SanatçıEnes Güneş

🎵 Enes Güneş – Sensizken Sözleri
Baktığım her yerde varsın,
Sensizken çok yaralandım.
Tanıdığın gibi değilim,
Görsen tanıyamazsın.
Bu hâlim iyi mi benim?
Sen anlardın,
Dönsen tamamlardın.
Söyle, neden bıraktın?
Artık dayanamıyorum,
Üstüme geliyor bu dört duvar da.
Seni kimseye soramıyorum,
Alıştım, koymuyor yokluğunda.
Vardım, kimsen yoktuğunda,
Sen varken bile yoktun oysa.
Ben toparlanmak isterken,
Sen dağıttın fazlasıyla.
Hislerim kayıp, boşluktayım.
Öyle bakma gözlerime sanki umurundaymışım gibi.
Benim gündüzlerim kayıp,
Nedense geceleri buluyorum kendimi.
Çok yorgun düştüm ben,
Tutmadın ellerimi.
Çok yalnız kaldım ben,
Kaybediyorum tüm her şeyi mi?
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuEnes Güneş – Sensizken: Yokluğun Gölgesindeki Bir Ruhun Feryadı
Müzik, bazen en derin acılarımızı en yalın haliyle anlatır. Enes Güneş’in “Sensizken” şarkısı da tam olarak böyle bir eser. Dinleyiciyi, kaybedilen bir aşkın ardından yaşanan yıkımın, yalnızlığın ve derin bir boşluğun labirentlerinde dolaştıran bu şarkı, her dizesiyle bir yaraya dokunuyor. Bir şarkı sözü yorumlayıcısı olarak, Enes Güneş’in “Sensizken” adlı bu dokunaklı parçasının sözlerine yakından bakmak, kelimelerin ardındaki o kırılgan ruh halini anlamak istiyorum.
Yaralı Bir Varlığın İzleri: İlk Dizelerdeki Hançer
Şarkı, kaybedilen sevgilinin zihinde yarattığı silinmez izlerle başlıyor. “Baktığım her yerde varsın, Sensizken çok yaralandım” dizeleri, yokluğun yarattığı paradoksu gözler önüne seriyor. Fiziksel olarak orada olmasa da, zihinsel ve duygusal olarak her köşede, her anıda varlığını sürdüren bir sevgili. Bu durum, ayrılığın sadece fiziksel bir mesafe değil, aynı zamanda ruhsal bir yara olduğunu gösteriyor. Enes Güneş, bu ilk dizelerle dinleyiciyi hemen acının merkezine çekiyor.
Devamında gelen “Tanıdığın gibi değilim, Görsen tanıyamazsın” ifadesi ise, yaşanan bu derin yaranın kişiyi ne denli değiştirdiğini, bambaşka birine dönüştürdüğünü anlatıyor. Acı, bir maske takmış gibi, eski benliği görünmez kılmıştır. Bu dönüşüm, çoğu zaman dışarıdan anlaşılamayan, sadece yaşayanın bildiği bir yıkımdır. Şarkının kalbindeki bu kırılganlık, “Bu hâlim iyi mi benim? Sen anlardın, Dönsen tamamlardın.” dizelerinde bir yakarışa dönüşüyor. Sevgilinin varlığı, eksik kalan parçaları tamamlayacak yegane güç olarak konumlandırılıyor. Bu, bir bağımlılıktan ziyade, derin bir ruh eşliği arayışının ifadesi. Ve finaldeki “Söyle, neden bıraktın?” sorusu, tüm bu acının ve dönüşümün temelinde yatan çözümsüzlüğü, cevapsız kalmış bir soruyu haykırıyor. Enes Güneş, bu ilk bölümle dinleyicisine ayrılığın sadece bir son olmadığını, aynı zamanda bir başlangıç, bir dönüşüm ve bir sorgulama süreci olduğunu fısıldıyor.
