
🎵 Cengiz Özkan – Değme Felek Sözleri
Bugün benim efkârım var zârım var
Bugün benim efkârım var zârım var
Değme felek değme değme telime benim
Değme felek değme değme telime benim
Gül yüzlü cananı dost dost elden aldırdım
Gül yüzlü cananı dost dost elden aldırdım
Ecel oku değdi değdi telime benim
Değme felek değme değme telime benim
Değme zalım değme değme telime benim
Lokman hekim gelse dost dost sarmaz yarayı
Lokman hekim gelse dost dost sarmaz yarayı
Hilebaz dostum dost dost açtı harayı
Hilebaz yarime dost dost açtı harayı
Ne köşkümü koydu dost dost ne de sarayı
Ne köşkümü koydu dost dost ne de sarayı
Baykuşlar tünedi dost dost dalıma benim
Değme felek değme değme dalıma benim
Değme zalım değme değme telime benim
Özlemiyem başım hey dost dumanlı dağlar
Özlemiyem başım hey dost dumanlı dağlar
Gözlerim yaşlı da dost dost içim kan ağlar
Gözlerim yaşlı da dost dost içim kan ağlar
Güz ayları geldi dost dost bozuldu bağlar
Güz ayları geldi dost dost bozuldu bağlar
Hazan yeli değdi dost dost günüme benim
Değme felek değme değme telime benim
Değme zalım değme değme telime benim
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuCengiz Özkan’ın “Değme Felek” Şarkı Sözlerinin Derinliklerine Bir Bakış
Anadolu’nun kadim seslerinden Cengiz Özkan’ın “Değme Felek” adlı eseri, dinleyicisini derin bir hüzün ve isyanın ortasına çeken, sözleriyle ruha işleyen bir ağıttır. Bu şarkı, sadece bir müzik parçası değil, aynı zamanda insanoğlunun kader karşısındaki çaresizliğini, aşkın ve ihanetin yıpratıcı gücünü anlatan edebi bir metindir. Bir şarkı sözü yorumcusu olarak, “Cengiz Özkan – Değme Felek” şarkısının her bir dizesinde saklı anlamları irdelemek, bu hissiyatı daha yakından anlamamızı sağlayacaktır.
Feleğe Yakılan Bir Ağıt: “Bugün Benim Efkârım Var Zârım Var”
Şarkının açılış dizeleri, dinleyiciyi doğrudan bir keder atmosferine sokar:
Burada “efkâr” ve “zâr”, yani derin düşünceler ve inlemeler, anlatıcının iç dünyasının ne denli paramparça olduğunu gösterir. “Değme felek değme değme telime benim” ifadesi ise şarkının temel çağrısıdır. “Tel”, sazın teli olabileceği gibi, insanın sinirleri, yaşam bağı, ruhunun en hassas noktası olarak da yorumlanabilir. Anlatıcı, zaten kırılgan ve hassas olan ruhuna kaderin (felek) daha fazla dokunmamasını, onu daha fazla yaralamamasını dilemektedir. Cengiz Özkan’ın sesindeki o yanık tını, bu yakarışı daha da güçlendirir ve “Değme Felek” sözlerinin ağırlığını hissettirir.
Aşkın ve İhanetin Yıktığı Yuva: “Gül Yüzlü Cananı Elden Aldırdım”
Acının kaynağı, sonraki dizelerde netleşir:
“Gül yüzlü canan”, yani sevgili, kaybedilmiştir. Bu kayıp, sadece bir ayrılık değil, adeta bir ölüm gibi betimlenir: “Ecel oku değdi değdi telime benim.” Sevgilinin kaybı, anlatıcının kendi ruhuna saplanmış bir ölüm oku gibidir. Burada feleğe yapılan çağrıya, “zalım” kelimesi de eklenir. Bu “zalım”, ya kaderin kendisi ya da bu ayrılığa sebep olan üçüncü bir kişi veya sevgilinin kendisi olabilir. Cengiz Özkan’ın bu dizeleri yorumlayışı, kayıp ve ihanetle yoğrulmuş bir yüreğin feryadını derinden hissettirir.
Lokman Hekim’in Bile Çare Bulamadığı Yara
Acının boyutları, efsanevi bir referansla vurgulanır:
Lokman Hekim, şifa dağıtan, derman bulan efsanevi bir figürdür. Ancak anlatıcının yarası o kadar derindir ki, Lokman Hekim bile bu yarayı saramaz. Bu durum, acının fizikselden öte, ruhsal ve onarılamaz olduğunu gösterir. Yarayı açan ise bir “hilebaz dost” veya “hilebaz yar”dır. İhanet, acıyı katmerler. Sevilen birinden gelen darbe, en onarılamaz yara izlerini bırakır. “Değme Felek” şarkısında bu dize, ihanetin yıkıcı gücünü gözler önüne serer.
Baykuşların Tünediği Viran Yuva
Maddi ve manevi yıkım, çarpıcı imgelerle anlatılır:
Mal varlığının (köşk, saray) kaybı, aslında ruhsal çöküşün bir dışa vurumudur. En vurucu ifade ise “Baykuşlar tünedi dost dost dalıma benim” dizesidir. Baykuşlar, halk inancında uğursuzluk, viranelik ve ölümle ilişkilendirilir. “Dal”, soyu, geleceği, umutları veya hayat ağacının bir parçası olabilir. Bu dize, anlatıcının hayatının tamamen viraneye dönüştüğünü, umutlarının tükendiğini ve üzerine bir uğursuzluğun çöktüğünü sembolize eder. Cengiz Özkan’ın “Değme Felek” yorumunda bu dizeler, dinleyicide derin bir iç çekişe neden olur.
Dumanlı Dağlar ve Kan Ağlayan Gözler
Şarkının sonlarına doğru, acı doğa imgeleriyle harmanlanır:
“Dumanlı dağlar”, anlatıcının zihninin karışıklığını, geleceğinin belirsizliğini ve içindeki fırtınayı yansıtır. Gözlerin yaşlı olması olağan bir keder ifadesiyken, “içim kan ağlar” ifadesi acının doruk noktasıdır. Bu, sadece gözlerden akan yaş değil, ruhun derinliklerinden gelen, kanayan bir kederdir. “Cengiz Özkan – Değme Felek” şarkısının bu kısmı, dinleyicide tarifsiz bir empati uyandırır.
Hazan Yeli ve Bozulan Bağlar
Şarkı, son bir hüzünlü metaforla kapanır:
“Güz ayları” ve “hazan yeli”, yaşamın sonbaharını, solan umutları ve kaybedilen güzellikleri temsil eder. “Bozuldu bağlar” ifadesi, hem maddi hem de manevi anlamda her şeyin dağıldığını, yıkıma uğradığını anlatır. Hazan yeli, anlatıcının “gününe” yani yaşamına değmiş, onu soldurmuş, bitirmiştir. Şarkının başında yapılan “Değme felek değme değme telime benim” çağrısı, bu son dizelerde tekrar ederek, acının döngüsel ve bitimsiz doğasını vurgular. “Cengiz Özkan – Değme Felek” şarkısı, bu tekrarlarla dinleyicinin ruhunda derin bir iz bırakır ve acının evrenselliğini bir kez daha hatırlatır.
Bu eser, sadece bir ağıt değil; aynı zamanda Anadolu insanının kaderle, aşkla ve ihanetle hesaplaşmasının, acısını türkülerle sağaltma çabasının da bir yansımasıdır.