
🎵 Harim & Allame – Döndüm Deliye Sözleri
Döndüm deliye yoksun diye her gün
Dirildim her sabah akşamlarda öldüm
Dünden kalan aşk kırıntısıyla doydum
Şükretmek zor döndüm deliye
Döndüm deliye ölsün diyemem
Dönsen bana ne fark eder gülmem bir kere
Suskunum kendimi gömdüm evime
Zaman acıyla yoğrulur dönmez geriye
Döndüm deliye yoksun diye her gün
Dirildim her sabah akşamlarda öldüm
Dünden kalan aşk kırıntısıyla doydum
Şükretmek zor döndüm deliye
Sana dönmek zor bıraktığın kalp kırıkları ve depresyon
Sanki zaman geçmiyor hep aynı anı yaşıyorum
Vicdanının mahkemesi olmuş engizisyon
Bu dört duvar yuva değil bir bakım evi
Korktuğum şeye dönüştürdü yokluğun beni
Kendi yüreğinin çölünde gezen bedevi
Acılar hep orjinaldir bunun yok eşi benzeri
Döndüm deliye yoksun diye her gün
Dirildim her sabah akşamlarda öldüm
Dünden kalan aşk kırıntısıyla doydum
Şükretmek zor döndüm deliye
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuKaybın Pençesinde Bir Delilik Hali: Harim & Allame – Döndüm Deliye Şarkı Sözleri Analizi
Müzik, insan ruhunun en derin dehlizlerine inebilen, bazen acıyı bazen de sevinci en saf haliyle yansıtan güçlü bir sanat formudur. Harim & Allame ikilisinin “Döndüm Deliye” şarkısı da tam olarak bu tanıma uyan, dinleyicisini bir ayrılığın ve yokluğun getirdiği tarifsiz bir çaresizliğin içine çeken, adeta bir ruhsal çöküşün manifestosu niteliğinde bir eser. Bu şarkı, sadece dinlenmekle kalmayıp, her bir dizesiyle hissedilmesi gereken derin bir acının izlerini taşıyor.
Yokluğun Getirdiği Delilik ve Günlük Ölüm
Şarkının kalbine oturan ve tekrar eden nakarat, yaşanılan durumu en net şekilde özetliyor:
“Döndüm deliye yoksun diye her gün” dizesi, akıl sağlığının yitirilmesinin doğrudan bir sebep-sonuç ilişkisiyle, yani sevilen kişinin yokluğuyla bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Bu, bir anda gelişen bir durum değil, her gün tekrarlanan, sürekli derinleşen bir delilik hali. Şarkıda geçen “Dirildim her sabah akşamlarda öldüm” ifadesi ise, acının döngüsel ve yorucu doğasını mükemmel bir şekilde betimliyor. Her yeni gün, yeni bir umut değil, aksine aynı acıya uyanış ve gün sonunda yaşanan duygusal bir ölüm anlamına geliyor. Bu, ruhun her sabah yeniden canlanıp, her akşam aynı hüsranla tekrar ölmesi halidir. “Dünden kalan aşk kırıntısıyla doydum” dizesi, geçmişin kalıntılarıyla, anılarla ve yarım kalmış duygularla beslenmek zorunda kalan bir ruhun trajedisini gözler önüne seriyor. Bu, doyurucu olmayan, ancak hayatta kalmak için mecbur kalınan acı bir beslenme şekli. Böyle bir durumda “Şükretmek zor döndüm deliye” ifadesi, şükran duyulacak hiçbir şeyin kalmadığını, varoluşun sadece acıdan ibaret olduğunu ve bunun da nihayetinde deliliğe yol açtığını vurguluyor. Harim & Allame, bu dizelerle yokluğun insanı nasıl bir boşluğa sürüklediğini net bir şekilde ifade ediyor.
