
🎵 Harbiye Marşı Sözleri
Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız,
Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız,
Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti,
Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız.
Yaşa var ol Harbiye, yıkılmaz satvetinle
Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle:
Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen,
Kartal yuvalarında, hürdür millet seninle.
Yüz senedir Harbiye bu orduya şan verir,
Çıkardığı dehalar semalara yükselir,
Baştan başa tarihtir mektebin her zerresi,
Sarsılmayan azminle çelik kalalar erir.
Şahikalar üstünde meydan okur bu erler,
Yaklaşacak düşmana mezar olur bu yerler,
Bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti,
Tarihlere sorun ki bize "Ölmez Türk" derler.
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuHarbiye Marşı: Bir Milletin Ruhu ve Azmi
Bazı şarkılar vardır ki sadece bir melodi ve söz dizisi olmanın ötesine geçer; bir milletin tarihini, ruhunu ve geleceğe dair inancını fısıldar. İşte Harbiye Marşı da tam olarak böyle bir eser. Dinlediğimizde sadece bir marş değil, köklerinden beslenen, geleceğe umutla bakan ve azmiyle çelikleşen bir ruhun ifadesini buluruz. Gelin, bu güçlü ve ilham verici Harbiye Marşı’nın sözlerine edebi bir yolculuk yapalım.
Yıldırımlar Yaratan Bir Mirasın Bekçileri
Harbiye Marşı’nın ilk dizesi, bizi doğrudan derin bir tarih bilincine ve güçlü bir aidiyet duygusuna davet ediyor:
Bu dizeler, Türk milletinin geçmişten gelen kudretini, “yıldırımlar yaratan” bir güçle tarihin akışına yön vermiş bir mirasın torunları olduklarını vurgular. “Tufanları gösteren, tarihlerin yâdıyız” ifadesi, sadece tarihte yer almakla kalmayıp, çağlara damga vurmuş, büyük değişimlere imza atmış bir geçmişe sahip olunduğunu anlatır. Cumhuriyet’in kuruluşu ise “kanla, irfanla” yani hem savaş meydanlarındaki fedakârlıkla hem de akıl ve bilimle, ilimle yoğrulmuş bir zafer olarak betimlenir. Bu, sadece askeri bir güç değil, aynı zamanda entelektüel birikimin de altını çizer. Son dize, “Cehennemler kudursa, ölmez nigâhbanıyız” derken, en zorlu koşullarda dahi bu vatanın ve Cumhuriyet’in bekçiliğinden asla vazgeçilmeyeceğini, ölümsüz bir kararlılıkla korunacağını ilan eder. Bu, Harbiye Marşı’nın temelinde yatan sarsılmaz inancın ilk büyük ifadesidir.
Harbiye: Türk Vatanının Sönmez Güneşi
İkinci kıta, doğrudan Harbiye’ye seslenerek, onun varlığını ve önemini kutsar:
“Yaşa var ol Harbiye, yıkılmaz satvetinle” ifadesi, Harbiye’nin gücünün, kudretinin ve varlığının daim olmasını diler. “Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle” dizesi ise Harbiye’ye atfedilen misyonun sadece dünyevi olmadığını, adeta ilahi bir çağrı, bir kader olduğunu ima eder. Harbiye, “Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen” benzetmesiyle, ülkenin aydınlık geleceğinin, bağımsızlığının ve varlığının simgesi olarak konumlandırılır. Güneşin batmaması gibi, Harbiye’nin de bu topraklardaki varlığının ve etkisinin asla sona ermeyeceği vurgulanır. “Kartal yuvalarında, hürdür millet seninle” dizesi, Harbiye’nin yetiştirdiği kahramanların, kartallar gibi yükseklerde, özgürlük ve bağımsızlık için mücadele eden yiğitler olduğunu ve milletin hürriyetinin Harbiye’nin varlığıyla güvence altında olduğunu anlatır. Bu, Harbiye Marşı’nın sadece bir okul marşı değil, bir milletin özgürlük marşı olduğunu gösterir.
Tarih Yazan Mektep: Harbiye’nin Ebedi İzleri
Üçüncü kıta, Harbiye’nin yüz yıllık (ve artık çok daha uzun) tarihine ve yetiştirdiği değerlere odaklanır:
“Yüz senedir Harbiye bu orduya şan verir” dizesi, Harbiye’nin Türk Ordusu’na kattığı onuru, şanı ve başarıları zamanın ötesine taşıyan bir miras olarak sunar. “Çıkardığı dehalar semalara yükselir” ifadesi, Harbiye’den mezun olan liderlerin, komutanların ve devlet adamlarının sadece ülkenin değil, dünyanın gidişatını etkileyen, göklere uzanan bir etkiye sahip olduğunu gösterir. Okulun her bir köşesi, her bir taşı “baştan başa tarihtir mektebin her zerresi” denilerek, Harbiye’nin yaşayan bir tarih kitabı olduğu anlatılır. Ve belki de en çarpıcı dize, “Sarsılmayan azminle çelik kalalar erir” ile Harbiye’nin yetiştirdiği iradenin, en güçlü, en aşılmaz görünen engelleri bile ortadan kaldıracak bir güce sahip olduğu vurgulanır. Bu, Harbiye Marşı’nın sadece geçmişi değil, bugünü ve geleceği de şekillendiren bir gücü temsil ettiğini gözler önüne serer.
Ölmez Türklerin Kasırga Milleti
Harbiye Marşı’nın son kıtası, milli ruhun ve askeri gücün en zirve noktasına ulaşır:
“Şahikalar üstünde meydan okur bu erler” dizesi, Türk askerinin cesaretini, en yüksek zirvelerde bile düşmana karşı meydan okuyabilecek bir ruha sahip olduğunu anlatır. “Yaklaşacak düşmana mezar olur bu yerler” ifadesi, vatan topraklarının kutsallığını ve bu topraklara göz diken herkes için bir son olacağını sert ve net bir dille ifade eder. Türk milleti, “bağlayamaz bir kuvvet bu kasırga milleti” denilerek, önüne çıkan her engeli aşan, kontrol edilemez bir doğal güç, bir kasırga gibi tasvir edilir. Bu, milletin birliğini, beraberliğini ve yenilmezliğini simgeler. Ve son dize, “Tarihlere sorun ki bize ‘Ölmez Türk’ derler” ile bir kez daha tarihe atıfta bulunarak, Türk milletinin binlerce yıllık geçmişinde defalarca dirilişini ve varlığını sürdürmesini vurgular. Bu, sadece bir temenni değil, tarihin şahitliğinde tescillenmiş bir gerçektir: Türk milleti, “ölmez Türk”tür. Harbiye Marşı, bu ebedi ruhu en gür şekilde haykıran bir manifesto niteliğindedir.