
🎵 İmpala – İhtiyar Sözleri
Geçenlerde bana alelade bir sohbetin içinde yaşımı sordular (Ya)
Biraz düşünüp dedim ki
Doğmak istemezdim bana bi' şans verselerdi (Yeah)
Yanımda duranlar ne istediğimi görselerdi
Failleri belli, çok hayalim örselendi
İnan, gözüm titremezdi yanı başımda ölselerdi
Ya, gözümün içine bakma öyle
Sanki nefret ele geçirdi beni ve dedi ki "Bırak her şeyi, şarkı söyle"
Ah, zoruma giden her şеy
Ve sonumu getiren hеrkes için dedi ki "Toparlan ve şarkı söyle"
Zamanın namlusu şakaklarımda
Uyanmak seninle sonbahar sabahlarında
Mutlu anılarınsa resmi var sokaklarımda
Yaşadığım şu otuz yılın derdi var sakallarımda
Ah, palazlanır öfkem
Güneş doğdu çoktan ama Tanrı şahit azalmadı gölgem
İçinde umut yoksa o eve bi' daha dönmem
Kolay bi' hayat sürmedim ki kolay kolay ölmem
Ben 30'luk ihtiyarım
Ne ki ruhumun ihtiyacı?
Gülerim bazen ben
İyiyim zannederler
Yine senden çok uzağım
Ama yoktur durdurağım
Gidelim madem, gel
İyilik kaybederken (Ah)
Kahrın yerini aldı şimdilerde bir umut
Gökyüzünden güldü bana suratı kirli bir bulut
Kötüye dair her ne varsa birdenbire unuttum
Gözüm gibi baktığım bütün gülleri kuruttum
Bütün külleri avuttum, sanki av'cumun içinde
Birden görünür oldu ilham perisi farklı bir biçimde
Saat gece 5'te, hem de sade renkli bir resimde
"Neden beni seçtin?" diye sordum bir telaş içimde
Baktı kanlı gözleriyle, bir hesabı varmış ben'le
Dedi ki bana "Bir karanlık her yanını sarmış"
Dedim "Ait olmadığım bir hayat adanmış"
Yıkasam çıkar mı sanki? Üstümdeki kanmış
Bizim çocuklar da beni yaşıyorum sanmış
İnsan soluk alıp vermeyi de yaşamak mı saymış?
Gözün kapalı fedakârlık en büyük hataymış
Sevip de sevilmemek en büyük yaraymış
Ben 30'luk ihtiyarım
Ne ki ruhumun ihtiyacı?
Gülerim bazen ben
İyiyim zannederler
Yine senden çok uzağım
Ama yoktur durdurağım
Gidelim madem, gel
İyilik kaybederken
İmpala – İhtiyar Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör Yorumuİmpala’nın ‘İhtiyar’ Şarkısı: Ruhun Zamansız Yorgunluğu ve Varoluşsal İsyanı
İmpala’nın ‘İhtiyar’ şarkısı, dinleyiciyi derin bir melankoliye ve varoluşsal bir sorgulamaya davet ediyor. Sanatçı, yaşının genç olmasına rağmen taşıdığı ruhsal yükü, hayatın getirdiği hayal kırıklıklarını ve içsel isyanını çarpıcı imgelerle dile getiriyor. Bu şarkı, modern insanın gizli acılarına, dışarıya yansıttığı sahte iyi haline ve iç dünyasındaki fırtınalara bir ayna tutuyor.Hayata Karşı Bir Reddiye: ‘Doğmak İstemezdim’
Şarkının açılışında, alelade bir sohbetin içinde sorulan yaş sorusu, İmpala’yı derinden düşündürüyor ve şu cevabı vermesine neden oluyor: Bu dizeler, sadece bir yaş sorgulaması değil, aynı zamanda varoluşa karşı köklü bir itirazı barındırıyor. “Doğmak istemezdim” ifadesi, İmpala’nın hayatın getirdiği yükleri ne denli ağır hissettiğini ve belki de hiç var olmamayı dileyecek kadar yorulduğunu gösteriyor. “Failleri belli, çok hayalim örselendi” cümlesi, hayal kırıklıklarının somut sebepleri olduğunu ve bu hayallerin acımasızca çiğnendiğini vurguluyor. Öfkesinin ve acısının boyutunu “gözüm titremezdi yanı başımda ölselerdi” gibi sert bir ifadeyle dile getirmesi, yaşadığı travmaların onu ne denli duygusal olarak katılaştırdığını ortaya koyuyor. Bu içsel fırtınanın ortasında, İmpala’nın ruhundan yükselen bir ses onu uyarıyor: Bu kısım, müziğin İmpala için bir kaçış, bir ifade biçimi ve hatta bir direniş aracı olduğunu gösteriyor. Nefret ve acı, onu yok etmek yerine, “Toparlan ve şarkı söyle” diyerek bir nevi katharsis yaşamasına, duygularını sanata dönüştürmesine yönlendiriyor.Zamanın Yükü ve Otuz Yıllık Derdin İzleri
