SanatçıCan Bonomo

🎵 Can Bonomo – Sar Sözleri
Haykırsam delerim sandım bu dağlar uzak
Kimler için beni kandırdın yârimler uzak
Yastığı yorganı tanıdık evler uzak
Şiirleri bizden sözleri bildik diller uzak
Sar bir dal daha
Yak gitsin ömrüm Allah rahmet eylesin
Çal kemanım çal
Ben yandım alemin acısı dinmesin
Kal sevgilim kal
Yeter ki kal bu gece kimse bilmesin
Çal tamburum çal
Ben öldüm kimsenin de yüzü gülmesin
Kuşları uçmuş bahçelerinden gülleri uzak
Sözleri sezmiş yanaklarından lavlar uzak
Kendini bilmez hallerimizden yollar uzak
Haydi de git de yollara düşsek sonlar uzak
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuCan Bonomo – Sar: Melankolinin İç Sesinden Bir Yorum
Can Bonomo’nun “Sar” şarkısı, dinleyiciyi derin bir melankoli ve içsel hesaplaşmanın girdabına çeken, sözleriyle ruha dokunan bir eser. Bu şarkının sözleri, bir kayboluşun, yalnızlığın ve umutsuzluğun edebi bir ifadesi adeta. Can Bonomo, bizlere tanıdık ama bir o kadar da yabancılaşmış duyguların kapılarını aralıyor ve “Sar” adını verdiği bu parça ile dinleyicinin kendi iç dünyasında bir yolculuğa çıkmasını sağlıyor.
Uzakların ve Kayboluşun Coğrafyası
Şarkının ilk dörtlüğü, dinleyiciyi hemen bir uzaklık ve erişilemezlik hissine sürüklüyor. Can Bonomo, bu dizelerde kayboluşun coğrafyasını çiziyor:
Burada “Haykırsam delerim sandım bu dağlar uzak” ifadesi, çaresizliğin ve sesini duyuramamanın getirdiği bir hüsranı dile getiriyor. Kişi, içindeki feryadı dışa vursa bile engellerin aşılmaz olduğunu fark ediyor. “Kimler için beni kandırdın yârimler uzak” dizesi ise, bir aldatılmışlık hissinin, sevdiklerinden uzakta olmanın ve belki de sevdiklerinin de artık eski yakınlıkta olmamasının acısını yansıtıyor. Ardından gelen “Yastığı yorganı tanıdık evler uzak” cümlesi, güvenli limanların, aidiyet hissinin ve en temel konforun bile erişilemez hale geldiğini gösteriyor. Bu, sadece fiziksel bir uzaklık değil, aynı zamanda ruhsal bir yabancılaşma. Son olarak, “Şiirleri bizden sözleri bildik diller uzak” derken, ortak paydaların, anlamlı iletişimin ve paylaşılan kültürel mirasın bile yitirilmiş olduğunu, artık o tanıdık dilin bile anlaşılamaz hale geldiğini vurguluyor Can Bonomo’nun “Sar” şarkısı.
Yakılan Ömürler ve Dinmeyen Acılar
Şarkının nakaratı, bir teslimiyet ve kabullenişin müziğini çalıyor. “Sar” kelimesi burada bir eylem olarak karşımıza çıkıyor, belki bir sigara sarmak, belki de acıya sarılmak gibi bir çağrışım yapıyor:
“Sar bir dal daha” diyerek, acıya dayanmanın ve unutmaya çalışmanın bir yolunu arayışı görüyoruz. Ardından gelen “Yak gitsin ömrüm Allah rahmet eylesin” ifadesi, hayatının boşa harcandığına dair acı bir kabullenişi ve fatalist bir teslimiyeti içeriyor. Bu, bir tür intihar değil, bir yaşamın ruhsal olarak sona erişinin ilanı. “Çal kemanım çal / Ben yandım alemin acısı dinmesin” dizesi ise, bireysel acının o denli yoğunlaştığını ve evrenselleştiğini gösteriyor. Kendi yanışının büyüklüğü karşısında, dünyanın diğer acılarının da dinmemesini dilemek, belki de bu acıyı yalnız yaşamamak, belki de bu acının büyüklüğünü başkalarıyla paylaşmak arzusunu ifade ediyor. Can Bonomo’nun “Sar” şarkısındaki bu dizeler, dinleyenin yüreğine işliyor.
Kalışın ve Suskunluğun Karanlığı
İkinci nakarat, ilkine benzer bir teslimiyetle birlikte, bir de umutsuz bir kalma arzusunu barındırıyor. “Sar” şarkısının bu bölümü, kaybetme korkusunu ve gizli bir dileği yansıtıyor:
“Kal sevgilim kal / Yeter ki kal bu gece kimse bilmesin” dizesi, kaybedilenlerin ortasında tutunmaya çalışılan son bir umudu, bir sevgiliye duyulan derin bağlılığı ve bu kırılgan anın mahremiyetini vurguluyor. Bu, dünyanın geri kalanından soyutlanmış, yalnızca iki kişilik bir anın dileği. Ancak bu dilek, bir önceki nakaratta olduğu gibi, yine bir yok oluş hissiyle devam ediyor. “Çal tamburum çal / Ben öldüm kimsenin de yüzü gülmesin” diyerek, kendi ölümünü ilan eden kişi, bu kez kimsenin gülmemesini, yani kendi acısının evrenselliğini ve kalıcılığını arzuluyor. Bu, bireysel acının kolektif bir yasa dönüşme isteği. Can Bonomo, “Sar” ile acının bu boyutunu ustalıkla işliyor.
Yitirilmiş Bahçelerden Çıkışsız Yollara
Şarkının son dörtlüğü, kayıp ve çürümeyi daha somut imgelerle betimliyor, bir kapanış ve çıkışsızlık hissiyle dinleyiciyi baş başa bırakıyor:
“Kuşları uçmuş bahçelerinden gülleri uzak” ifadesi, neşenin, güzelliğin ve yaşamın simgesi olan bahçelerin terk edilmişliğini ve çoraklaşmasını anlatıyor. Bu, iç dünyanın bir tasviri. “Sözleri sezmiş yanaklarından lavlar uzak” dizesi, belki de dile getirilemeyen, içe atılan, yakıcı acıların bile artık ulaşılamaz, hissedilemez hale geldiğini, duygusal bir uyuşmayı işaret ediyor. “Kendini bilmez hallerimizden yollar uzak” derken, kontrolsüz, bilinçsizce yaşanan durumların bile bir çıkış yolu sunmadığını, bir yön tayin edemediğini anlatıyor. Son olarak, “Haydi de git de yollara düşsek sonlar uzak” cümlesi, kaçışın bile faydasız olduğunu, gidilecek bir yol olsa bile o yolun sonunun görünmediğini, yani umutsuzluğun ve sonsuz bir döngünün içinde kalındığını vurguluyor. Can Bonomo’nun “Sar” şarkısı, bu dizelerle derin bir karamsarlığı ve içsel bir sıkışmışlığı resmediyor.
Can Bonomo’nun “Sar” şarkısı, modern insanın yalnızlığını, kayıplarını ve çaresizliğini müzikle harmanlayarak dinleyiciye sunan, edebi derinliği olan bir çalışma. Her dizesi, bir yaraya tuz basar gibi, içsel bir acıyı ve kabullenişi yansıtıyor.