan bakışların bana bakınca hep yalan
Kim suçlu bu aşkta lan neydi senden arda kalan
Bir senaryo düşle şimdi kalbinse taş figüran
Filim bitti yarıda kaldı sendin aşkı hiçe Sayan
Sabah olmadan çıkıp gelsen söyle nolur yani
Benim verdiğim sevginin onda birini sana verdiler mi
Ve sonra dayım gitti kaybettim her şeyimi
Elimden gitti her şey anne tutamadım hiç birini
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuMehmet Elmas & Yener Çevik – Sakinim: Yitik Bir Ruhun Çığlığı
Mehmet Elmas ve Yener Çevik’in ortak çalışması “Sakinim”, sokakların, kaybedişlerin ve içsel fırtınaların keskin bir yansıması. Bu şarkı, dinleyiciyi derin bir melankoli ve isyanın ortasına çekerek, anlatıcının yaşadığı çetin deneyimleri adeta iliklerine kadar hissettiriyor. “Sakinim” adının aksine, sözlerdeki her kelime, bastırılmış bir öfkenin ve kabullenilmiş bir yalnızlığın izlerini taşıyor. Gelin, bu çarpıcı sözlerin ardındaki anlam katmanlarını birlikte keşfedelim.
Beklenmedik Fırtınalar ve Yalnız Yürüyüş
Şarkının açılışı, hayatın beklenmedik darbelerini ve bu darbelerle başa çıkma mücadelesini sert bir dille ortaya koyuyor:
Bu dizeler, beklentilerin boşa çıkışını ve kaderin acımasızlığını metaforik bir dille anlatıyor. “Yağmur beklerken dolu yağması”, umut edilenin tam tersiyle karşılaşmayı, hayatın acı sürprizlerini simgeliyor. Mehmet Elmas & Yener Çevik, bu girişle, yolun sonuna gelmiş, yaralarını kendi sararak olgunlaşmış bir karakterin vedasını ilan ediyor. Helallik alma eylemi, bir kapanışın, belki de zorunlu bir ayrılığın habercisi.
İçsel Savaşlar ve Dört Duvarın Gölgesi
“Sakinim” şarkısının adını veren kısım, aslında bir kabullenişi, bir teslimiyeti ifade ediyor:
Anlatıcı, içine kapanıklığı bir savunma mekanizması olarak benimsemiş. “Dört duvarla barışmak”, zorunlu yalnızlığın ve terk edilmişliğin getirdiği kabullenişi gösteriyor. Eski bir aşkın ardından yaşanan bu içe dönüş, aynı zamanda o aşk için verilen mücadeleyi de hatırlatıyor: “Hayatla yarıştım lan o kalbinde çalıştım.” Ancak bu çaba, karşı tarafın umursamazlığıyla (“Evinde otur dedikçe sen ortamlara karıştın”) sonuçlanmış, derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Mehmet Elmas & Yener Çevik – Sakinim, bu dizelerle bir ilişkinin dinamiğini ve acı sonunu gözler önüne seriyor.
Aşkın Yüzü ve Toplumsal Gerçekler
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, aşk ve insan doğasına dair sert bir eleştiri göze çarpıyor:
Bu kısım, anlatıcının insanlara ve aşka olan güvenini tamamen yitirdiğini gösteriyor. “Triplerle savaşmak”, içsel çatışmaları ve belki de geçmişin hayaletleriyle boğuşmayı anlatır. Aşkın, maddiyatla, sahte ilişkilerle ve çıkarlarla kirlenmiş bir kavram olarak sunulması, derin bir hayal kırıklığının ve acı bir tecrübenin sonucudur. Mehmet Elmas & Yener Çevik, burada toplumsal gerçeklere ve insan ilişkilerinin yozlaşmışlığına dair keskin bir eleştiri getiriyor.
Tekrarlayan Hatalar ve Umutsuz Aşk
Anlatıcının kırılganlığı ve aynı hatalara düşme eğilimi de Sakinim şarkısında belirgin:
“Düştüm gene dalgaya” ifadesi, tekrarlayan bir döngüyü, belki de bağımlılıkları veya kaçış yollarını ima eder. Ancak bu durumun farkındalığıyla birlikte gelen bir isyan da var: “git başımdan gönme geri sende yalansın.” Eski sevgiliye duyulan öfke ve hayal kırıklığı, kendi saflığına duyulan kızgınlıkla birleşiyor: “Bende kapıldım salak gibi gözlerine.” Bu, Mehmet Elmas & Yener Çevik’in sözlerinde sıkça rastlanan, kendine dönük eleştirinin ve pişmanlığın bir yansımasıdır. “Yosun tutan kalp”, duygusuzlaşmış, katılaşmış bir kalbi tasvir ederken, anlatıcının derin duygularının karşılıksız kalışını vurguluyor.