İmpala’nın ‘İhtiyar’ şarkısı, zamanın acımasızlığını ve yaşanmışlıkların izlerini de ele alıyor: “Zamanın namlusu şakaklarımda” ifadesi, geçen zamanın yarattığı baskıyı, ölümlülük bilincini ve belki de kaçırılan fırsatların ağırlığını hissettiriyor. Otuz yaşındaki birinin “sakallarında dert olması”, fiziksel yaşından çok ruhsal yorgunluğunu, yani şarkıya adını veren “ihtiyar” ruh halini temsil ediyor. Geçmişteki “mutlu anıların” sadece birer “resim” olarak sokaklarda kalması ise, o anlara duyulan özlemi ve artık ulaşılamaz oldukları hissini pekiştiriyor. İmpala, tüm bunlara rağmen direnişini şu sözlerle ifade ediyor: Bu cümle, yaşadığı zorlukların onu güçlendirdiğini, kolay kolay pes etmeyeceğini, aksine bu deneyimlerden beslenerek ayakta kalacağını haykırıyor.’30’luk İhtiyar’ın Çelişkili Çığlığı: İmpala’dan Bir Nakarat
Şarkının nakaratı, İmpala’nın içsel çelişkisini ve dış dünyaya sunduğu imajı en net şekilde ortaya koyuyor: “Ben 30’luk ihtiyarım” dizesi, şarkının ana temasını özetliyor: genç bedende yaşlı bir ruh. Bu ruhun “ihtiyacı” ise belirsiz, bulunamayan bir boşluk. İmpala, dışarıdan bakıldığında “Gülerim bazen ben, iyiyim zannederler” diyerek, toplumsal beklentiler doğrultusunda takındığı maskeyi ifşa ediyor. İç dünyasındaki acı ve yorgunluk, dışarıya yansıttığı sahte iyi halle çelişiyor. “Yine senden çok uzağım” ifadesi, geçmişteki bir kişi, bir anı veya kaybedilmiş bir idealden uzaklaşmayı işaret ederken, “yoktur durdurağım” cümlesi durmaksızın devam eden bir arayışı ya da kaçışı anlatıyor. “İyilik kaybederken” çağrısı ise, dünyadaki adaletsizliğe ve kötülüğe karşı bir serzenişi ve bu duruma rağmen bir yolculuğa çıkma isteğini barındırıyor.Umut ve Keder Arasında Bir Hesaplaşma
İmpala’nın ‘İhtiyar’ şarkısının ikinci bölümü, karanlığın içindeki bir umut arayışını ve bu umudun karmaşık doğasını gözler önüne seriyor: Buradaki “kirli bir bulut”tan gelen umut, saf ve aydınlık bir umut değil, aksine buruk, şüpheli bir ışık. İmpala, kötüye dair her şeyi unutmaya çalışsa da, kendi elleriyle “gözü gibi baktığı bütün gülleri kurutması”, bir tür kendini sabote etme ya da acıların kaçınılmaz bir sonucu olarak değerli olanı kaybetme metaforu olabilir. Şarkı, ilham perisinin beklenmedik ve karanlık bir biçimde ortaya çıkışıyla devam ediyor: Bu diyalog, İmpala’nın iç dünyasındaki karanlıkla yüzleştiğini gösteriyor. İlham perisi, ona “bir karanlık her yanını sarmış” diyerek, içsel bunalımını teyit ediyor. İmpala’nın cevabı ise daha da vurucu: “Ait olmadığım bir hayat adanmış / Yıkasam çıkar mı sanki? Üstümdeki kanmış.” Bu, kendi seçimi olmayan bir yaşamın yükünü taşıdığını ve bu hayatın üzerindeki lekenin, bir “kan” gibi, asla temizlenemeyecek kadar derin olduğunu anlatıyor. Şarkının son dizeleri, yaşamın anlamını sorgulayan ve fedakarlıkların acı sonuçlarını dile getiren evrensel bir acıyı yansıtıyor: İmpala, etrafındakilerin kendisini “yaşıyor” zannetmesini eleştirerek, sadece nefes alıp vermenin yaşamak olmadığını vurguluyor. Bu, İmpala’nın ‘İhtiyar’ şarkısındaki en keskin varoluşsal sorulardan biri. Son olarak, “gözü kapalı fedakârlık” ve “sevip de sevilmemek” gibi deneyimlerin insan ruhunda açtığı en derin yaralardan bahsetmesi, şarkının acı ve hayal kırıklığıyla dolu mesajını tamamlıyor. Bu dizeler, İmpala’nın yaşadığı onca acının ve olgunlaşmanın birer sonucu olarak edindiği hayat derslerini bizlere sunuyor. İmpala’nın ‘İhtiyar’ şarkısı, genç bir bedende kadim bir ruhun çığlığını, içsel çatışmalarını ve hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmesini sanatın diliyle aktaran güçlü bir eser olarak akıllarda yer ediyor.