SanatçıMehmet Balaman

🎵 Mehmet Balaman – Beyaz Gelinlik Sözleri
Yine kapatmışsın gülüm perdeni
Gözüm pencerende asılı kaldı
Bana mı darıldın evde mi yoktun
Parmağım zilinde basılı kaldı
Ayak seslerini duyamıyorum
Kızacağım amma kıyamıyorum
Kuşkum var hayıra yoramıyorum
Sevincim içinde kusur kaldı
Niye yaptın böyle ettin delilik
Bu nisan ayında evlenecektik
Benden istediğin beyaz gelinlik
Aldım valizimde basılı kaldı
Sordum buralardan gitti dediler
Galiba sevdanız bitti dediler
Sana çok intizar etti dediler
Sesim boğazımda kısılı kaldı
Şaşırdım şimdi ben ne yapacağım
Yokluğuna nasıl dayanacağım
Soranlara neler anlatacağım
Adımız banklarda yazılı kaldı
Niye yaptın böyle ettin delilik
Bu nisan ayında evlenecektik
Benden istediğin beyaz gelinlik
Aldım valizimde basılı kaldı
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuHer şarkı, bir hikaye fısıldar; bazıları ise avazı çıktığı kadar bağırır, dinleyenin yüreğine işler. Mehmet Balaman'ın “Beyaz Gelinlik” şarkısı da tam olarak böyle bir eser. Dinlerken, sadece bir melodi değil, derin bir özlem, pişmanlık ve hayal kırıklığıyla örülü bir ağıt duyarsınız. Bu şarkı, terk edilmişliğin, bekleyişin ve yıkılan umutların en dokunaklı anlatımlarından biri.
Penceredeki Göz, Zildeki Parmak: Bir Bekleyişin Anatomisi
Şarkı, dinleyiciyi doğrudan bir sahnenin içine çekiyor:
Bu dizeler, bir ayrılığın ya da terk edilişin hemen öncesini, o belirsizlik anını resmediyor. "Yine kapatmışsın gülüm perdeni" ifadesi, bu durumun ilk kez yaşanmadığını, belki de ilişkinin zaten sallantıda olduğunu düşündürüyor. Ancak asıl vurgu, öznenin çaresiz bekleyişinde. "Gözüm pencerende asılı kaldı" ve "Parmağım zilinde basılı kaldı" imgeleri, bir umut kırıntısına tutunma çabasını, sevgilinin geri dönme ihtimaline duyulan inancı ve giderek artan endişeyi çok güçlü bir şekilde dile getiriyor. Sevgiliye duyulan o saf merak, "Bana mı darıldın evde mi yoktun" sorusunda kendini gösteriyor; öfke değil, sadece bir açıklama arayışı.
Kuşkuların Gölgesinde Kalan Sevincim
Bekleyişin sessizliği, içsel bir çatışmayı da beraberinde getiriyor:
Mehmet Balaman, burada sevgilinin yokluğunun yarattığı boşluğu "Ayak seslerini duyamıyorum" dizesiyle pekiştiriyor. Bu sessizlik, sadece fiziksel bir yokluk değil, aynı zamanda ilişkinin geleceğine dair duyulan derin bir endişenin de habercisi. "Kızacağım amma kıyamıyorum" dizesi, aşkın ve şefkatin, kırgınlığın önüne geçişini, sevginin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Ancak "Kuşkum var hayıra yoramıyorum" ifadesi, bu şefkatin yerini yavaş yavaş kara bulutların aldığını, kalpteki iyi niyetin bile bu belirsizliği alt edemediğini anlatıyor. "Sevincim içinde kusur kaldı" ise, yaşanan her güzel anın, içinde bir eksiklik, bir gedik barındırdığını, belki de bu sonun kaçınılmaz olduğunu hissettiriyor.
Valizde Kalan Beyaz Gelinlik: Yıkılan Hayaller
Şarkının kalbine oturan, en vurucu bölüm ise nakarat:
Bu dizeler, Mehmet Balaman'ın "Beyaz Gelinlik" şarkısının ana temasını oluşturuyor. Sevgilinin gidişi, anlatıcı için "delilik" olarak nitelendiriliyor; anlaşılmaz, mantıksız ve kabul edilemez bir davranış. "Bu nisan ayında evlenecektik" cümlesi, ilişkinin ciddiyetini, evlilik gibi büyük bir hayalin eşiğinde olduklarını ortaya koyuyor. Ancak en can yakıcı imge, "Benden istediğin beyaz gelinlik / Aldım valizimde basılı kaldı." dizesinde gizli. Beyaz gelinlik, masumiyetin, yeni başlangıçların ve ömür boyu sürecek bir aşkın simgesidir. Ancak burada, valizde "basılı kalmış" olması, sadece bir elbisenin değil, tüm o hayallerin, umutların ve geleceğin de bir bavula sıkışıp kaldığını, asla gerçekleşmeyeceğini haykırıyor. Bu, sadece bir eşyanın değil, bir ömrün heba oluşunun metaforu.
Boğazda Kısılı Kalan Ses: Gerçeğin Acı Yüzü
Gerçek, acımasız bir şekilde yüzüne çarpıyor:
Anlatıcının arayışı, çevresinden aldığı haberlerle son buluyor. "Gitti dediler," "Sevdanız bitti dediler" cümleleri, dışarıdan gelen, soğuk ve kesin bir yargıyı temsil ediyor. Ancak "Sana çok intizar etti dediler" dizesi, hikayeye yeni bir boyut katıyor. Bu, sevgilinin gidişinin tek taraflı bir "delilik" olmadığını, belki de anlatıcının da bir kusurunun olduğunu, sevgilisini beklettiğini veya hayal kırıklığına uğrattığını ima ediyor. Bu bilgi, anlatıcının iç dünyasında bir şok yaratıyor ve "Sesim boğazımda kısılı kaldı" ifadesiyle doruğa ulaşıyor. Bu, sadece bir şaşkınlık değil, aynı zamanda derin bir pişmanlık, çaresizlik ve artık hiçbir şey söyleyemeyecek olmanın verdiği ağırlığı simgeliyor.
Banklarda Yazılı Kalan Adlar: Bir Aşkın Anıtı
Kayboluşun ardından kalanlar ise yürek burkuyor:
Mehmet Balaman, burada terk edilmişliğin ardından gelen boşluğu ve çaresizliği ustaca işliyor. "Şaşırdım şimdi ben ne yapacağım," "Yokluğuna nasıl dayanacağım" soruları, sadece sevgilinin değil, aynı zamanda kendi kimliğinin de kaybolduğunu hissetmenin derin hüznünü ifade ediyor. "Soranlara neler anlatacağım" ise, toplumsal baskının, başarısız bir aşkın getirdiği utancın ve açıklama yapma zorunluluğunun ağırlığını gösteriyor. Şarkının en dokunaklı imgelerinden biri ise "Adımız banklarda yazılı kaldı" dizesidir. Bu, bir zamanlar paylaşılan anıların, halka açık yerlerdeki o masum işaretlerin, şimdi kaybolmuş bir aşkın sessiz anıtları haline geldiğini anlatıyor. Yazılı kalan adlar, sadece birer isim değil, silinmeyecek bir geçmişin ve asla gerçekleşmeyecek bir geleceğin acı birer hatırası.
Mehmet Balaman'ın "Beyaz Gelinlik" şarkısı, sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda insan ruhunun kırılganlığını, hayallerin nasıl bir anda suya düşebileceğini ve geride kalanların o acı dolu bekleyişini anlatan, zamansız bir eser.