Harim - Döndüm Deliye Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Harim 📅 2026 🕒 26 Şub 2026
Harim – Döndüm Deliye video

🎵 Harim – Döndüm Deliye Sözleri

[Giriş: Harim]
Döndüm deliye, yoksun diye her gün
Dirildim her sabah, akşamlarda öldüm
Dünden kalan aşk kırıntısıyla doydum
Şükretmek zor, döndüm deliye

[Verse 1: Harim]
Döndüm deliye, ölsün diyemem
Dönsen bana ne fark eder? Gülmem bi' kere
Suskunum, kendimi gömdüm evime
Zaman acıyla yoğrulur, dönmez geriye

[Nakarat: Harim]
Döndüm deliye, yoksun diye her gün
Dirildim her sabah, akşamlarda öldüm
Dünden kalan aşk kırıntısıyla doydum
Şükretmek zor, döndüm deliye

[Verse 2: Allame]
Sana dönmek zor, bıraktığın kalp kırıkları ve depresyon
Sanki zaman geçmiyor, hеp aynı anı yaşıyorum
Vicdanının mahkemesi olmuş engizе son
Bu dört duvar yuva değil, bi' bakım evi
Korktuğun şeye dönüştürdü yokluğun beni
Kendi yüreğinin çölünde gezen bedevi
Acılar hep orjinaldir, bunun yok eşi benzeri (Ha)

[Nakarat: Harim]
Döndüm deliye, yoksun diye her gün
Dirildim her sabah, akşamlarda öldüm
Dünden kalan aşk kırıntısıyla doydum
Şükretmek zor, döndüm deliye
Döndüm deliye, yoksun diye her gün
Dirildim her sabah, akşamlarda öldüm
Dünden kalan aşk kırıntısıyla doydum
Şükretmek zor, döndüm deliye

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu
Sanatçının ruh hallerini, iç dünyasındaki fırtınaları dışa vuran şarkı sözleri, çoğu zaman birer edebi metin gibidir. Harim'in "döndüm deliye" isimli şarkısı da tam olarak böyle bir etki yaratıyor. Bu şarkı, dinleyicisini derin bir yalnızlık ve çaresizlik girdabına çekiyor, ancak bunu yaparken bir yandan da insanın yaşam mücadelesini, en dipteyken bile tutunmaya çalıştığı o incecik umut kırıntısını gözler önüne seriyor. "döndüm deliye" şarkısı, kaybedilen bir aşkın ardından yaşanan yıkımı ve bu yıkımın kişiyi nasıl dönüştürdüğünü çarpıcı bir dille anlatıyor.

Yokluğun Pençesinde Bir Delişmenlik Hali

Şarkının giriş ve nakarat bölümleri, adeta bir döngüyü, bir kısır döngüyü resmediyor. Harim, her gün yaşanan bir ölüm kalım savaşını şu dizelerle ifade ediyor:
Döndüm deliye, yoksun diye her gün Dirildim her sabah, akşamlarda öldüm
Bu dizeler, sevilenin yokluğunun getirdiği bitmek bilmeyen acıyı, gündüzleri hayata tutunma çabasını ve geceleri ise yalnızlığın ağırlığı altında ezilmeyi anlatıyor. Her sabah yeni bir günle dirilmek, yaşamın devam ettiğini gösterse de, akşamın gelişiyle birlikte yokluğun getirdiği hüzünle yeniden ölmek, ruhun sürekli olarak yıprandığının bir kanıtı. "döndüm deliye" ifadesi, bu ruh halinin zirve noktası. Şarkı, bu acının beslenme kaynağını da gözler önüne seriyor:
Dünden kalan aşk kırıntısıyla doydum Şükretmek zor, döndüm deliye
Geçmişten kalan küçücük aşk kırıntılarıyla, yani anılarla beslenmek, aslında bir açlık ve yoksunluk halinin ta kendisi. Bu durum, kişinin hayatta kalmak için ne kadar çaresiz olduğunu, elinde kalan son şeylere nasıl tutunduğunu gösteriyor. Böyle bir durumda şükretmenin zorluğu, yaşanan acının büyüklüğünü ve kişinin içinde bulunduğu psikolojik durumu net bir şekilde ortaya koyuyor. Harim, bu kırıntılarla yaşamanın getirdiği çaresizliği "döndüm deliye" diyerek özetliyor.

