Cem Karaca – Kerkük Zindanı Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Cem Karaca 🕒 30 Ara 2025
Cem Karaca – Kerkük Zindanı video

🎵 Cem Karaca – Kerkük Zindanı Sözleri

Kerkük'ün zindanına attılar beni
Kerkük'ün zindanına attılar beni
Mazlumlar sürüsüne kattılar beni, kattılar beni
Mazlumlar sürüsüne kattılar beni, kattılar beni

Bir yanım dağladılar ateşle annem
Bir yanım dağladılar ateşle annem
Ne suçum ne günahım yaktılar beni, yaktılar beni
Ne suçum ne günahım yaktılar beni, yaktılar beni

Türkmen obalarından göçen anneler
Türkmen obalarından göçen anneler
Ne yuvaları kalmış ne de haneler, ne de haneler
Ne yuvaları kalmış ne de haneler, ne de haneler

Gökkubbeyi sarsar mazlum feryadım
Gökkubbeyi sarsar mazlum feryadım
Elbette bir gün güler bize seneler, bize de seneler
Elbette bir gün güler bize seneler, bize de seneler

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu

Cem Karaca’nın “Kerkük Zindanı” Şarkısının Derinlikli Yorumu

Müziğin sadece bir melodi ve ritimden ibaret olmadığını, aynı zamanda bir hikaye anlattığını, bir çığlık attığını veya bir umut fısıldadığını bilenler için Cem Karaca’nın “Kerkük Zindanı” şarkısı, adeta bir duygu yumağıdır. Bu şarkı, sadece dinlenmekle kalmayıp, her kelimesiyle hissedilmesi gereken, zamanın ötesine geçen bir ağıttır. Bir şarkı sözü yorumcusu olarak, “Kerkük Zindanı”nın her dizesinde gizlenen anlam katmanlarını ve insan ruhunun derinliklerine nasıl işlediğini ele almak istiyorum.

Kerkük Zindanı: Bir Esaretin Başlangıcı

Şarkı, dinleyiciyi doğrudan bir acının merkezine çekerek başlar. Cem Karaca’nın o eşsiz, gür sesiyle yankılanan ilk dizeler, dinleyenin zihninde hemen bir tablo çizer:
Kerkük’ün zindanına attılar beni Kerkük’ün zindanına attılar beni Mazlumlar sürüsüne kattılar beni, kattılar beni Mazlumlar sürüsüne kattılar beni, kattılar beni
“Kerkük’ün zindanına attılar beni” ifadesi, sadece fiziksel bir hapsi değil, aynı zamanda bir kimliğin, bir özgürlüğün elinden alınışını simgeler. Coğrafi bir yerin adının özellikle belirtilmesi, bu acının belirli bir topluluğa ait olduğunu ve o coğrafyanın tarihsel yükünü taşıdığını gösterir. Aslında, “Kerkük Zindanı” kelimesi, baskının ve zulmün evrensel bir sembolü haline gelir. “Mazlumlar sürüsüne kattılar beni” dizesi ise bireysel acının kolektif bir dramın parçası olduğunu vurgular. “Sürü” kelimesi, insan onurunun nasıl hiçe sayıldığını, bireylerin kimliklerinden sıyrılarak, birer sayıya, birer kurbana dönüştürüldüğünü acı bir şekilde anlatır. Bu, sadece bir hapsedilme değil, aynı zamanda bir yok sayılma, bir insanlık dışı muameledir. Cem Karaca, bu dizelerle, dinleyicisine bir bireyin değil, bir halkın yaşadığı trajedinin kapılarını aralar.

