
🎵 Derya Bedavacı – Hep Mi Leyla Sözleri
Yine tekmil bomboş meydan
Ne gelen var ne giden vah
Dile düştük hep bu husustan
Millete takke, bize külah
Bizi boş ver çatladı taşlar
Kuyruğumuz dik güya
Bekle bekle, bekle şiştik
İnecek var dur dünya
Hep mi Mecnun?
Hep mi Leyla?
Dert ararsan bizde gırla
Bari akşamdan akşama
Ver coşkuyu ver ver
Hep mi Mecnun?
Hep mi Leyla?
Dert ararsan bizde gırla
Bari akşamdan akşama
Ver coşkuyu ver ver
Yine tekmil bomboş meydan
Ne gelen var ne giden vah
Dile düştük hep bu husustan
Millete takke, bize külah
Bizi boş ver çatladı taşlar
Kuyruğumuz dik güya
Bekle bekle, bekle şiştik
İnecek var dur dünya
Hep mi Mecnun?
Hep mi Leyla?
Dert ararsan bizde gırla
Bari akşamdan akşama
Ver coşkuyu ver ver
Hep mi Mecnun?
Hep mi Leyla?
Dert ararsan bizde gırla
Bari akşamdan akşama
Ver coşkuyu ver ver
Hep mi Mecnun?
Hep mi Leyla?
Dert ararsan bizde gırla
Bari akşamdan akşama
Ver coşkuyu ver ver
Hep mi Mecnun?
Hep mi Leyla?
Dert ararsan bizde gırla
Bari akşamdan akşama
Ver coşkuyu ver ver
Derya Bedavacı – Hep Mi Leyla Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuDerya Bedavacı – Hep Mi Leyla: Boş Meydanlarda Yankılanan Bir İsyan
Müzik, bazen en derin hislerimizi, toplumsal gözlemlerimizi birkaç dizeye sığdırır. Derya Bedavacı’nın güçlü yorumuyla hayat bulan “Hep Mi Leyla” şarkısı da tam olarak bunu başarıyor. Şarkının sözleri, ilk dinleyişte yakaladığı o samimi ve biraz da isyankar havayla, dinleyicisini düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor. Benim için bu şarkı, modern insanın çıkmazlarını, beklentilerini ve hayata karşı duruşunu sorgulayan çarpıcı bir tablo çiziyor.
Yine Tekmil Bomboş Meydan: Yalnızlığın ve Değişimin Yokluğu
Şarkı, adeta bir tiyatro sahnesinin açılış perdesi gibi başlıyor:
Derya Bedavacı Hep Mi Leyla şarkısının bu giriş dizeleri, çağımızın en büyük sorunlarından biri olan yalnızlığı ve toplumsal kopukluğu çok net bir şekilde gözler önüne seriyor. “Tekmil bomboş meydan” ifadesi, sadece fiziksel bir boşluğu değil, aynı zamanda umutların, beklentilerin ve etkileşimin olmadığı bir ruh halini de imliyor. Bir zamanlar insanların buluştuğu, fikirlerin çarpıştığı meydanlar artık ıssız. Bu durum, bir boş vermişlik, bir bekleyişin yorgunluğu ve belki de bir hayal kırıklığı hissini taşıyor. “Ne gelen var ne giden vah” dizesi ise bu durağanlığın, bu değişmezliğin getirdiği derin bir iç çekiş, bir sitem niteliğinde.
Dile Düştük Hep Bu Husustan: Toplumsal Adaletsizlik ve İroni
Şarkının bir sonraki bölümü, bu boşluğun nedenlerini ve sonuçlarını daha keskin bir dille ele alıyor:
Burada Derya Bedavacı – Hep Mi Leyla şarkısı, toplumsal bir eleştiriye dönüşüyor. “Dile düştük hep bu husustan” diyerek, yaşanan sorunların herkes tarafından bilindiğini, konuşulduğunu ancak çözüm bulunamadığını vurguluyor. Asıl çarpıcı olan ise “Millete takke, bize külah” dizesi. Bu ifade, halk arasındaki “takke düştü, kel göründü” deyiminden ilham alarak, bir adaletsizliği, bir ayrımcılığı, hatta belki de bir kandırılmışlık hissini dile getiriyor. Bazılarına saygınlık, itibar (takke) düşerken, bir başkaları için sadece boş bir vaat, bir aldatmaca (külah) kalıyor. Bu, toplumsal katmanlar arasındaki eşitsizliğin, ikiyüzlülüğün ve sömürünün acı bir tasviri.
