
🎵 Farazi V Kayra – bir Günlük Öldürün Beni Sözleri
Dilimin altı dört ceset yatar
Ebeveynlerim, kardeşim ve nacizane bendeniz
Tamam be, kâfi
Son altı yıl boyunca türlü türlü zorladım
Bi' türlü tutmayınca artık "Dur" demek gerekli
Öyle yaptım
Bunaltılar basınca kaçtım
Bi' parkta soluğu aldım
Şimdi gene bi' parktayım, tek bi' farkla
"Memleket" denen o yer bayağı bayağı uzakta (Bayağı bayağı)
Dumanlı kentin hatırası beni bıraksın artık
Farka varmadan kemale çünkü çoktan erdi yaş
Kabullenirsin orda sana yabancı parkta
Gene uzaktan evler izledim mayıs ayında
Eğer ki tutunacak bi' damlalık medet de yoksa
Adama dar gelir oturduğun o tahta bank
Altı yıl sonunda bolca söyledim
"Hay tükürdüğüm şu şansa bak"
Bak da ibret al!
Balkonunda keyfi dışarı dal bırakmış aileler
Saatlerce insan izleyip de küfreden o ben
Tam bu yüzden işte sen yakışmamıştın hiçbi' baltaya
Sormak isterim, acep neden ki?
Hayata pek meraklı olamadım maalesef ki
Bunu dediğimi tam şu dak'ka duysa biri çıkar gelir ve der ki:
"Ulan bi' günlük olsun yalandan ziyan peşinde koşma bari"
Dediği doğrudur tamam da ben de şöyle söylerim:
"Hikâyeden de olsa bi' günlük öldürün beni"
"Fazla hırpalanmadan kapatalım bu defteri"
Hikâyeden de olsa bi' günlük öldürün beni
Dört ceset gücünde gölgelerle debelenirken sendeler kafam
Düşer mesafe tanımadan
Bana musallat olmuş haybeden ziyan
Tamam la, sus
Terledim kendi kendime
Halt edip de gittim or'da kendi kafamı ütüledim
Yani yeni bi' kelime yok gönül ferahlatan
Bakıyorum da yazıyo' balkonunda "Şevket Hamdi Tan"
Bugüne dek yazılmamış ne varsa bulsun önüme koysun
Hatta varsa vakti adı konulmayan ne varsa adını koysun
Bu son dediğimi sanki sesli söyledim çünkü kafayı kaldırıp da parka baktı
On dakika sonra parkta iki kişiydik
Tek bi' cümle kurmayıp susmak oldu tercih
"Ben kaçar" dememle "Bekle dur, biliyorsun ki yazıyorum" dedi
"Evet biliyorum"
"Hayır Bulvar eskidendi, şimdi yeni bi' şeyler karalarım"
"Ve yoksa mahsuru yazıyorum senin hikâyeni"
Direk'men adını sordum
"Bekar Evinde Kör Sinekler" cevabı geldi
"Abi yaz yalnız tek ricam var"
"Hikâyeden de olsa bir günlük öldürün beni
Fazla hırpalanmadan kapatalım bu defteri"
Hikâyeden de olsa bi' günlük öldürün beni
Dört ceset gücünde gölgelerle debelenirken sendeler kafam
Düşer mesafe tanımadan
Bana musallat olmuş haybeden ziyan
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuHip-hop müziğin edebi derinliklerinde dolaşan Farazi V Kayra, “Bir Günlük Öldürün Beni” adlı eseriyle dinleyicilerini yine hayatın çetin virajlarına, iç hesaplaşmalara ve varoluşsal sorgulamalara davet ediyor. Bu şarkı, sadece bir müzik parçası değil, aynı zamanda ruhun labirentlerinde yankılanan bir çığlık, bir kabulleniş ve belki de bir kurtuluş arayışı. Gelin, bu etkileyici şarkının sözlerini satır satır, öbek öbek inceleyelim.
Geçmişin Yükü ve Bir Dur Diyebilme Hali
Şarkı, dinleyiciyi daha ilk satırlarında ağır bir atmosferin içine çekiyor. Sözler, adeta bir itirafname niteliğinde:
Bu dizeler, geçmişin ve belki de ailesel yüklerin yarattığı ağırlığı sembolize ediyor. “Dört ceset” metaforu, sadece fiziksel ölümleri değil, aynı zamanda bitmiş ilişkileri, kaybolmuş umutları veya karakterin içinde ölen parçaları da ifade edebilir. Kendi benliğini de bu "cesetler" arasına katması, kişinin kendi geçmişiyle, yaşadığı travmalarla nasıl bütünleştiğini, hatta kendini de bu yükün bir parçası olarak gördüğünü gösteriyor. “Son altı yıl boyunca türlü türlü zorladım” ifadesi, belirli bir dönemeçte yaşanan mücadeleyi, çabayı ve nihayetinde bir şeylerin artık tutmadığına dair acı bir kabullenişi işaret ediyor. Bu, bir yol ayrımı, bir vazgeçiş anı. Farazi V Kayra, bu keskin dönüşü dinleyicisine tüm çıplaklığıyla sunuyor.
