
🎵 Hasret Gültekin – Bir İnsan Ömrünü Sözleri
Bir insan ömrünü neye vermeli
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yolda kalanda bir yürüyende bir
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yolda kalan da bir, yürüyen de bir
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yolda kalan da bir, yürüyen de bir
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yüreğim ürperir kapı çalınsa
Esleyen yelimden hile sezerler
Yüreğim ürperir kapı çalınsa
Esleyen yelimden hile sezerler
Künyeler kazınır demir sandıkta
Savrulup gidiyor ömür dediğin
Künyeler kazınır demir sandıkta
Savrulup gidiyor ömür dediğin
Dışı eli yakar, içi de seni
Sona eklenmeli sözün incesi
Dışı eli yakar, içi de seni
Sona eklenmeli sözün incesi
Ayrılık gününü kör dereleri
Bölünüp gidiyor nehir dediğin
Ayrılık gününü kör dereleri
Bölünüp gidiyor nehir dediğin
Bir insan ömrünü neye vermeli
Para mı, onur mu, taş dikenli yol
Bir insan ömrünü neye vermeli
Para mı, onur mu, taş dikenli yol
Ağacın köküne inmek mi yoksa
Çırpınıp duruyor yaprak dediğin
Ağacın köküne inmek mi yoksa
Çırpınıp duruyor yaprak dediğin
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuHasret Gültekin’in “Bir İnsan Ömrünü” Şarkısı: Varoluşun Derin Sorgulaması
Hasret Gültekin’in eşsiz yorumuyla kulaklarımıza ulaşan “Bir İnsan Ömrünü” şarkısı, dinleyeni derin bir varoluşsal sorgulamanın içine çekiyor. Sözleriyle her bir dizesi ayrı bir felsefi katman barındıran bu eser, insan yaşamının kırılganlığını, seçimlerin ağırlığını ve zamanın acımasız akışını şiirsel bir dille ele alıyor. Sanatçının müziğiyle bütünleşen bu sözler, dinleyenin kendi hayatına dönüp bakmasına vesile oluyor.
Ömür Dediğin: Bir Akışın Tüketimi
Şarkının açılış dizeleri, hemen herkesin zihninde yankılanan o temel soruyu cesurca ortaya koyar:
Bu dizeler, hayatın hızla akıp giden doğasını ve insanın bu akış karşısındaki çaresizliğini gözler önüne seriyor. “Harcanıp gidiyor ömür dediğin” ifadesi, zamanın sadece geçmekle kalmayıp, bir tüketim nesnesi gibi tükenip gittiğini vurgular. En çarpıcı olan ise “Yolda kalanda bir yürüyende bir” tespiti. Hedeflerine ulaşmaya çalışanla, yolda takılıp kalan arasında varoluşsal bir fark olmadığını, her ikisinin de aynı sona doğru ilerlediğini ima eder. Hasret Gültekin, bu dizelerle hayata dair çabalarımızın nihai sonucunun, zamanın karşısında anlamsızlaşabileceği ihtimalini düşündürüyor.
İçsel Ürperti ve Dışsal Algı
Şarkı, kişisel hassasiyetlere ve dış dünyayla olan ilişkiye dair keskin gözlemlerle devam ediyor:
Burada, bireyin iç dünyasındaki kırılganlık ve dışarıdan gelen her türlü müdahaleye karşı duyulan korku hissediliyor. “Kapı çalınsa” ifadesi, beklenmedik bir olayın, bir yargılamanın veya bir yüzleşmenin sembolü olabilir. Daha da acı verici olan ise “Esleyen yelimden hile sezerler” dizesidir. Bu, kişinin en doğal, en masum hallerinin bile yanlış anlaşılabileceği, samimiyetin sorgulanabileceği bir paranoya halini yansıtır. Hasret Gültekin, bu sözlerle insanların birbirine karşı beslediği şüpheyi ve bireyin kendini sürekli savunma ihtiyacını dile getiriyor.
Zamanın Tozlu Sandıkları ve Nehirlerin Ayrılığı
Hayatın izleri ve kaçınılmaz sonlar, bir sonraki bölümde metaforik bir dille işlenir:
“Künyeler”, kimlikleri, anıları veya kaderi simgelerken, “demir sandık” geçmişi, unutulmuşlukları veya değişmez gerçekleri çağrıştırır. Bu sabit kayıtlara rağmen ömrün “savrulup gitmesi”, bireysel izlerin bile zamanın karşısında nasıl dağılıp kaybolduğunu gösterir. Ardından gelen dizeler ise ilişkilerin ve akışın kırılganlığını vurgular:
Nehir, genellikle hayatın ve sürekliliğin sembolüyken, burada “bölünüp gidiyor”. “Kör dereleri” ise ayrılığın nedenlerini, fark edilmeyen engelleri veya kaçınılmaz sonları temsil eder. Bu, güçlü bağların, kesintisiz görünen akışların bile nasıl parçalanıp dağılabileceğine dair hüzünlü bir tespittir. Hasret Gültekin, “Bir İnsan Ömrünü” şarkısında, yaşamın döngüsündeki bu ayrılıkların kaçınılmazlığını incelikle işler.
Hayatın Seçimleri: Para, Onur ya da Taş Dikenli Yol
Şarkı, başlangıçtaki o büyük soruya geri dönerek, somut seçenekler sunar:
Bu üç seçenek, insan hayatındaki temel değer çatışmalarını özetler: Maddi kazanç (para), ahlaki duruş ve saygınlık (onur) veya zorluklarla dolu, mücadeleci bir yaşam (taş dikenli yol). Hasret Gültekin, bu soruyu tekrar sorarak dinleyiciyi kişisel değerlerini sorgulamaya davet eder. Hangi yolun daha anlamlı olduğu, her bireyin kendi vicdanında yanıtlaması gereken bir sorudur.
Kökler ve Yapraklar: Derinlik mi, Yüzey mi?
Şarkının son dizeleri, bir başka büyük ikilemle kapanır:
“Ağacın köküne inmek”, derinlemesine bir anlayışı, temel gerçekleri arayışı, sağlam bir duruşu veya köklerine bağlılığı temsil eder. Buna karşılık, “çırpınıp duruyor yaprak dediğin” ifadesi, hayatın yüzeyindeki gelip geçici telaşları, sürekli değişen koşullar altında savrulan bireyi veya derinlikten yoksun bir varoluşu anlatır. Hasret Gültekin’in “Bir İnsan Ömrünü” şarkısı, bu son dizeyle, insanın hayatta derinlik mi arayacağı yoksa yüzeyde mi kalacağı sorusunu güçlü bir şekilde ortaya koyar. Bu, aslında tüm yaşamın bir özeti gibidir: kök salmak mı, yoksa rüzgarda savrulmak mı?
Bu derinlikli eser, Hasret Gültekin’in sadece bir müzisyen değil, aynı zamanda bir düşünür ve şair olduğunu bir kez daha kanıtlar. “Bir İnsan Ömrünü” dinlerken, her birimizin kendi ömrünü neye verdiğini ve bu ömrün nasıl “harcanıp gittiğini” yeniden düşündüğümüz kaçınılmaz bir gerçektir.