Çatlayan Taşlar ve Dik Kuyruklar: Direniş ve Yorgunluk Arasında
Derya Bedavacı Hep Mi Leyla şarkısı, bir sonraki bölümde bu kabullenişin ötesinde bir direniş ve aynı zamanda bir yorgunluğu ifade ediyor:
“Bizi boş ver çatladı taşlar” derken, bireysel dertlerin ötesinde, sistemin, yapının kendisinin çatırdadığını, kırılma noktasına geldiğini anlatıyor. Bu, sadece kişisel bir şikayet değil, genel bir çöküşün habercisi. “Kuyruğumuz dik güya” ifadesi ise dışarıya karşı sergilenen o sahte güçlü duruşu, içten içe yaşanan yorgunluk ve tükenmişliğe rağmen takınılan maskeyi vurguluyor. Bu bir ironi; dışarıdan bakıldığında hala dimdik duruyor gibi görünsek de, aslında içeride her şey paramparça. “Bekle bekle, bekle şiştik” dizesi, sabrın sınırına gelindiğini, umutla bekleyişin artık bir tahammülsüzlüğe dönüştüğünü gösteriyor. Bu biriken gerilim, “İnecek var dur dünya” çağrısıyla doruğa ulaşıyor. Bu dize, ya bir isyanın patlak vereceğine ya da bir şeylerin artık değişmek zorunda olduğuna dair güçlü bir uyarı niteliğinde. Bir duruş, bir çağrı, belki de bir tehdit.
Hep Mi Mecnun, Hep Mi Leyla?: Aşkın ve Dertlerin Sonsuz Döngüsü
Derya Bedavacı – Hep Mi Leyla şarkısının nakaratı, tüm bu toplumsal ve kişisel bunalımların ortasında, yaşamın döngüselliğini sorgulayan, ironik ama umut dolu bir çağrı sunuyor:
Mecnun ve Leyla, doğu edebiyatının trajik aşk sembolleridir. Şarkıcı, “Hep mi Mecnun? Hep mi Leyla?” diyerek, hayatın hep bu denli dramatik, hep bu denli acı ve aşkla yoğrulmuş olmak zorunda olup olmadığını sorguluyor. Sanki yeterince dert ve keder yaşanmış gibi, bu döngüden bir çıkış yolu arıyor. “Dert ararsan bizde gırla” ifadesi, zaten yeterince sıkıntı ve problemle boğuşulduğunu, yeni dertlere ihtiyaç olmadığını vurguluyor. Bu kabullenişin ardından gelen “Bari akşamdan akşama / Ver coşkuyu ver ver” çağrısı ise, tüm bu olumsuzluklara rağmen, anı yaşama, küçük de olsa bir neşe bulma arayışını temsil ediyor. Bu, bir isyanın yumuşak yüzü; madem dertler bitmiyor, o zaman bari biraz olsun eğlenelim, coşalım. Derya Bedavacı Hep Mi Leyla şarkısının bu nakaratı, trajedinin içinde bile bir yaşam sevinci kıvılcımı arayan insan ruhunun direncini ve pragmatizmini yansıtıyor. Hayatın acı gerçekleriyle yüzleşirken bile, bir parça neşe ve coşkuya tutunma ihtiyacını dile getiriyor.
Şarkının tekrar eden yapısı, bu döngüsel dertlerin ve coşku arayışının hayatımızdaki sürekliliğini vurguluyor. Derya Bedavacı – Hep Mi Leyla, sadece bir şarkı değil, aynı zamanda çağımızın ruh halini, toplumsal eleştirilerini ve bireysel direnişini yansıtan güçlü bir ayna.