Gömülen Umutlar ve Zamanın Acımasızlığı

Harim'in ilk verse'ü, acının kabullenilmişliğini ve geri dönüşü olmayan bir yola girildiğini vurguluyor.
Döndüm deliye, ölsün diyemem Dönsen bana ne fark eder? Gülmem bi' kere
Bu dizelerdeki derinlik, artık dönüşün bir anlamı kalmadığını, yaşananların kişiyi geri dönülmez bir şekilde değiştirdiğini anlatıyor. Karşı tarafa duyulan öfke ya da intikam isteği yerine, tamamen tükenmiş bir kabulleniş var. Geri dönülse bile eskisi gibi olunamayacağının, gülümsemenin bile imkansız hale geldiğinin farkındalığı, acının ne denli köklü olduğunu gösteriyor. Kişinin kendini dış dünyadan soyutlaması, acıyla başa çıkma yöntemlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor:
Suskunum, kendimi gömdüm evime Zaman acıyla yoğrulur, dönmez geriye
Ev, bir sığınak olmaktan çıkıp bir mezara dönüşüyor. Kişi, kendini oraya gömerek dış dünyadan izole ediyor. Ancak zaman, bu acıyı dindirmek yerine, onu daha da derinleştirerek akıp gidiyor ve geriye dönme şansı vermiyor. "döndüm deliye" diyen bir ruh için zaman, bir şifacı değil, bir işkenceciye dönüşüyor.

Allame'nin Dokunuşuyla Derinleşen Yaralar

Şarkının ikinci verse'ünde Allame'nin katılımı, Harim'in anlattığı hikayeye yeni bir boyut ve daha keskin bir gerçekçilik katıyor. Allame, ayrılığın yarattığı tahribatı daha somut bir şekilde ifade ediyor:
Sana dönmek zor, bıraktığın kalp kırıkları ve depresyon Sanki zaman geçmiyor, hep aynı anı yaşıyorum
Bu dizeler, sadece duygusal bir acıdan öte, fiziksel ve zihinsel bir yıkımı, yani depresyonu işaret ediyor. Zamanın akmaması, yaşanılan anın sürekli tekrar etmesi, bir travma sonrası stresin tipik belirtisi. Kişi, geçmişte takılı kalmış, aynı acıyı tekrar tekrar yaşıyor. Allame, bu yıkımın getirdiği içsel yargılamayı ve çevresel değişimi de vurguluyor:
Vicdanının mahkemesi olmuş engize son Bu dört duvar yuva değil, bi' bakım evi Korktuğun şeye dönüştürdü yokluğun beni Kendi yüreğinin çölünde gezen bedevi Acılar hep orjinaldir, bunun yok eşi benzeri (Ha)
Kişinin kendi vicdanıyla hesaplaşması, dışarıdan gelen bir yargıdan daha ağır olabiliyor. Ev, bir "bakım evi"ne dönüşerek kişinin kendi kendine yetemediği, bir desteğe ihtiyaç duyduğu ancak bulamadığı bir mekanı anlatıyor. Yokluğun, kişiyi korktuğu şeye dönüştürmesi ise, kimlik kaybı ve içsel bir çöküşün dramatik bir ifadesi. Yüreğinin çölünde gezen bir bedevi metaforu, kişinin kendi içinde ne kadar yalnız ve kaybolmuş hissettiğini gösteriyor. Son dize, "Acılar hep orijinaldir, bunun yok eşi benzeri", ise her insanın acısının kendine özgü ve kıyaslanamaz olduğunu vurgulayarak, bu kişisel dramın derinliğini pekiştiriyor. Harim ve Allame, "döndüm deliye" ile bu eşsiz acıyı ortak bir noktada buluşturuyor. Bu şarkı, dinleyicisine sadece bir ayrılık hikayesi sunmuyor; aynı zamanda insan ruhunun en karanlık dehlizlerinde nasıl hayatta kalmaya çalıştığını, acıyla nasıl yoğrulduğunu ve bu süreçte nasıl dönüştüğünü de anlatıyor. "döndüm deliye" demek, sadece bir delilik beyanı değil, aynı zamanda yaşananların ağırlığı altında ezilen bir ruhun çığlığıdır. Bu şarkı, Harim'in kaleminden çıkan ve dinleyicinin ruhuna dokunan, unutulmaz bir eser.