Parklar, Yabancılık ve Kendi Kendine Kalma
Şarkının anlatıcısı, bu içsel çıkmazdan kaçışını mekanlar üzerinden de ifade ediyor:
Park, burada bir sığınak, bir kaçış noktası. Belki de çocukluğun masumiyetine bir dönüş, ya da sadece dış dünyanın karmaşasından uzaklaşma ihtiyacı. Ancak "memleket"in uzakta olması, sadece coğrafi bir mesafeyi değil, aynı zamanda aidiyet duygusundan uzaklaşmayı, yalnızlığı ve bir nevi köksüzlüğü de simgeliyor. Farazi V Kayra, bu dizelerde modern insanın kentleşme ve yabancılaşma sorunlarına da dokunuyor.
"Dumanlı kentin hatırası", geçmişin boğucu ve bulanık anılarını temsil ediyor. Anlatıcı, olgunlaşma ile birlikte bu anılardan kurtulma arzusunu dile getiriyor. Yabancı bir parkta, uzaktan izlenen evler ise başkalarının hayatlarına duyulan mesafeyi, bir dışarıdan gözlemci olma halini ve belki de bir özlemi yansıtıyor. Bu, "Bir Günlük Öldürün Beni" şarkısının melankolik ve düşünsel atmosferini pekiştiriyor.
Varoluşsal Sıkışmışlık ve Bir Günlük Ölüm İsteği
Şarkının en can alıcı noktasına geliyoruz. Anlatıcının hayata karşı duyduğu bıkkınlık ve bir tür "reset" atma isteği, şu dizelerde netleşiyor:
Umutsuzluk, kişinin en temel sığınağını bile daraltır. Tahta bank, artık bir huzur değil, bir hapishane haline gelir. Şanssızlığa isyan ve bu isyanın başkalarına "ibret" olması dileği, anlatıcının yaşadığı derin hayal kırıklığını gözler önüne seriyor. Bu durum, Farazi V Kayra'nın sözlerinde sıkça rastladığımız toplumsal eleştiri ve bireysel sorgulama katmanlarından biri.
Başkalarının "keyifli" hayatları ile kendi iç sıkıntısı arasındaki tezat, anlatıcının kendine yabancılaşmasını ve dünyadan kopuşunu vurguluyor. "Yakışmamıştın hiçbi' baltaya" ifadesi, kişinin hiçbir şeye tam olarak ait olamama, bir işe yaramama hissini çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Hayata karşı duyulan bu isteksizlik, şarkının temel motivasyonlarından biri.
Ve işte, Farazi V Kayra'nın "Bir Günlük Öldürün Beni" şarkısının kalbindeki o dilek:
Bu, gerçek bir ölüm isteği değil, bir metafor. Hayatın getirdiği yorgunluktan, acılardan ve zorluklardan bir günlük de olsa, "hikâyeden" de olsa bir mola arayışı. Ruhsal bir dinlenme, bir sıfırlanma, "defteri fazla hırpalanmadan kapatma" arzusu. Bu, kendini koruma içgüdüsünün, bir tükenmişlik anındaki en insancıl taleplerinden biri.
Hikâyenin Yazarı ve Bir Kurtuluş Umudu
Şarkının son bölümü, beklenmedik bir karşılaşma ve bir umut ışığı sunuyor:
İç sesle yapılan bu muhasebe, anlatıcının kendi düşüncelerinin girdabında boğulduğunu, bir çıkış yolu bulamadığını gösteriyor.
Parkta karşılaşılan bir başka yazar figürü, anlatıcının hikayesini yazma teklifiyle ortaya çıkıyor. Bu, kişinin iç dünyasının dışarıya açılması, acılarının bir başkası tarafından görülebilir ve işlenebilir hale gelmesi anlamına geliyor. "Bekar Evinde Kör Sinekler" gibi bir başlık, bu hikayenin de benzer bir yalnızlık ve amaçsızlık temasını işleyeceğini düşündürüyor. Farazi V Kayra, bu meta-anlatım ile sanatın, acıyı bir hikayeye dönüştürme ve böylece ona bir anlam katma gücünü vurguluyor.
Anlatıcı, hikayesinin yazılmasına razı oluyor, ancak yine o temel dileğini yineliyor: "Bir Günlük Öldürün Beni". Bu, hikayenin sonunda bir tür arınma, bir kapanış ve yeni bir başlangıç arayışı. Farazi V Kayra, bu şarkıda dinleyiciyi derin bir empatiye davet ederken, aynı zamanda sanatın, bireysel acıları evrensel bir dille ifade etme ve onlara bir çözüm arama potansiyelini de gözler önüne seriyor. "Bir Günlük Öldürün Beni", sadece bir şarkı değil, ruhsal bir yolculuğun, bir yazarın kaleminden dökülen incelikli bir portresi.