SanatçıKibariye

🎵 Kibariye – Ah Çocuk Sözleri
Ah çocuk, sana nasıl kıydılar?
Yaz günü karakış yaşattılar…
O karagözlerine bakamadılar,
Bir yudum sevgiyi çok gördüler…
Oyuncağın kaldı köşe başında,
Düşlerin yarım, bir masal içinde…
Sokaklar suskun, gece karanlık,
Sesini duyan yok mu, neredesin sen?
Ah çocuk, sana nasıl kıydılar?
Yaz günü karakış yaşattılar…
O karagözlerine bakamadılar,
Bir yudum sevgiyi çok gördüler…
Küçük ellerinde umut büyürdü,
Şimdi soğuk rüzgar seni üşütür mü?
Giden dönmez artık, bunu iyi bilirim,
Ama ah çocuk, seni hiç unutmadım…
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuKibariye – Ah Çocuk: Yürek Burkan Bir Çığlığın Edebi Yorumu
Kimi şarkılar vardır, notalarıyla değil, sözleriyle ruhunuza işler. Kibariye’nin yorumladığı “Ah Çocuk” da tam olarak böyle bir eser. Bu şarkı, sadece bir melodi değil, aynı zamanda derin bir acının, kaybedilmiş bir masumiyetin ve unutulmayan bir feryadın edebi dışavurumu. Her dizesi, dinleyenin yüreğinde yankılanan bir çığlık, bir ağıt niteliğinde.
Masumiyetin Çalınışı: Yaz Günü Karakış
Kibariye’nin “Ah Çocuk” şarkısı, dinleyiciyi doğrudan bir dramanın içine çekiyor. Şarkının açılış dizeleri, tarifsiz bir haksızlığa ve vicdansızlığa işaret ediyor:
Bu sözler, bir çocuğa yapılan tarifsiz kötülüğü, adeta bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor. “Sana nasıl kıydılar?” sorusu, hem bir haykırış hem de bir isyan barındırıyor. Burada bahsedilen kıyım, fizikselden öte, ruhsal bir yıkıma işaret ediyor olabilir. En can alıcı metafor ise “Yaz günü karakış yaşattılar” dizesinde gizli. Yaz, sıcaklık, neşe ve yaşamın sembolüyken, karakış; soğuk, ölüm ve çaresizlik demektir. Bir çocuğun en masum, en neşeli olması gereken döneminde, ona bu denli büyük bir acının yaşatılması, zamanın ve doğanın akışına aykırı, akıl almaz bir trajedidir. Kibariye’nin bu sözleri yorumlayışı, acının derinliğini katbekat artırıyor.
Gözlerdeki Hüzün ve Esirgenen Sevgi
Şarkının ilerleyen kısımlarında, çocuğun masumiyeti ve ona reva görülen ihmal daha da belirginleşir:
“O karagözlerine bakamadılar” ifadesi, çocuğun saf ve yargılayıcı olmayan bakışlarının, ona kötülük edenlerin vicdanını rahatsız ettiğini düşündürüyor. Belki de bu bakışlar, suçluluk duygusuyla yüzleşememenin bir göstergesidir. En temel insani ihtiyaç olan sevginin, “bir yudum” dahi olsa esirgenmesi, bu durumun vahametini gözler önüne seriyor. Kibariye’nin “Ah Çocuk” eserinde vurguladığı bu nokta, sadece fiziksel şiddeti değil, aynı zamanda duygusal yoksunluğu ve ihmali de hedef alıyor. Bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şefkatin, en acımasız şekilde elinden alınışı, dinleyeni derinden sarsıyor.
Yarım Kalan Düşler ve Suskun Sokaklar
Kibariye’nin “Ah Çocuk” şarkısının ikinci bölümü, kaybedilen çocukluğun ve biriken çaresizliğin sembolleriyle dolu:
Köşe başında bırakılan oyuncak, yarıda kalmış bir hayatın, aniden kesilen bir oyunun, artık geri dönmeyecek bir çocuğun en somut hatırasıdır. Bu oyuncak, sadece bir eşya değil, aynı zamanda bir çocukluğun yitirilmişliğinin acı bir sembolüdür. “Düşlerin yarım, bir masal içinde” ifadesi, çocuğun hayallerinin, umutlarının tamamlanamadan, belki de acımasız bir gerçeğin içinde bir masal gibi kaybolup gittiğini anlatır. Bu masal, mutlu sonla bitmeyen, trajik bir hikayeye dönüşmüştür.
Çocuğun yokluğunda sokaklar bile suskunlaşmış, etrafı saran karanlık, bu trajedinin yarattığı umutsuzluğu pekiştirmiştir. “Sesini duyan yok mu, neredesin sen?” sorusu, hem bir arayış hem de bir acziyetin ifadesidir. Bu, sadece bir çocuğun kaybına değil, aynı zamanda toplumun bu tür acılara karşı duyarsızlığına da bir gönderme olabilir. Kibariye’nin bu dizeleri yorumlarkenki içtenliği, kaybolan masumiyetin ardından yükselen feryadı daha da güçlendiriyor. “Ah Çocuk” şarkısı, dinleyeni bu karanlık tablo karşısında çaresiz bırakırken, aynı zamanda bir vicdan muhasebesine davet ediyor.
Unutulmayan Bir Hatıra ve Sonsuz Bir Veda
Şarkının son bölümü, hem bir kabulleniş hem de bir söz verme niteliği taşıyor. Kibariye, “Ah Çocuk” ile sadece acıyı değil, aynı zamanda bu acının kalıcılığını da dile getiriyor:
“Küçük ellerinde umut büyürdü” dizesi, çocuğun potansiyeline, geleceğe dair taşıdığı umutlara vurgu yapar. Ancak “Şimdi soğuk rüzgar seni üşütür mü?” sorusu, çocuğun artık fiziksel acılardan etkilenip etkilenmediğini sorgulayarak, onun artık bu dünyada olmadığını ima eder. Bu, kaybedilmiş bir cana duyulan derin özlemin ve çaresizliğin en dokunaklı ifadesidir.
Bu kapanış dizeleri, trajik bir gerçeğin kabullenişini içerir: “Giden dönmez artık, bunu iyi bilirim.” Bu, acımasız bir kesinliktir. Ancak şarkının asıl tesellisi ve mesajı son dizede yatar: “Ama ah çocuk, seni hiç unutmadım…” Bu söz, kaybolan çocuğun anısının, anlatıcının kalbinde sonsuza dek yaşayacağının bir garantisidir. Kibariye’nin “Ah Çocuk” yorumu, acının ve kaybın derinliğini yansıtırken, aynı zamanda insan ruhunun unutmaya direnen, anıları yaşatan gücünü de ortaya koyuyor. Bu şarkı, sadece bir çocuğun hikayesi değil, aynı zamanda unutulmaz acıların ve sonsuz bir sevginin destanıdır.