SanatçıCengiz Özkan

🎵 Cengiz Özkan – Ne Feryad Edersin Divane Bülbül Sözleri
Ne feryad edersin divane bülbül
Ne feryad edersin divane bülbül
Senin bu feryadın anam gülşene kalsın
Senin bu feryadın anam gülşene kalsın
Bu dünyada eremezsen murada
Bu dünyada eremezsen murada
Huzuru mahşere anam divana kalsın
Huzuru mahşere anam divana kalsın
Nesin methedeyim bir kaşı kare
Nesin methedeyim bir kaşı kare
Şu sineme açtı anam onulmaz yare
Şu sineme açtı anam onulmaz yare
Dünya tabip gelse derdime çare
Dünya tabip gelse derdime çare
Derdimin dermanı anam lokmana kalsın
Derdimin dermanı anam lokmana kalsın
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuCengiz Özkan’ın “Ne Feryad Edersin Divane Bülbül” Şarkısının Duygusal Derinliklerine Bir Bakış
Sözler, seslerle buluştuğunda bazen öyle bir etki yaratır ki, dinleyeni alıp başka diyarlara götürür. Cengiz Özkan’ın eşsiz yorumuyla hayat bulan “Ne Feryad Edersin Divane Bülbül” şarkısı da tam olarak bu etkiyi yaratan, Anadolu’nun derin acılarını ve umutlarını fısıldayan kadim bir türkü. Bu şarkı, sadece bir melodi değil, aynı zamanda aşkın, ayrılığın ve ilahi adaletin izlerini taşıyan edebi bir metin. Bir şarkı sözü yorumcusu olarak, “Cengiz Özkan – Ne Feryad Edersin Divane Bülbül” eserinin her dizesinde gizli anlamları keşfetmek, benim için her zaman büyük bir keyif.Divane Bülbülün Feryadı ve Gülşen Sırrı
Şarkının ilk dizeleri, dinleyeni hemen içsel bir sorgulamaya davet ediyor: Buradaki “divane bülbül,” divane olmuş, yani aklını kaybetmiş, aşkın ya da acının pençesinde kıvranan bir aşığı temsil eder. Bülbülün gül için feryat etmesi, tasavvufi şiirden halk şiirine kadar uzanan köklü bir semboldür. Aşık, içindeki yanık hissiyle sürekli bir inleyiş içindedir. Ancak şair, bu feryadın “gülşene kalsın” demesiyle, acının kaynağının ve muhatabının belli olduğunu vurgular. Gülşen, yani gül bahçesi, çoğu zaman sevgiliyi, güzelliği veya aşkın yaşandığı mekanı simgeler. “Anam” hitabı ise, bu iç döküşe samimi, ana kucağı sıcaklığında bir ton katar, acının derinliğini ve içtenliğini pekiştirir. Cengiz Özkan’ın yorumuyla bu dizeler, sadece bir sorgulama değil, aynı zamanda bir kabullenişin ve acıyı içselleştirmenin başlangıcıdır.Muradın Mahşere Kalışı: Dünya ve Ahiret Arasında
“Ne Feryad Edersin Divane Bülbül” şarkısı, dünyevi hayal kırıklıklarını öte dünyaya taşıyan bir umudu da barındırır: Bu kısım, dünya hayatındaki imkansızlıklar ve ulaşılamayan arzular karşısında duyulan derin çaresizliği ifade eder. “Muradına ermek,” yani amacına ulaşmak, kavuşmak, bu dünyada nasip olmadığında, yazar/aşık çaresizliğini “Huzuru mahşere,” yani kıyamet günündeki ilahi mahkemeye taşır. “Divan,” hem mahkeme hem de ilahi huzur anlamına gelir. Bu, dünyada bulunamayan adaletin, kavuşmanın veya huzurun, ahirette, ilahi bir adaletle tecelli edeceği inancını yansıtır. Bu dizeler, sadece kişisel bir aşk hikayesini değil, aynı zamanda kadercilik ve ilahi adalete olan inancı da gözler önüne serer. Cengiz Özkan’ın güçlü sesi, bu dizelerdeki teslimiyet ve umut karışımını dinleyiciye birebir aktarır.Kara Kaşın Açtığı Onulmaz Yara
Şarkının üçüncü bölümü, acının kaynağını daha somut bir şekilde ortaya koyar: “Bir kaşı kare,” geleneksel Türk şiirinde sıkça rastlanan, sevgiliyi tanımlayan bir güzellik unsurudur. Kara kaşlar, güzelliğin ve çekiciliğin sembolüdür. Ancak şair, bu güzelliği methetmek yerine, “Nesin methedeyim?” diyerek ironik bir soru sorar. Çünkü bu güzellik, şairin “sinesine,” yani göğsüne, kalbine “onulmaz yare” açmıştır. Bu yara, fiziksel olmaktan çok ruhsal bir acıdır; kapanmayan, iyileşmeyen derin bir kederdir. Aşkın getirdiği bu derin acı, sevgilinin güzelliğinin bile önüne geçmiştir. “Cengiz Özkan – Ne Feryad Edersin Divane Bülbül” şarkısının bu bölümü, aşkın hem güzellik hem de yıkım potansiyelini çarpıcı bir şekilde ortaya koyar.Derdimin Dermanı Lokmana Kalsın
Şarkının son bölümü, çekilen acının boyutunu ve çaresizliğini zirveye taşır: Bu dizeler, acının o kadar büyük ve derin olduğunu gösterir ki, “dünya tabip gelse,” yani yeryüzündeki tüm doktorlar bir araya gelse bile bu derde çare bulamayacaktır. “Lokman,” efsanevi bir hekim ve bilge kişiliktir; onun adı, olağanüstü şifa yetenekleriyle anılır. Şair, derdinin dermanını Lokman’a bırakarak, acısının sıradan insan bilgisi ve becerisiyle aşılamayacağını, adeta ilahi bir müdahale gerektirdiğini ifade eder. Bu, aynı zamanda bir teslimiyetin ve acının kabullenişinin de ifadesidir. Cengiz Özkan’ın yorumladığı “Ne Feryad Edersin Divane Bülbül” türküsü, bu son dizelerle, aşkın ve acının insanın ruhunda açtığı yaraların ne kadar derin ve evrensel olabileceğini bizlere hatırlatır. Bu türkü, yüzyıllardır Anadolu topraklarında yankılanan bir ağıtın, bir sevdanın ve bir teslimiyetin çağlar ötesi sesidir.