SanatçıDeniz Seki

🎵 Deniz Seki – Benim Hikayem Sözleri
Kendime bi' mezar kazarken buldum
Mezarın içinde ben, benim de içimde sen
Düşünmekten, ağlamaktan yoruldum
Kalbimin içinde sen (sen), kalbinin dışında ben (ben)
Bu hikâyede yanan ben oldum
Bir gülüşe kanan ben oldum
Bir gülüşe kanan ben oldum
Her hatana susan ben oldum (susan ben oldum)
Bu hikâyede yanan ben oldum
Bir gülüşe kanan ben oldum
Bir gülüşe kanan ben oldum
Her hatana susan ben oldum (susan ben oldum)
Yüreğimi yakan alevlerde boğuldum
Alevin kendisi sen, kendimin düşmanı ben
Ateşin üstünü toprağımla soğuttum
Soğuyan toprağım ben (ben), toprağın içinde sen (sen)
Bu hikâyede yanan ben oldum
Bir gülüşe kanan ben oldum
Bir gülüşe kanan ben oldum
Her hatana susan ben oldum (x3)
Deniz Seki – Benim Hikayem Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuHer şarkının ardında bir hikaye, her sözün içinde bir duygu fırtınası gizlidir. Bugün, kalbimizin tellerine dokunan, yüreklerde derin izler bırakan bir eseri, Deniz Seki'nin "Benim Hikayem" şarkısını ele alıyoruz. Bu şarkı, bir ayrılık ağıtından çok daha fazlasını fısıldıyor; adeta bir ruhun kendi iç savaşını, teslimiyetini ve kabullenişini belgeliyor. Deniz Seki'nin kendine has yorumuyla hayat bulan bu sözler, dinleyenin kendi hikayesinde de yankı buluyor.
Bir Mezarda Başlayan Hikaye: Acının ve Varlığın İkilemi
Deniz Seki'nin "Benim Hikayem" şarkısının açılış dizeleri, dinleyiciyi doğrudan bir varoluşsal krizin ortasına çekiyor. "Kendime bi' mezar kazarken buldum" ifadesi, sadece fiziksel bir ölümü değil, aynı zamanda ruhsal bir çöküşü, kişinin kendi benliğini toprağa gömme isteğini veya bu süreçteki keşfi simgeler. Ancak asıl çarpıcı olan, bu mezarın içinde kişinin kendisiyle birlikte, "benim de içimde sen" diyerek, sevilen kişinin de varlığını hissetmesidir. Bu, ilişkinin sona ermiş olsa bile, diğerinin etkisinden kurtulamamanın, onun anısının benliğe ne denli nüfuz ettiğinin acı bir itirafıdır.
"Düşünmekten, ağlamaktan yoruldum" dizesi, bu içsel mücadelenin getirdiği tükenmişliği gözler önüne serer. Artık gözyaşları bile bir yük haline gelmiştir. Ve ardından gelen "Kalbimin içinde sen (sen), kalbinin dışında ben (ben)" ikilemi, ilişkinin asimetrik doğasını vurgular. Şarkının öznesi, sevdiği kişiyi kalbinin en derininde taşırken, kendisinin o kalpte bir yer bulamadığını, dışarıda kaldığını kabul eder. Bu, karşılıksız bir sevginin, tek taraflı bir adanmışlığın en saf ve en acı halidir.
Bir Gülüşe Kanmak: Teslimiyetin Nakaratı
Deniz Seki'nin "Benim Hikayem" şarkısının nakaratı, adeta bir kaderin kabullenişi gibidir. "Bu hikâyede yanan ben oldum" cümlesi, ilişkinin tüm acısını, yıkımını üstlenen tarafın kendisi olduğunu ilan eder. Bu yanış, fiziksel bir acıdan öte, ruhsal bir eriyişi, tüketilişi ifade eder. "Bir gülüşe kanan ben oldum" tekrarı, basit bir tebessümün bile umut ışığı olarak algılanıp, tüm acıların üzerini örtebildiği bir yanılgıya düşüşü anlatır. Bu, sevginin kör edici gücünün, küçük bir jestle bile kişinin tüm mantığını altüst edebileceğinin göstergesidir. Ve en can yakıcı itiraf belki de "Her hatana susan ben oldum" dizesidir. Bu, sevilen kişinin kusurlarını, yanlışlarını görmezden gelmeyi, hatta belki de onaylamayı seçen, kendi iç sesini susturan bir fedakarlığın ve teslimiyetin öyküsüdür. Deniz Seki, bu nakaratla, dinleyiciye, aşkın bazen ne denli yıkıcı bir döngüye dönüşebileceğini hatırlatır.
Alevler ve Toprak: Kendini Yok Edişin Gölgesinde
Şarkının ikinci bölümü, ilk bölümdeki acıyı daha da derinleştirir. "Yüreğimi yakan alevlerde boğuldum" derken, bu kez acının kaynağı netleşir: "Alevin kendisi sen." Sevilen kişi, kalpteki yangının doğrudan sorumlusudur. Ancak bu noktada şarkının öznesi, acının sadece dışarıdan gelmediğini, aynı zamanda içsel bir savaşı da içerdiğini itiraf eder: "kendimin düşmanı ben." Bu, belki de bu acıya izin verdiği, bu ilişkiyi sürdürdüğü için kendine duyulan bir öfke, bir pişmanlıktır.
Ardından gelen "Ateşin üstünü toprağımla soğuttum" dizesi, çarpıcı bir metafor sunar. Kişi, kendi varlığını, kendi özünü ("toprağım") kullanarak bu yıkıcı ateşi söndürmeye çalışır. Bu, kendini feda etme, kendi benliğini tüketme pahasına bir kurtuluş arayışıdır. Ancak sonuç, beklenenden farklıdır: "Soğuyan toprağım ben (ben), toprağın içinde sen (sen)." Ateş sönmüştür belki ama geriye kalan, soğumuş, cansız bir toprak gibidir. Ve en acısı, bu soğuk toprağın içinde bile hala sevilen kişinin varlığını taşıyor olmasıdır. Bu, Deniz Seki'nin "Benim Hikayem" dediği bu dramatik anlatının son perdesi gibidir; kişi kendini tamamen tüketse de, sevilenin izi silinmez bir mühür gibi kalbinde mühürlü kalır.
Deniz Seki, "Benim Hikayem" ile sadece kişisel bir acıyı değil, birçok insanın aşk ve kayıp karşısındaki çaresizliğini, kendini feda edişini ve bu döngüden kurtulamayışını anlatıyor. Şarkı, acının, kabullenişin ve bir türlü silinemeyen hatıraların evrensel dilini konuşuyor.