Pişmanlık ve Geri Dönüşsüz Bir Zaman Algısı
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, bu delilik halinin içsel dinamikleri ve pişmanlık duygusu derinleşiyor:
“Döndüm deliye ölsün diyemem” dizesi, tüm acıya rağmen, sevilen kişiye karşı duyulan derin bağın ve belki de masumiyetin hala var olduğunu gösteriyor. Delilik noktasına gelmiş bir ruh bile, sevdiği kişinin kötülüğünü isteyemiyor. Ancak “Dönsen bana ne fark eder gülmem bir kere” ifadesi, geri dönüşün artık bir anlam ifade etmediğini, yaşananların telafisi olmadığını ve ruhun onarılamaz bir şekilde yaralandığını ortaya koyuyor. Gülmenin, neşenin bu ruh için artık imkansız olduğunu anlıyoruz. “Suskunum kendimi gömdüm evime” dizesi, içine kapanmayı, dünyadan elini eteğini çekmeyi ve kendi dört duvarı arasında bir mezara kapanmayı anlatıyor. Bu, fiziksel bir ölüm değil, sosyal ve duygusal bir ölümdür. “Zaman acıyla yoğrulur dönmez geriye” ise, zamanın iyileştirici gücünü reddediyor; aksine, zamanın acıyı daha da derinleştiren, onu bir hamur gibi yoğurup şekillendiren bir etken olduğunu ve geçmişe dönme imkanının olmadığını belirtiyor. Harim & Allame, “Döndüm Deliye” ile zamanın bile çare olamadığı bir durumu tasvir ediyor.
Kalp Kırıkları, Engizisyon ve Çöl Metaforu
Şarkının en can alıcı noktalarından biri, ayrılığın yarattığı tahribatı ve içsel işkenceyi anlatan dizeler:
“Sana dönmek zor bıraktığın kalp kırıkları ve depresyon” cümlesi, ilişkinin sona ermesiyle geride kalan somut ve soyut yaraları vurguluyor. Depresyon, bu ayrılığın doğrudan bir sonucu olarak sunuluyor. “Sanki zaman geçmiyor hep aynı anı yaşıyorum” ifadesi, travmatik bir olayın ardından sıkça rastlanan, zamanın durduğu ve geçmişin sürekli tekrar ettiği hissini yansıtıyor. Bu, bir kısır döngü içinde sıkışıp kalmış bir zihnin çığlığı. “Vicdanının mahkemesi olmuş engizisyon” ise, içsel yargılamanın ne denli acımasız ve işkencevari bir hal aldığını gösteriyor. Kişi, kendi vicdanının amansız sorgusu altında eziliyor. “Bu dört duvar yuva değil bir bakım evi” dizesi, evin artık güvenli ve huzurlu bir sığınak olmaktan çıkıp, akıl sağlığını yitirmiş birinin kapatıldığı bir kuruma dönüştüğünü ifade ediyor. Harim & Allame’nin “Döndüm Deliye” şarkısındaki bu metaforlar, içsel yıkımı çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor.
“Korktuğum şeye dönüştürdü yokluğun beni” cümlesi, sevilen kişinin gidişiyle kişinin kendi kimliğini, benliğini yitirdiğini ve belki de en çok korktuğu haline büründüğünü gösteriyor. Bu, varoluşsal bir dönüşüm, bir yabancılaşma. “Kendi yüreğinin çölünde gezen bedevi” imgesi, içsel bir yalnızlığı, umutsuz bir arayışı ve duygusal bir kuraklığı öyle etkileyici bir şekilde betimliyor ki. Kişi, kendi ruhunun çorak topraklarında, amaçsızca dolaşan bir göçebe gibi. Son olarak “Acılar hep orjinaldir bunun yok eşi benzeri” dizesi, çekilen her acının kişiye özel, benzersiz ve başkası tarafından tam olarak anlaşılamaz olduğunu vurguluyor. Bu, acının izole edici doğasını ve kişinin kendi kederiyle ne denli yalnız kaldığını anlatıyor. Harim & Allame, “Döndüm Deliye” şarkısıyla, yokluğun ve kalp kırıklığının bir insanı nasıl bir delilik sarmalına sürüklediğini, bu sarmalın içindeki her bir duygu katmanını ustaca işleyerek dinleyicisine sunuyor. Bu şarkı, acı çeken her ruhun aynası olabilecek güçlü ve etkileyici bir eser.