
🎵 Hadise – Gece Puslu Sözleri
Seni benden kimler almış
Gece puslu ay karanlık
Tutabilsem ellerinden
Hayat işte koca bir bataklık
Yağmurlar var içimde görsen
Ben seni kendimden sakınırken
Yine sağa sola savuruyor bak rüzgar
Sağanak sağanak ıslandım ben
Kendini sır gibi saklama artık
Ortada herşey en derine battık
Ruhum zaten savaşıyo burda
Gerçek sandım oysa yalandın
Seni benden almasın gece bana sormadan
Ama baştan söyleyim gidemezsin sonradan
Beni bir tek sen duyardın
Biliyordum çok yakındın
Unut artık geçmişi boşver
Başlayalım mı gel en baştan
Ne dediğin hiç umrumda değil
Sana yine koşa koşa gelmeliyim ben
Bide kendime şunu söylerim artık
Seni yine bile bile kaybedemem ben
Belki de yok yere sonumuzu yazdık
Bakmayı bilmez e birazda saftık
Korktuk belki bocaladık aşkta
Bitmez sandık oysa yanıldık
Seni benden almasın gece bana sormadan
Ama baştan söyleyim gidemezsin sonradan
Beni bir tek sen duyardın
Biliyordum çok yakındın
Unut artık geçmişi boşver
Başlayalım mı gel en baştan
Hadise – Gece Puslu Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuHadise’nin Gece Puslu’sunda Kayboluş ve Yeniden Başlama İsteği
Her şarkı, içinde bir hikaye barındırır; bazen dile gelmeyenleri fısıldar, bazen de en derinlerdeki çığlıkları duyurur. Hadise’nin “Gece Puslu” şarkısı da tam olarak böyle bir eser. Dinlerken ruhuma dokunan bu şarkı, kaybetme korkusu, pişmanlık ve umut arasında salınan bir ruh halinin edebi bir yansıması gibi. Sözler, adeta bir ressamın fırçasından çıkmış gibi, içsel bir bataklığın ve yeniden doğuş arayışının tablosunu çiziyor.
Karanlık Bir Başlangıç: Kayıp ve Belirsizlik
Şarkının açılış dizeleri, dinleyiciyi hemen bir belirsizlik ve hüzün perdesinin ardına çekiyor:
Burada “Seni benden kimler almış” sorusu, doğrudan bir suçlama değil, daha çok bir çaresizlik ve şaşkınlık ifadesi. Sevilenin kaybedilişindeki edilgenlik, kaderin ya da dış etkenlerin rolüne bir atıf. Ardından gelen “Gece puslu ay karanlık” imgeleri, bu kaybın yarattığı içsel karmaşayı, yönünü kaybetmişliği ve yalnızlığı pekiştiriyor. Zira puslu bir gece ve karanlık bir ay, belirsizliğin ve umutsuzluğun en belirgin sembollerinden. “Tutabilsem ellerinden” dileği, yaşanan ayrılığın henüz kabullenilemediğini, bir umut kırıntısına tutunma arzusunu gösterirken, “Hayat işte koca bir bataklık” cümlesi, ilişkinin içinde bulunulan durumu ve genel yaşam algısını özetliyor; adeta dipsiz bir kuyuya düşmüş hissi. Hadise’nin “Gece Puslu” şarkısının bu ilk mısraları, dinleyiciyi derin bir melankoliye davet ediyor.
İçsel Fırtınalar ve Savruluş
Şarkı, içsel dünyanın dışa vurumunu yağmur ve rüzgar metaforlarıyla sürdürüyor:
“Yağmurlar var içimde görsen” dizesi, anlatıcının içinde biriken gözyaşlarını, acısını ve bastırılmış duygularını simgeliyor. Bu, sadece bir hüzün değil, aynı zamanda yoğun bir kederin dışarı akma isteği. “Ben seni kendimden sakınırken” ifadesi, sevilen kişiye duyulan derin koruma içgüdüsünü, belki de kendi duygusal yıpranışını göze alarak onu koruma çabasını gözler önüne seriyor. Ancak tüm bu çabalara rağmen “Yine sağa sola savuruyor bak rüzgar” cümlesi, kontrol dışı dış etkenlerin, belki de kaderin ya da hayatın getirdiği zorlukların, tüm bu koruma kalkanını yerle bir ettiğini gösteriyor. “Sağanak sağanak ıslandım ben” dizesi ise bu savruluşun ve içsel fırtınanın getirdiği çaresizliği, tamamen teslim oluşu ve tükenmişliği anlatıyor. Hadise’nin “Gece Puslu” şarkısında bu dizeler, yaşanan duygusal yoğunluğu çok güçlü bir şekilde aktarıyor.
