
🎵 Maya Perest – Yok Bana Bu Cihanda Sözleri
Daimîdir sürgünüm
Hasret benim ocağım
Gurbet benim evimdir
Yok bana bu cihanda bir yer
Bana bu cihanda bir yer
Bana bu cihanda yoktur, aman
Yok bana bu cihanda bir yer
Bana bu cihanda bir yer
Şu koca cihanda yoktur, aman
Deva değil derd oldum
Gül değil diken oldum
Canan iken el oldum
Yok bana bu cihanda bir yâr
Bana bu cihanda bir yâr
Bana bu cihanda yoktur, aman
Yok bana bu cihanda bir yâr
Bana bu cihanda bir yâr
Şu koca cihanda yoktur, aman
İnsan hiç değişmez mi?
Derdi gücü hep yalan
Gözü doyar toprakla
Yok bana bu cihanda bir dost
Bana bu cihanda bir dost
Bana bu cihanda yoktur, aman
Yok bana bu cihanda bir eş
Bana bu cihanda kardeş
Bana bu cihanda yoktur, aman
Gezdim tozdum saz ile
Derdim' dedim gâm ile
Dinlemedin sen bile
Yok bana bu cihanda bir ses
Bana bu cihanda bir ses
Bana bu cihanda yoktur, aman
Yok bana bu cihanda bir yer
Bana bu cihanda bir yer
Bana bu cihanda yoktur, aman
Yok bana bu cihanda bir yer
Bana bu cihanda bir yer
Şu koca cihanda yoktur, aman
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuAidiyetsizlik ve Sonsuz Gurbet Hissi
Şarkı, dinleyeni ilk mısralardan itibaren hüzünlü bir atmosfere çekiyor: Bu dizeler, "Yok Bana Bu Cihanda" şarkısının temelini oluşturan aidiyetsizlik hissini çok güçlü bir şekilde ifade ediyor. Şairane bir yaklaşımla, kişinin varoluşsal bir sürgünlük içinde olduğunu, hasretin adeta evi, ocağı haline geldiğini görüyoruz. Gurbet, bir yer değil, bizzat kişinin yaşam alanı, evi olarak tanımlanıyor. Bu, fiziksel bir uzaklıktan ziyade, ruhsal bir yabancılığı, hiçbir yere ait olamama durumunu anlatıyor. Maya Perest, bu dizelerle dinleyicisine kendini evrende bir gezgin gibi hisseden bir ruhun portresini sunuyor.Cihanda Bir Yer Arayışı ve Yoksunluk
Şarkının nakaratı, bu hissin zirveye ulaştığı an: "Yok Bana Bu Cihanda" nakaratı, bir çığlık, bir feryat niteliğinde. Kişi, bu koca dünyada kendine bir yer bulamamanın, tutunacak bir dalı olmamanın acısını dile getiriyor. "Aman" kelimesi, bu yoksunluğun getirdiği çaresizliği ve yakarışı güçlendiriyor. Bu, sadece bir mekan arayışı değil, aynı zamanda varoluşsal bir boşluğun ifadesi; bir anlam, bir amaç ya da basitçe bir aidiyet noktası bulamama hali.Dönüşen İlişkiler ve Kaybolan Kimlikler
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, bu aidiyetsizlik hissi kişilerarası ilişkilere de yansıyor: Bu mısralar, kişinin kendini nasıl dönüştürdüğünü, belki de istemeden çevresindekilere dert olduğunu, şifa yerine acı verdiğini anlatıyor. Güzellik ve zarafetin sembolü olan gülden, acı veren dikene dönüşmek; sevgili (canan) iken yabancı (el) olmak... Bu dizeler, kişinin kendi içindeki değişimi ve bu değişimin ilişkiler üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Bu dönüşüm, "Yok Bana Bu Cihanda" diyen ruhun kendini neden yalnız hissettiğini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Ardından gelen "Yok bana bu cihanda bir yâr" tekrarı, bu yalnızlığın romantik ilişkilerdeki karşılığını vurguluyor.İnsanlara Duyulan Hayal Kırıklığı
Şarkının bir diğer güçlü teması, insanlara duyulan derin hayal kırıklığıdır: Burada, insan doğasına dair acı bir gözlem var. İnsanların değişmezliği, çıkarcılığı ve dünyevi hırsları eleştiriliyor. "Gözü doyar toprakla" ifadesi, insan hırsının ancak ölümle son bulacağını, bu dünyada hiçbir şeyle tatmin olamayacağını metaforik bir şekilde anlatıyor. Bu derin hayal kırıklığı, kişinin "Yok bana bu cihanda bir dost", "Yok bana bu cihanda bir eş", "Yok bana bu cihanda kardeş" demesine yol açıyor. Maya Perest, bu mısralarla sadece romantik değil, her türlü insani bağdan yoksun kalmanın acısını dile getiriyor.Duyulmayan Ses ve Yalnızlığın Derinliği
Şarkının sonlarına doğru, kişinin çabaları ve bunların karşılıksız kalışı işleniyor: Bu dizeler, kişinin acılarını, dertlerini sazıyla, müziğiyle dile getirme çabasını gösteriyor. Sanat aracılığıyla bir iletişim kurma, anlaşılma arayışı var. Ancak bu çaba bile sonuçsuz kalıyor; "Dinlemedin sen bile" ifadesi, en yakınından bile beklenen anlayışın gelmediğini, sesinin duyulmadığını vurguluyor. Bu durum, "Yok bana bu cihanda bir ses" cümlesiyle zirveye ulaşıyor. Maya Perest'in bu eseri, bireyin kendi iç dünyasında ne kadar yalnız olabileceğini, sesinin ne denli yankısız kalabileceğini dokunaklı bir şekilde anlatıyor. Maya Perest'in "Yok Bana Bu Cihanda" şarkısı, sadece bir melodi olmaktan öte, varoluşsal bir sorgulama, derin bir yalnızlık ve aidiyetsizlik hissinin edebi bir dışavurumudur. Şarkı, dinleyicisine kendi iç dünyasına dönüp, bu koca evrende kendini nerede konumlandırdığını sorgulatıyor. Tüm bu mısralar, hayatın karmaşası içinde bir yer bulmaya çalışan her ruhun aynası niteliğinde.