Sonsuz Bir Direniş ve Adana’nın Şahitliği
Şarkının bu bölümü, anlatıcının direnişini ve aşkına olan bağlılığını sert bir dille ifade ediyor:
Anlatıcı, acısına ortak olamayan dünyaya meydan okurken, aşkının sahiplenici ve gözü kara yanını ortaya koyuyor. “Ağlamak yasak bana söz verdim babama” dizesi, gururun ve verilen bir sözün ağırlığını taşırken, aynı zamanda erkeklik algısıyla da ilişkilendirilebilir. Adana’nın şahitliği ise, bu aşkın sıradan olmadığını, coğrafyanın ve aidiyetin derinliğinde kök saldığını vurguluyor. Mehmet Elmas & Yener Çevik – Sakinim, bu dizelerle sadece kişisel bir hikaye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda kültürel referanslarla da zenginleşiyor.
Yıkılmayan Ruh ve Kırık Hayatlar
Şarkının son bölümleri, anlatıcının iç dünyasının karmaşıklığını ve yaşam mücadelesini daha da derinleştiriyor:
Burada anlatıcı, kendini yıkılması beklenen ama direnen İstanbul’a ve yakılsa da bitmeyen bir ormana benzeterek, içsel gücünü ve direncini ifade ediyor. Ancak bu direnç, bir bedel karşılığında geliyor: “Gecenin dördünde şişenin dibiyim.” Bu, yalnızlığın ve çaresizliğin getirdiği kaçışları simgeliyor. Mehmet Elmas & Yener Çevik, bu güçlü imgelerle, dışarıdan güçlü görünen bir ruhun içindeki derin yaraları ortaya koyuyor.
Anlatıcı, toplumun kendisi hakkındaki yargılarına aldırış etmezken, bir yandan da sınıfsal farklılıklara ve adaletsizliklere dikkat çekiyor: “Ben hala kiracıyım senin miras lan evin.” Bu, hayatın sunduğu eşitsizlikleri ve bu duruma karşı duyulan öfkeyi gösteriyor. “Gökkuşağı hasmımız çünkü kurşini zemin” dizesi, umut ve renklerin sembolü olan gökkuşağının, anlatıcının gri, kasvetli dünyasına tezat oluşturduğunu ve bu yüzden bir düşman gibi algılandığını anlatır. Mehmet Elmas & Yener Çevik – Sakinim, bu dizelerle sadece aşk acısını değil, aynı zamanda varoluşsal bir hayal kırıklığını da dile getiriyor.
Bu dizeler, biten bir ilişkinin muhasebesini yapıyor. Karşı tarafın sahteliği ve duygusuzluğu (“kalbinse taş figüran”) vurgulanırken, aşkın tek taraflı bir fedakarlıkla sürdüğü ve sonunda hiçe sayıldığı eleştirisi yapılıyor. Mehmet Elmas & Yener Çevik, bu metaforik anlatımla, bir ilişkinin nasıl bir senaryoya dönüştüğünü ve aşkın nasıl bir tiyatro sahnesinde son bulduğunu çarpıcı bir şekilde ifade ediyor.
Şarkının son dizeleri, bir yandan hala süregelen bir özlemi dile getirirken (“Sabah olmadan çıkıp gelsen söyle nolur yani”), diğer yandan da büyük bir hayal kırıklığını ve derin bir kaybı ortaya koyuyor. “Benim verdiğim sevginin onda birini sana verdiler mi” sorusu, ilişkinin dengesizliğini ve anlatıcının fedakarlığını vurguluyor. Ancak asıl vurucu nokta, dayı kaybıyla gelen ve her şeyin elden gitmesiyle sonuçlanan derin kişisel trajedi. “Elimden gitti her şey anne tutamadım hiç birini” feryadı, tüm bu isyanın, öfkenin ve direnişin ardındaki çaresizliği ve çocuksu bir teslimiyeti gözler önüne seriyor. Mehmet Elmas & Yener Çevik – Sakinim, bu son sözlerle, bir bireyin yaşamındaki kırılma noktalarını ve bu kırılmaların getirdiği derin acıyı ustaca aktarıyor.