SanatçıCem Yıldız

🎵 Cem Yıldız – Mânâ Sözleri
Han mıdır şu dünya
Konup da göçerler
Gelir bahar gider
Solup geçerler
Bir taş olur gönlüm suya düşer mi
Bir gül solar ama rengi gider mi
Hak kapısı çalar yüzüm güler mi
İstemem aşk ile yanmadıkça gönül

Han mıdır şu dünya
Konup da göçerler
Gelir bahar gider
Solup geçerler
Bir taş olur gönlüm suya düşer mi
Bir gül solar ama rengi gider mi
Hak kapısı çalar yüzüm güler mi
İstemem aşk ile yanmadıkça gönül
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuCem Yıldız’ın “Mânâ”sında Kaybolan ve Bulunan Anlamlar
Müziğin derinliklerine inerek, sözcüklerin ardındaki ruhu keşfetmek her zaman büyüleyici bir yolculuk olmuştur. Cem Yıldız’ın “Mânâ” adlı eseri de bu yolculukta durup düşünmemizi sağlayan, katmanlı anlamlar taşıyan bir durak. Şarkının ilk dizesinden itibaren, dinleyiciyi varoluşsal bir sorgulamaya davet eden bir atmosferle karşılaşıyoruz.
Dünyanın Geçiciliği Üzerine Bir Sorgulama
Cem Yıldız, “Mânâ” şarkısının açılışında, dünyanın fani tabiatını, adeta bir han benzetmesiyle gözler önüne seriyor. Bu imgeler, insanın evrendeki yerini ve yaşamın geçiciliğini sorgulamaya itiyor:
“Han mıdır şu dünya?” sorusu, dünya hayatının sadece bir mola yeri, bir konaklama alanı olduğu fikrini taşıyor. İnsanlar, bu handa kısa bir süreliğine konaklar ve sonra göçer giderler. Bu dize, tasavvufi geleneğin de sıkça işlediği dünya fani, ahiret baki anlayışını modern bir tınıyla yansıtıyor. Cem Yıldız, bu geçici varoluşu “Konup da göçerler” ifadesiyle pekiştiriyor, yaşamın bir varış değil, bir geçiş olduğunu vurguluyor.
Ardından gelen “Gelir bahar gider / Solup geçerler” dizeleri ise doğanın döngüsü üzerinden yaşamın kaçınılmaz sonunu hatırlatıyor. Baharın tazeliği, yaşamın başlangıcı ve güzelliği iken, solup geçmek ise kaçınılmaz tükenişi ve ölümü simgeliyor. Cem Yıldız’ın “Mânâ” şarkısında bu imgeler, dinleyicinin kendi varoluşsal döngüsü üzerine düşünmesini sağlıyor; her güzelliğin, her canlının bir sonu olduğunu zarifçe hatırlatıyor.
Gönlün Direnişi ve Aşkın Dönüştürücü Gücü
Şarkının ikinci bölümü, ilk bölümdeki genelgeçer gözlemlerden, bireysel bir iç hesaplaşmaya ve daha derin bir arayışa yöneliyor. Bu kısım, Cem Yıldız’ın “Mânâ”sının asıl özünü, insanın ruhsal yolculuğunu ve aşkın dönüştürücü gücünü merkeze alıyor:
“Bir taş olur gönlüm suya düşer mi?” dizesi, katılaşmış, duyarsızlaşmış bir kalbin yumuşama, merhamet bulma ihtimalini sorguluyor. Gönül, suyun akışkanlığına, duyguların derinliğine düşüp kendini bırakabilecek mi, yoksa katılığını koruyacak mı? Bu, içsel bir direnişin veya umutsuzluğun ifadesi olabileceği gibi, bir dönüşüm arzusunun da habercisi olabilir.
Hemen ardından gelen “Bir gül solar ama rengi gider mi” sorusu, Cem Yıldız’ın sözlerinde derin bir edebi katman oluşturuyor. Gülün fiziksel varlığı solsa da, onun rengi, kokusu, anısı ve sembolik anlamı hafızalarda kalır. Bu dize, fiziksel yok oluşa rağmen, bir şeyin özünün, ruhunun veya etkisinin kalıcı olabileceğini ima ediyor. “Mânâ” kelimesinin kendisi gibi, özün ve anlamın kalıcılığına yapılan bir gönderme.
“Hak kapısı çalar yüzüm güler mi” dizesi, ilahi bir kabule, affedilmeye veya huzura duyulan özlemi dile getiriyor. Yüzün gülmesi, içsel bir barışın, ruhsal bir tatminiyetin ve belki de ilahi rızanın bir göstergesi. Bu dize, insanın manevi arayışının ve umudunun bir yansıması olarak Cem Yıldız’ın “Mânâ” şarkısında yerini alıyor.
Ve şarkının zirvesi, tüm bu sorgulamaların ve arayışların tek bir noktada birleştiği o güçlü ifade: “İstemem aşk ile yanmadıkça gönül.” Bu dize, tüm fani dünyanın geçiciliğine, gönlün katılığının sorgulanmasına, hatta ilahi kapıdaki bekleyişe rağmen, asıl arzunun ne olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Gönlün aşkla yanması, sadece romantik bir aşkı değil, daha ziyade ilahi, evrensel ve dönüştürücü bir aşkı ifade eder. Bu aşk, insanın ruhunu arındıran, ona gerçek “Mânâ”yı veren, onu varoluşun derinlikleriyle birleştiren bir ateştir. Cem Yıldız, bu dizeyle, tüm acılara, sorgulamalara ve geçiciliklere rağmen, hayatı yaşanmaya değer kılanın ve insana gerçek anlamı verenin aşk olduğunu vurguluyor.
Cem Yıldız’ın “Mânâ” şarkısı, sadece bir müzik parçası değil, aynı zamanda insanın varoluşsal yolculuğuna ayna tutan, derinlikli ve düşündürücü bir şiirsel metin.