Gerçeklik Yüzleşmesi ve Hayal Kırıklığı
Anlatıcı, artık sır perdesinin kalkmasını ve gerçeklerle yüzleşmeyi talep ediyor:
“Kendini sır gibi saklama artık” çağrısı, ilişkinin içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulmak için netlik arayışını, gizemlerin ve saklı kalmış gerçeklerin ağırlığını kaldıracak gücünün kalmadığını ifade ediyor. “Ortada herşey en derine battık” cümlesi, durumun ciddiyetini ve geri dönülmez noktaya geldiğini vurguluyor. Bu, sadece bir ilişki değil, adeta iki ruhun çamurlu bir bataklığa gömülüşü gibi. “Ruhum zaten savaşıyo burda” dizesi, anlatıcının iç dünyasında süregelen mücadelesini, yorgunluğunu ve tükenmişliğini ortaya koyuyor. Ve en can yakıcı itiraf: “Gerçek sandım oysa yalandın.” Bu, ilişkinin temelindeki yanılgıyı, bir illüzyona inanmış olmanın getirdiği büyük hayal kırıklığını ve ihanet duygusunu dile getiriyor. Hadise’nin “Gece Puslu” şarkısının bu bölümü, acı bir yüzleşmenin ve yıkılan inancın aynası.
Yeniden Başlama Umudu ve Kararlılık
Tüm bu acıya rağmen, bir umut ışığı ve yeniden başlama isteği beliriyor:
“Seni benden almasın gece bana sormadan” dizesi, tekrar eden bir yakarış ve kaybedişe karşı bir direniş. Gece, burada sadece zamanı değil, aynı zamanda bilinmezliği ve kontrol dışı güçleri temsil ediyor. Ancak bu pasif direnişin hemen ardından gelen “Ama baştan söyleyim gidemezsin sonradan” cümlesi, kararlı bir duruş ve şart koşma içeriyor. Bu, yeniden başlama arzusunun bir bedeli olduğunu ve bu kez karşı tarafın da sorumluluk alması gerektiğini gösteriyor. “Beni bir tek sen duyardın / Biliyordum çok yakındın” ifadeleri, aralarındaki özel bağı, derin anlayışı ve eşsiz yakınlığı hatırlatıyor. Geçmişteki bu özel bağ, yeniden başlama arzusunu besleyen temel unsur. “Unut artık geçmişi boşver / Başlayalım mı gel en baştan” teklifi ise tüm yaşanan acılara ve hayal kırıklıklarına rağmen, temiz bir sayfa açma cesaretini ve sevgiyi yeniden inşa etme isteğini ortaya koyuyor. Hadise’nin “Gece Puslu” şarkısının bu nakaratı, kırılgan bir umudun ve güçlü bir kararlılığın birleşimi.
Gözü Karalık ve Pişmanlık
Şarkı, vazgeçmeme arzusunu ve geçmişe dair pişmanlıkları dile getiriyor:
“Ne dediğin hiç umrumda değil / Sana yine koşa koşa gelmeliyim ben” dizeleri, aşkın mantık dışı, gözü kara doğasını vurguluyor. Tüm mantıksal engellere rağmen, kalbinin sesini dinleyerek sevdiğine koşma isteği, bu ilişkinin anlatıcı için ne kadar vazgeçilmez olduğunu gösteriyor. Bu, adeta bir bağımlılık, bir kader. “Bide kendime şunu söylerim artık / Seni yine bile bile kaybedemem ben” ifadesi ise bir öz-farkındalık ve kendine verilen bir söz. Geçmişteki hatalardan ders çıkarıldığını, aynı acının tekrar yaşanmasına izin verilmeyeceğini, bu kez daha bilinçli bir çaba gösterileceğini belirtiyor. Hadise’nin “Gece Puslu” şarkısında bu mısralar, derin bir bağlılığın ve pişmanlıkla harmanlanmış bir kararlılığın sesi.
Geçmişe Dönük Muhasebe
Şarkının son bölümü, ilişkinin neden bu noktaya geldiğine dair bir muhasebe sunuyor:
“Belki de yok yere sonumuzu yazdık” cümlesi, yaşanan ayrılığın aslında kaçınılabilir olduğunu, kendi hataları yüzünden bu noktaya gelindiğini itiraf ediyor. Bu, bir özeleştiri niteliğinde. “Bakmayı bilmez e birazda saftık” ifadesi, ilişkinin dinamiklerini doğru okuyamama, olayları hafife alma ve belki de naifçe her şeyin iyi gideceğine inanma durumunu anlatıyor. “Korktuk belki bocaladık aşkta” dizesi, ilişkinin zorlukları karşısında duyulan korkuyu, kararsızlığı ve uyumsuzluğu dile getiriyor. Aşkın getirdiği sorumluluklardan kaçınma ya da doğru adımları atamama. Ve acı gerçek: “Bitmez sandık oysa yanıldık.” Bu, her ilişkinin bir sonu olabileceği gerçeğini kabullenmekte zorlanmayı ve bu yanılgının getirdiği hayal kırıklığını özetliyor. Hadise’nin “Gece Puslu” şarkısı, bu dizelerle, aşkın karmaşık doğasını, insan hatalarını ve pişmanlıkları samimi bir dille ele alıyor.