SanatçıHüseyin Turan

🎵 Hüseyin Turan – Edremit’in Gelini Sözleri
Edremit'in gelini kınalamış elini
Edremit'in gelini kınalamış elini
Sarmaya doyamadım o incecik belini
Hoştur cilvesi cilvesi elmaslı fesi
Sarmaya doyamadım o incecik belini
Hoştur cilvesi cilvesi elmaslı fesi
Edremit'in bağına duman çökmüş dağına
Edremit'in bağına duman çökmüş dağına
Huriler çadır kurmuş cennetin ayağına
Hoştur cilvesi cilvesi elmaslı fesi
Huriler çadır kurmuş cennetin ayağına
Hoştur cilvesi cilvesi elmaslı fesi
Hoştur cilvesi cilvesi elmaslı fesi
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuHüseyin Turan – Edremit’in Gelini Sözleri: Bir Aşkın ve Cennetin İzleri
Hüseyin Turan’ın o eşsiz sesiyle hayat bulan türküler, Anadolu’nun ruhunu derinden yansıtır. Bugün, “Edremit’in Gelini” türküsünün sözlerine dalıp, bu eserden yükselen aşkın, güzelliğin ve coğrafyanın şiirsel anlatımını birlikte keşfedeceğiz. Hüseyin Turan’ın yorumladığı bu eser, sadece bir ağıt ya da sevda türküsü değil, aynı zamanda bir coğrafyanın, bir geleneğin ve bir kadının portresidir. Edremit’in Gelini, dinleyeni adeta Ege’nin o bereketli topraklarına, zeytin ağaçlarının gölgesine taşıyan bir melodiye sahip.
Edremit’in Gelini: Güzelliğin Kına İle Mührü
Türkü, daha ilk dizeden dinleyiciyi Edremit’in o mistik atmosferine çekiyor. Sanatçı Hüseyin Turan, “Edremit’in Gelini” derken, aslında bir bölgenin, bir kültürün ve o kültürün en zarif temsilcilerinden birinin hikayesini fısıldıyor.
Bu dizeler, gelinin ellerine yakılan kınanın sadece bir süs olmadığını, aynı zamanda bir geçişin, bir vedanın ve yeni bir başlangıcın sembolü olduğunu hatırlatıyor. Kına, Anadolu kültüründe saflığın, bereketin ve adanmışlığın nişanesidir. Edremit’in gelini, bu ritüelle hem güzelliğini taçlandırır hem de kültürel bir mirasın taşıyıcısı olur. Bu tekrar, gelinin bu özel anının önemini ve zihinlerde bıraktığı kalıcı etkiyi pekiştirir. Hüseyin Turan’ın bu türküyü yorumlayışı, bu derin anlamı dinleyicinin kalbine işler ve “Edremit’in Gelini sözleri” arayan herkesi bu duygu yoğunluğuna ortak eder.
İncecik Bel ve Elmaslı Fes: Aşkın ve Zarafetin Simgeleri
Türkünün ilerleyen dizeleri, aşığın gözünden gelinin fiziksel cazibesini ve zarafetini anlatmaya devam ediyor. Bu, sadece yüzeysel bir beğeniden öte, derin bir hayranlığı ve tutkuyu barındırır.
“Sarmaya doyamadım o incecik belini” ifadesi, aşığın sevgiliye duyduğu bitmek bilmez özlemi ve kavuşma arzusunu net bir şekilde ortaya koyar. “İncecik bel” imgesi, geleneksel güzellik algısında zarafetin ve nahifliğin bir sembolüdür. Bu, bir estetik beğeninin ötesinde, sevgiliye duyulan şefkatin ve bağlılığın da bir göstergesidir. Ardından gelen “Hoştur cilvesi cilvesi elmaslı fesi” dizesi, gelinin sadece fiziksel güzelliğiyle değil, aynı zamanda cilvesiyle, yani nazıyla, edasıyla, çekiciliğiyle de büyülediğini anlatır. “Cilvesi cilvesi” tekrarı, bu çekiciliğin ne denli yoğun ve etkileyici olduğunu vurgular. “Elmaslı fes” ise, gelinin zenginliğini, değerini ve belki de toplum içindeki statüsünü vurgulayan, ışıltılı bir detaydır. Bu fes, sadece bir aksesuar değil, gelinin parıltılı kişiliğinin ve güzelliğinin bir yansımasıdır. Hüseyin Turan’ın Edremit’in Gelini türküsündeki bu tasvirler, dinleyiciyi adeta o anın içine çeker ve bu özel kadının ruhunu hissettirir.
Edremit’in Cennet Coğrafyası ve Huriler
Türkü, gelinin güzelliğinden Edremit’in doğal güzelliklerine doğru bir geçiş yaparak, aşkın ve güzelliğin sadece insana özgü olmadığını, coğrafyanın da bu büyülü atmosfere katkıda bulunduğunu gösterir.
“Edremit’in bağına duman çökmüş dağına” dizeleri, Edremit’in o eşsiz dağlık ve yeşil coğrafyasını gözler önüne serer. Duman ya da sis, bu doğal güzelliğe mistik, gizemli ve bir o kadar da romantik bir hava katar. Bu, sadece bir manzara tasviri değil, aynı zamanda o coğrafyanın ruhunu yansıtan, derinlikli bir imgedir. Bu atmosfer, gelinin güzelliğiyle birleşerek türkünün büyüsünü artırır. Bu dizelerin tekrarı, Edremit coğrafyasının bu puslu, gizemli ve büyüleyici atmosferinin ne denli etkileyici olduğunu pekiştirir. Hüseyin Turan’ın Edremit’in Gelini şarkısındaki bu betimlemeler, dinleyicinin zihninde canlı tablolar oluşturur.
En çarpıcı imgelerden biri de “Huriler çadır kurmuş cennetin ayağına” dizesidir. Huriler, İslam mitolojisinde cennetle ilişkilendirilen, eşsiz güzellikteki varlıklardır. Onların Edremit’in dağlarına, yani “cennetin ayağına” çadır kurması, Edremit’in adeta yeryüzündeki bir cennet köşesi olduğunu vurgular. Bu, gelinin güzelliğinin sadece dünyevi değil, aynı zamanda ilahi bir boyuta sahip olduğunu da düşündürür. O, bu cennetvari ortamın en değerli parçasıdır. Türkü, bu ilahi güzelliği tekrar gelinin “cilvesi” ve “elmaslı fesi” ile birleştirerek, dünyevi ve uhrevi olanı bir araya getirir. Bu son dizelerin tekrarı, gelinin çekiciliğinin ve değerinin türkünün ana teması olduğunu bir kez daha vurgular. Hüseyin Turan’ın Edremit’in Gelini sözleri, böylesine zengin bir anlam katmanına sahiptir ve dinleyicisine hem bir aşk hikayesi hem de bir coğrafya destanı sunar.
“Hüseyin Turan – Edremit’in Gelini” türküsü, sadece bir aşk hikayesi anlatmakla kalmaz, aynı zamanda bir bölgenin kültürel zenginliğini, doğal güzelliklerini ve insanının ruhunu da yansıtır. Bu türkü, dinleyeni Edremit’in o eşsiz atmosferine, kına kokulu ellere, elmaslı fesin parıltısına ve cennetvari dağlarına götüren bir zaman tünelidir. Hüseyin Turan’ın bu yorumuyla, Edremit’in Gelini, Türk halk müziğinin eşsiz eserlerinden biri olarak hafızalara kazınır.