SanatçıGüllü

🎵 Güllü – Eylül Zamanı Sözleri
Aşk dediğin kanlı hançer
Hem seni vurur hem de beni
Ateşler söndü bak birer birer
Küllerimi can sen savur
Suskun rüzgarlar suskun
Denizlerde bir matem
Sanki yar bana küsmüş
Ah aşk sana bu sitem
Yanmışım yanmaktayım
Susuz çöller harmanım
Sararmış tüm duygular
Şimdi Eylül zamanı
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuGüllü’nün “Eylül Zamanı”nda Aşkın Hançeri ve Duyguların Sonbaharı
Müzik dünyamızın eşsiz seslerinden Güllü, “Eylül Zamanı” şarkısıyla dinleyicilerini derin bir melankoliye ve aşkın acıtan yüzüne davet ediyor. Şarkı, sadece bir ayrılık hikayesi anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda aşkın yıkıcı gücünü, doğanın yasını ve duygusal bir çölleşmeyi lirik bir ustalıkla işliyor. Gelin, Güllü’nün bu unutulmaz eserinin, yani “Güllü – Eylül Zamanı” şarkı sözlerinin satır aralarına dalalım ve ne gibi anlamlar taşıdığını keşfedelim.
Aşkın Kanlı Hançeri ve Küllerin Savruluşu
Şarkı, daha ilk dizesinde dinleyiciyi sarsıcı bir gerçekle yüzleştiriyor:
Burada aşk, romantik bir duygu olmaktan çıkıp, keskin, ölümcül bir araca dönüşüyor. Bu hançerin özelliği, tek taraflı bir acı vermemesi; “hem seni vurur hem de beni” ifadesi, ilişkinin her iki tarafının da bu yıkımdan nasibini aldığını, ortak bir acının paylaşıldığını vurguluyor. Bu, ayrılığın sadece terk edilen için değil, terk eden için de derin yaralar açabileceğine dair evrensel bir gözlem. Güllü’nün “Eylül Zamanı”nda aşk, yıkıcı bir güç olarak karşımıza çıkıyor.
Ardından gelen dizeler, bu yıkımın son aşamasını betimliyor:
Tutkunun, arzunun ve ilişkinin “ateşleri” artık tamamen sönmüştür. “Birer birer” ifadesi, bu sönüşün zamana yayılan, yavaş ve kaçınılmaz bir süreç olduğunu anlatır. Şairane bir teslimiyetle, kalan tek şeyin “küller” olduğu belirtilir. Bu küller, sadece biten bir aşkın kalıntıları değil, aynı zamanda o aşkla birlikte yok olan benliğin ta kendisidir. Sevgiliye yöneltilen “Küllerimi can sen savur” çağrısı, adeta bir veda ritüeli, geride kalan son izlerin bile ortadan kaldırılması arzusudur. Bu, tam bir yok oluşu, geçmişin tamamen silinmesini arzulayan bir ruh halini yansıtır. “Güllü – Eylül Zamanı sözleri”, işte bu derin çaresizliği ve teslimiyeti ustaca işliyor.
Suskun Rüzgarlar, Matemli Denizler ve Aşkın Sitemi
Şarkının ikinci bölümü, içsel acının dış dünyaya yansımasını, doğanın bile bu yasa ortak olmasını anlatır:
Rüzgarların “suskun” olması, alışılmadık bir sessizliği, doğanın bile yas tuttuğunu gösterir. Normalde esen, hırçın ya da fısıltılı olan rüzgarların bu halleri, evrendeki düzenin bile bozulduğunu, her şeyin bu büyük acıya ortak olduğunu düşündürür. Denizlerdeki “matem” ise, engin suların bile bu üzüntüyü taşıdığını, dalgaların bile yas tutan bir ruh hali içinde olduğunu ifade eder. Bu dizeler, “Güllü – Eylül Zamanı” şarkısının atmosferini derin bir hüzünle sarıyor.
Bu genel yasın ardından, kişisel bir sitem dile gelir:
“Yar”ın küsmesi, terk edilmişlik hissini, yalnızlığı ve sevgilinin uzaklaşmasını somutlaştırır. Ancak şair, sitemini sadece sevgiliye değil, doğrudan “aşk”ın kendisine yöneltir. Bu, yaşanan tüm acının müsebbibi olarak aşkı görme, onun yıkıcı gücüne duyulan bir isyan ve hayal kırıklığıdır. Bu dizeler, “Güllü – Eylül Zamanı”nın kalbindeki çaresizliği ve isyanı açıkça ortaya koyuyor.
Eylül Zamanı: Duyguların Sararışı ve Çölleşme
Şarkının son bölümü, çekilen acının sürekliliğini ve bu acının duygular üzerindeki etkisini vurgular:
“Yanmışım” geçmişte yaşanan acıyı, “yanmaktayım” ise bu acının halen devam ettiğini, bitmeyen bir ızdırabı ifade eder. Bu, adeta bir cehennem azabı gibi, sürekli bir yanma halidir. “Susuz çöller harmanım” ifadesi, duygusal bir kuraklığı, umutsuzluğu ve içsel boşluğu anlatır. Harman, genellikle bereketli bir dönemin sonunu simgelerken, burada “susuz çöller harmanı” metaforu, verimsizliğin, yokluğun ve tükenmişliğin zirvesini ifade eder.
Ve şarkının ismiyle özdeşleşen o dizeler gelir:
Duyguların “sararması”, sonbaharda yaprakların sararıp dökülmesini anımsatır. Bu, duyguların canlılığını yitirmesi, solması ve ölmesi anlamına gelir. Tıpkı doğanın sonbaharda bir sona hazırlanması gibi, şairin duygusal dünyası da bir kapanışa, bir tükenişe varmıştır. “Şimdi Eylül zamanı” ifadesi, sadece takvimsel bir ayı işaret etmekle kalmaz, aynı zamanda bu derin hüzün, kayıp ve çöküş halinin metaforudur. Eylül, genellikle hasatın bittiği, havaların soğuduğu, doğanın kendini kışa hazırladığı bir geçiş dönemidir. Şarkıda ise bu, bir ilişkinin ve duygusal yaşamın sonbaharıdır. Güllü’nün “Eylül Zamanı” şarkı sözleri, bu hüzünlü geçişi ve içsel çölleşmeyi dinleyiciye derinden hissettiriyor.
Güllü’nün “Eylül Zamanı”, aşkın hem en tutkulu hem de en yıkıcı yönlerini cesurca ele alan, dinleyicisini derin düşüncelere sevk eden, adeta bir ağıt niteliğinde bir eserdir. Sözleriyle, dinleyenin kendi içsel sonbaharını yaşamasına olanak tanır.