Dört Duvar Arasında Bir Yalnızlık Senfonisi
“Sensizken” şarkısının ikinci bölümü, yalnızlığın ve çaresizliğin fiziksel birer mekâna dönüşümünü işliyor. “Artık dayanamıyorum, Üstüme geliyor bu dört duvar da.” dizeleri, sadece bir odanın değil, aynı zamanda zihinsel bir hapishanenin tasviridir. Dört duvar, kişinin kendi içine kapanışını, dış dünyayla bağının kopuşunu simgeliyor. Bu, Enes Güneş’in hissettiği bunalımı çok güçlü bir metaforla aktarma biçimi.
“Seni kimseye soramıyorum, Alıştım, koymuyor yokluğunda” ifadesi, ilk bakışta bir kabulleniş gibi dursa da, aslında derin bir savunma mekanizması barındırıyor. “Alıştım” demek, acıyı bastırmaya çalışmak, yokluğun yarattığı boşluğu görmezden gelme çabasıdır. Oysa bu dizelerin ardında yatan asıl duygu, gurur ve çaresizliktir; kimseye soramayacak kadar yalnız, ama aynı zamanda soramayacak kadar da gururlu olmak. Ancak bir sonraki dize, bu “alıştım” söylemini tamamen altüst ediyor: “Vardım, kimsen yoktuğunda, Sen varken bile yoktun oysa.” İşte bu, şarkının en vurucu ve en acımasız itiraflarından biri. Yazarın, sevgilisinin zor zamanlarında yanında olduğunu, ancak sevgilisi varken bile duygusal olarak yalnız bırakıldığını anlıyoruz. Bu, basit bir ayrılıktan öte, bir ihanet ve derin bir hayal kırıklığı barındırıyor. “Ben toparlanmak isterken, Sen dağıttın fazlasıyla.” cümlesi ise, toparlanma çabalarının dahi boşuna olduğunu, diğer tarafın varlığının veya yokluğunun bu süreci daha da zorlaştırdığını anlatıyor. Enes Güneş, “Sensizken” ile sadece bir ayrılık hikayesi değil, aynı zamanda ilişkideki dengesizliği ve tek taraflı çabayı da gözler önüne seriyor.
Kayıp Hisler ve Sonsuz Bir Yalnızlık
Şarkının son bölümü, bu derin acının kişide yarattığı kalıcı hasarları ve umutsuzluğu işliyor. “Hislerim kayıp, boşluktayım.” ifadesi, duygusal bir uyuşukluğu, varoluşsal bir boşluğu işaret ediyor. Artık hissetmek bile mümkün değil, sanki ruhun bir kısmı kopup gitmiş gibi.
“Öyle bakma gözlerime sanki umurundaymışım gibi” dizesi, karşı tarafa yöneltilen keskin bir sitem ve suçlamadır. Bu, sahte bir ilgi gösterisine karşı duyulan öfke ve hayal kırıklığıdır; zira şarkının öznesi, artık bu tür yüzeysel tavırlara tahammül edemeyecek kadar yıpranmıştır. “Benim gündüzlerim kayıp, Nedense geceleri buluyorum kendimi.” cümlesi, acının zaman algısını nasıl değiştirdiğini, gündüzün aydınlığının bile bir anlam ifade etmediğini, kişinin ancak gecenin karanlığında kendiyle yüzleşebildiğini gösteriyor. Bu, bir nevi kaçış ve aynı zamanda kendini bulma çabasıdır. “Çok yorgun düştüm ben, Tutmadın ellerimi.” ve “Çok yalnız kaldım ben, Kaybediyorum tüm her şeyi mi?” dizeleri ise, çaresizliğin ve tükenmişliğin zirvesidir. Ellerini tutmayan bir sevgili, yalnızlık içinde kaybolan bir benlik ve her şeyi kaybetme korkusu… Enes Güneş, “Sensizken” şarkısıyla bu derin duygusal çöküşü, dinleyicinin kalbine işleyen bir melodi ve sözlerle aktarıyor. Bu şarkı, bir ayrılık ağıtından öte, bir ruhun kendi varoluş mücadelesinin acı dolu bir kaydıdır.