
🎵 Ezginin Günlüğü – Eksik Bir Şey Sözleri
Eksik bir şey mi var hayatımda?
Gözlerim neden sık sık dalıyor?
Eksik bir şey mi var hayatımda?
Gökyüzü bazen, ciğerime doluyor
Öyle bir şey ki bu, kolay anlatamam
Atsan atılmaz, satsan satamam
Eksik bir şey mi var? anlayamam
Bak çayım sigaram, her şeyim tamam
Eksik bir şey mi var? anlayamam
Bak çayım sigaram, her şeyim tamam
Kalksam duraktan, dolmuş gibi
Arka koltukta, unutulmuş gibi
Terliklerimle, gelsem sana
Sonunda aşkı, bulmuş gibi
Terliklerimle, gelsem sana
Sonunda aşkı, bulmuş gibi
Eksik bir şey mi var? hayatımda
Gözlerim neden sık sık dalıyor?
Eksik bir şey mi var? hayatımda
Gökyüzü bazen, ciğerime doluyor
Kalksam duraktan, dolmuş gibi
Arka koltukta, unutulmuş gibi
Terliklerimle, gelsem sana
Sonunda aşkı, bulmuş gibi
Terliklerimle, gelsem sana
Sonunda aşkı, bulmuş gibi
Sonunda aşkı, bulmuş gibi
Sonunda aşkı, bulmuş gibi
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuVaroluşsal Bir Soru: “Eksik Bir Şey Mi Var Hayatımda?”
Şarkının açılış dizeleri, dinleyiciyi hemen içine çeken, evrensel bir sorgulama ile başlıyor: Bu dizeler, sadece basit bir soru değil, aynı zamanda derin bir içsel gözlemin ürünü. “Eksik bir şey mi var hayatımda?” sorusu, her şey yolunda görünse bile hissedilen o belirsiz noksanlığı dile getiriyor. Gözlerin sık sık dalması, zihnin mevcut andan uzaklaşıp bilinmez bir yerlere doğru sürüklenişini, belki de geçmişe duyulan özlemi ya da geleceğe dair endişeyi işaret ediyor. “Gökyüzü bazen, ciğerime doluyor” ifadesi ise, melankolinin en şiirsel anlatımlarından biri. Bu, sadece bir nefes alma eylemi değil, aynı zamanda varoluşsal bir ağırlığın, evrenin sonsuzluğunun insan ruhunda yarattığı ezici hissin metaforik bir karşılığı. Ezginin Günlüğü, bu imgelerle dinleyicisine kendi iç dünyasına dönme çağrısı yapıyor.Anlatılamayan Bir Boşluğun Paradoksu: “Atsan Atılmaz, Satsan Satamam”
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, bu eksikliğin ne kadar tanımlanamaz ve içsel olduğu vurgulanıyor: Bu sözler, “Ezginin Günlüğü – Eksik Bir Şey” şarkısının kalbindeki paradoksu ortaya koyuyor. Anlatılamayan, atılamayan, satılamayan bu “şey”, maddi dünyanın ötesinde, ruhsal bir varlığa işaret ediyor. Kişi, yaşamındaki tüm somut gereksinimlerini (çay, sigara gibi gündelik ritüelleri) tamamlamış olsa bile, içindeki boşluğu dolduramıyor. Bu, modern insanın belki de en büyük çıkmazlarından biri: her şeye sahipken bile bir şeylerin eksik olduğunu hissetmek. Bu dizeler, o boşluğun kişiye ne kadar ait olduğunu, ondan kurtulmanın ne kadar imkansız olduğunu anlatıyor. Ezginin Günlüğü, bu ince çizgide yürüyerek dinleyicisine derinden dokunuyor.Arayışın Zirvesi: “Terliklerimle Gelsem Sana, Sonunda Aşkı Bulmuş Gibi”
Şarkının en can alıcı ve umut dolu kısmı ise, bir arayışın ve nihayetinde bir teslimiyetin ifadesi: Burada “Ezginin Günlüğü – Eksik Bir Şey” şarkısı, o tanımsız boşluğun doldurulabileceği tek yerin, gerçek ve samimi bir aşk olabileceği fikrini sunuyor. “Kalksam duraktan, dolmuş gibi” ifadesi, bir durağanlıktan, bekleyişten kurtulma arzusunu ve bir yolculuğa çıkışı simgeler. “Arka koltukta, unutulmuş gibi” hissi, yalnızlığı, dışlanmışlığı ve belki de hayata karşı duyulan pasifliği yansıtır. Ancak asıl vurgu, “Terliklerimle, gelsem sana” dizesinde. Terlikler, ev hali, rahatlık, samimiyet ve savunmasızlığın sembolüdür. En doğal, en süssüz, en kendin haliyle birine gitmek, tüm maskeleri çıkarıp teslim olmak demektir. Bu teslimiyetin sonucunda hissedilen “Sonunda aşkı bulmuş gibi” olma hali, o derin eksikliğin ancak koşulsuz bir bağlamda giderilebileceğini fısıldar. Bu, sadece romantik bir aşk değil, aynı zamanda ait olma, anlaşılma ve huzur bulma arayışının bir ifadesidir. Ezginin Günlüğü’nün “Eksik Bir Şey” şarkısı, insan ruhunun derinliklerindeki bu tanımsız boşluğu, arayışı ve umudu bir araya getirerek, her dinleyişte farklı bir katmanını keşfettiğimiz, zamansız bir başyapıt olmayı sürdürüyor. Bu şarkı, hayatımızdaki o “eksik bir şey”in ne olduğunu sorgulamaya devam etmemizi sağlayan güçlü bir melodi ve söz birlikteliğidir.