SanatçıFatih Kısaparmak

🎵 Fatih Kısaparmak – Karadır Kaşların Sözleri
Karadır kaşların ferman yazdırır
Bu dert beni diyar diyar gezdirir (x2)
Lokman Hekim gelse yaram azdırır
Yaramı sarmaya yar kendi gelsin (x2)
Ormanların gümbürtüsü, başıma vurur
Nazlı yârin hayali karşımda durur
Ormanlardan aşağı aşar gezerim
Nazlı yâri kaybettim ağlar gezerim ah
Ah neyleyim karşımızda ölüm var
Ölüm dedikleri kanlı zalım var (x2)
Ne ağlayıp ne gülecek halım var
Yaramı sarmaya yar kendi gelsin (x2)
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuFatih Kısaparmak’ın “Karadır Kaşların” Şarkısı: Gönül Yarasının Fermanı
Kimi zaman bir ezgi, kimi zaman bir dize, içimizdeki en derin duyguların tercümanı olur. Fatih Kısaparmak’ın “Karadır Kaşların” adlı eseri de tam olarak böyle bir şarkı. Türk Halk Müziği’nin o kadim acı ve özlem damarından beslenen bu yorum, dinleyeni alıp başka diyarlara götüren, yaralı bir ruhun feryadını dile getiren bir başyapıt.
Gözlerin Fermanı, Gönlün Gurbeti
Şarkı, daha ilk dizeden itibaren dinleyiciyi derinden sarsan bir ifadeyle başlıyor:
Burada “Karadır kaşların” ifadesi, sadece fiziksel bir güzelliği değil, aynı zamanda bu güzelliğin taşıdığı baş döndürücü, hükmedici gücü simgeler. Sanki o kaşların karası, bir ferman niteliğinde, âşığın kaderini belirleyen bir emirname yazdırır. Bu fermanın hükmü ise “bu dert beni diyar diyar gezdirir” şeklinde tezahür eder. Aşkın, ayrılığın ya da kavuşamamanın verdiği bu derin acı, kişiyi bir yerde tutamaz; onu sürekli bir arayışa, bir gurbete sürükler. Fatih Kısaparmak’ın sesiyle bu dizeler, sadece bir gezinme değil, aynı zamanda bir kaçış, bir çaresizlik ve bir umut yolculuğunun hikayesini anlatır.
Lokman Hekim Bile Çaresiz: Yaranın Tek Tabibi
Aşk acısının, dünyevi hiçbir ilaca tabi olmadığını anlatan o güçlü dizeler ise şu şekildedir:
Lokman Hekim, halk kültürümüzde şifa ve bilgelikle özdeşleşmiş efsanevi bir figürdür. Onun bile gelse “yaramı azdırır” ifadesi, çekilen derdin ne denli özel ve derin olduğunu vurgular. Bu yara, sıradan bir bedensel yara değil, ruhun en derin katmanlarına işlemiş bir gönül yarasıdır. Bu yaranın tek merhemi, tek şifası ise “yar kendi gelsin” dileğidir. Fatih Kısaparmak’ın “Karadır Kaşların” şarkısında bu bölüm, aşkın mutlak bağımlılığını ve âşığın çaresizce, sadece sevdiğinin varlığıyla iyileşebileceği inancını gözler önüne serer. Bu, aynı zamanda bir yakarış, bir teslimiyet ve bir son umut çağrısıdır.
Ormanların Gümbürtüsü ve Hayalin Gölgesi
Şarkının orta bölümü, doğa ile içsel dünyanın nasıl iç içe geçtiğini gösterir:
“Ormanların gümbürtüsü”, âşığın içindeki fırtınanın, çalkantının ve kargaşanın dışa vurumudur. Bu gümbürtü, yalnızca bir ses değil, aynı zamanda zihnin yorgunluğunu ve kalbin ağırlığını simgeler. Bu kargaşanın ortasında bile “nazlı yârin hayali karşımda durur”. Kaybedilen aşkın, zihinde ve ruhta yarattığı silinmez izi anlatır bu. Âşık, fiziksel olarak ormanlarda gezinirken, aslında zihinsel ve ruhsal olarak da o kayıp yârin peşindedir. “Nazlı yâri kaybettim ağlar gezerim ah” dizesi, bu hüzünlü arayışın ve geri dönülmez kaybın acısını en yalın haliyle ifade eder. Fatih Kısaparmak’ın bu sözleri yorumlayış biçimi, dinleyeni de bu derin üzüntüye ortak eder.
Ölümün Gölgesinde Bir Yakarış
Şarkının ilerleyen dizelerinde, umutsuzluğun doruklarına ulaşılır:
“Karşımızda ölüm var” ifadesi, sadece fiziksel ölümü değil, aynı zamanda umutların, sevinçlerin, yaşama sevincinin ölümünü de simgeler. Bu “ölüm”, âşığın ruhunu esir almış, onu tüketen bir “kanlı zalım” olarak betimlenir. Bu denli büyük bir acının içinde, âşık artık “ne ağlayıp ne gülecek halım var” noktasına gelmiştir. Duygusal bir felç hali, bir boşluk ve çaresizlik… Bu durum, “Fatih Kısaparmak – Karadır Kaşların” şarkısının temel temasını oluşturan o derin hasretin ve tek çarenin yeniden altını çizer: “Yaramı sarmaya yar kendi gelsin.” Bu son dize, şarkının başından sonuna kadar işlenen tek ve yegane dileği, âşığın tüm varlığıyla haykırdığı tek çağrıyı özetler. Şarkı, bu umutsuz bekleyiş ve çaresiz dilekle, dinleyenin zihninde silinmez bir iz bırakır.