Ateşle Dağlanan Bir Yan ve Suçsuzluk Feryadı

Şarkının ilerleyen bölümlerinde, acının fiziksel ve ruhsal boyutları daha da belirginleşir. “Kerkük Zindanı” şarkısının bu kısmı, dinleyenin içini burkan, derin bir merhamet uyandıran ifadelerle doludur:
Bir yanım dağladılar ateşle annem Bir yanım dağladılar ateşle annem Ne suçum ne günahım yaktılar beni, yaktılar beni Ne suçum ne günahım yaktılar beni, yaktılar beni
“Bir yanım dağladılar ateşle annem” dizesi, işkencenin ve tarifsiz acının somut bir ifadesidir. “Dağlamak”, sadece fiziksel bir yaralama değil, aynı zamanda ruhun derinliklerine işleyen, kalıcı izler bırakan bir travmayı işaret eder. “Annem” kelimesine yapılan bu doğrudan sesleniş, çaresizliğin, masumiyetin ve bir sığınma arayışının en saf halidir. Bir evladın annesine duyduğu güven ve ondan beklediği şefkat, bu acı dolu durumda daha da yürek burkucudur. “Ne suçum ne günahım yaktılar beni” tekrarı, çekilen eziyetin tamamen haksız ve nedensiz olduğunu vurgular. Bu, sadece bir itiraz değil, aynı zamanda adaletsizliğe karşı yükselen bir feryattır. Cem Karaca’nın bu yorumu, “Kerkük Zindanı”nı sadece bir şarkı olmaktan çıkarıp, zulme uğrayanların sesi haline getiriyor.

Göçün ve Yuvasızlığın Acısı

Şarkı, bireysel acıdan toplumsal bir dramaya doğru genişler. “Kerkük Zindanı”nın bu bölümü, tarihsel bir gerçekliğin ve kolektif bir yaranın altını çizer:
Türkmen obalarından göçen anneler Türkmen obalarından göçen anneler Ne yuvaları kalmış ne de haneler, ne de haneler Ne yuvaları kalmış ne de haneler, ne de haneler
Bu dizeler, sadece bir kişinin değil, bir bütün olarak bir halkın yaşadığı trajediyi gözler önüne serer. “Türkmen obalarından göçen anneler” ifadesi, zorunlu göçün, yurtsuzluğun ve aidiyet kaybının acısını dile getirir. Annelerin vurgulanması, ailenin, neslin ve geleceğin taşıyıcısı olan kadınların yaşadığı yıkımı daha da derinden hissettirir. “Ne yuvaları kalmış ne de haneler” tekrarı, sadece fiziksel evlerin değil, aynı zamanda kültürel mirasın, yaşam biçiminin ve köklerin yok oluşunu simgeler. Yuva, sadece bir çatı altı değil, aynı zamanda güven, huzur ve kimlik anlamına gelir. Bu yok oluş, bir halkın belleğinden silinmeye çalışılmasına yönelik acı bir girişimi anlatır. Cem Karaca’nın “Kerkük Zindanı”ndaki bu vurgusu, şarkının sadece kişisel bir öykü değil, aynı zamanda bir halkın trajedisi olduğunu gösterir.

Umutsuzluğa Karşı Yükselen Feryat ve Geleceğe Yönelik İnanç

Şarkının son bölümü, tüm acılara rağmen bir direniş ve umut mesajı taşır. “Kerkük Zindanı”nın bu kapanış dizeleri, ezilenlerin sesinin ne kadar güçlü olabileceğini gösterir:
Gökkubbeyi sarsar mazlum feryadım Gökkubbeyi sarsar mazlum feryadım Elbette bir gün güler bize seneler, bize de seneler Elbette bir gün güler bize seneler, bize de seneler
“Gökkubbeyi sarsar mazlum feryadım” dizesi, çekilen acının ve haksızlığın evrensel bir yankı bulduğunu, gökyüzüne kadar ulaştığını ifade eder. Bu, sadece bir çığlık değil, aynı zamanda ilahi adalete, kozmik bir dengeye yapılan bir çağrıdır. Mazlumun feryadının gökkubbeyi sarsması, onun sessiz kalmayacağının, sesinin mutlaka duyulacağının bir işaretidir. Şarkı, umutsuzluğun en derin noktasında bile bir ışık yakar. “Elbette bir gün güler bize seneler, bize de seneler” ifadesi, geleceğe dair sarsılmaz bir inancı, adaletin ve huzurun bir gün mutlaka tecelli edeceğine dair güçlü bir umudu barındırır. Bu, sadece bir dilek değil, aynı zamanda zulme karşı bir direnişin, sabrın ve geleceğe olan inancın sembolüdür. Cem Karaca, “Kerkük Zindanı” ile acıyı dile getirirken, aynı zamanda direniş ruhunu ve umudu da aşılamayı başarır. Bu şarkı, sadece bir ağıt değil, aynı zamanda bir direniş marşı, bir umut şarkısıdır. Dinleyeni derinden etkileyen bu eser, insanlık vicdanında yankılanmaya devam edecek.

🎵 Cem Karaca Diğer Şarkı Sözleri