
🎵 Can Bonomo ft. Demet Evgar – Rüyamda Buluttum Sözleri
Nerede başladı bu hikaye de
Ben böyle delirdim
Nasıl oldu da sevdim çok canımdan
Ben böyle değildim
Yağdı durmuyor karlar
Eriyor yazım, kışım
Sen benim uğurlu yorganımdın
En masum bakışım
Rüyamda buluttum
Sensizliği unuttum
Yağmur oldum ağladım seni
Dizlerimde uyuttum
Uyandım gecenin bir vakti
Ne havadan ne sudan
Yağmur oldum ağladım seni
Bir nehrin yatağından
Nerede başladı bu hikaye de
Ben böyle delirdim
Nasıl oldu da sevdim çok canımdan
Ben böyle değildim
Aktı dereler derelere bak
Geçiyor günüm gecem
Sen benim sigaram, suyum, çayım
En karmaşık bilmecem
Rüyamda buluttum
Sensizliği unuttum
Yağmur oldum ağladım seni
Dizlerimde uyuttum
Uyandım gecenin bir vakti
Ne havadan ne sudan
Yağmur oldum ağladım seni
Bir nehrin yatağından
Yalnız uyursan rüyalara sor beni
Gel gör nerelerdeyim
Korkusuz göğün altında bir deli
Ölmedim avareyim
Rüyamda buluttum
Sensizliği unuttum
Yağmur oldum ağladım seni
Dizlerimde uyuttum
Uyandım gecenin bir vakti
Ne havadan ne sudan
Yağmur oldum ağladım seni
Bir nehrin yatağından
Can Bonomo ft. Demet Evgar – Rüyamda Buluttum Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuCan Bonomo ft. Demet Evgar – Rüyamda Buluttum: Aşkın Getirdiği Şiirsel Savruluşun Derin Yorumu
Müzik dünyamızın kendine özgü seslerinden Can Bonomo ve Demet Evgar’ın bir araya geldiği “Rüyamda Buluttum” şarkısı, dinleyicisine aşkın dönüştürücü gücünü, yalnızlığı ve içsel bir arayışı şiirsel bir dille sunuyor. Bu şarkının sözleri, dinleyeni adeta bir iç yolculuğa çıkarırken, kayboluş ve bulunuş arasındaki ince çizgide geziniyor.
Aşkın Başlangıcı ve Benliğin Dönüşümü
Şarkının açılış dizeleri, Can Bonomo ft. Demet Evgar – Rüyamda Buluttum parçasının temel sorgusunu ortaya koyuyor:
Bu dizeler, aşkın ansızın ve kontrol dışı bir şekilde hayatına girişini sorgulayan bir anlatıcının şaşkınlığını yansıtıyor. “Ben böyle delirdim” ifadesi, aşkın getirdiği bu değişimin ne denli sarsıcı ve akıl dışı olduğunu vurgularken, “Ben böyle değildim” dizesi, eski benliğe duyulan özlemi veya en azından bu dönüşüm karşısındaki yabancılaşmayı dile getiriyor. Can Bonomo ve Demet Evgar’ın bu işbirliğinde, aşkın insanı nasıl bambaşka birine dönüştürebileceği, daha ilk dizelerden güçlü bir şekilde hissettiriliyor.
Mevsimlerin Diliyle Duygusal İklim
“Rüyamda Buluttum” şarkısının ilerleyen dizelerinde doğa imgeleriyle içsel bir fırtınanın betimlendiğini görüyoruz:
“Yağdı durmuyor karlar” dizesi, durmaksızın yağan karlar aracılığıyla yaşanan yoğun, belki de acı veren bir duygusal dönemi anlatıyor. Bu kar, sadece fiziksel bir olgu değil, aynı zamanda ruhun üzerine çöken bir ağırlık, bir soğukluk. “Eriyor yazım, kışım” ifadesi, zamanın ve mevsimlerin birbirine karıştığı, yaşanılan duygusal karmaşanın etkisiyle kişisel zaman algısının bozulduğu bir durumu işaret ediyor. Sevilen kişi, “uğurlu yorgan” ve “en masum bakış” olarak anılıyor; bu benzetmeler, o kişinin bir zamanlar güven, sıcaklık ve saflık kaynağı olduğunu gösteriyor. Bu imgeler, kaybedilenin sadece bir sevgili değil, aynı zamanda bir huzur ve masumiyet hissi olduğunu vurguluyor.
Rüya ve Gerçek Arasında Bir Sığınak
Şarkının nakaratı, Can Bonomo ft. Demet Evgar – Rüyamda Buluttum eserinin en vurucu ve şiirsel kısımlarından birini oluşturuyor:
“Rüyamda buluttum” dizesi, gerçekliğin acımasızlığından kaçışı, bir nevi fantastik bir sığınma alanını işaret ediyor. Bulut olmak, hafiflik, özgürlük ve belki de gözlerden uzaklaşma arzusunu temsil ediyor. Rüyada olmak, acı veren sensizliği bir an olsun unutmanın yegane yolu haline gelmiş. “Yağmur oldum ağladım seni” dizesi, bastırılmış gözyaşlarının doğanın bir parçası gibi dışa vurumunu anlatıyor. Yağmur, hem bir arınma hem de yoğun bir kederin sembolü. Ve son olarak, “Dizlerimde uyuttum” dizesi, kaybedilen sevgiliye duyulan şefkati, onu hala kendi varlığında yaşatma, koruma ve teselli etme arzusunu gözler önüne seriyor. Bu, sadece bir rüya değil, aynı zamanda derin bir özlem ve aşkın yeniden canlandırılma çabası.
Gecenin Bir Vakti Gelen Acı ve Akıp Giden Zaman
Nakaratın ardından gelen köprü bölümü, rüya ile gerçek arasındaki keskin geçişi vurguluyor:
“Uyandım gecenin bir vakti” dizesi, ani bir uyanışla rüyanın büyüsünün bozulduğunu, acı gerçekliğe geri dönüldüğünü gösteriyor. “Ne havadan ne sudan” ifadesi, bu uyanışın ve ardından gelen ağlamanın belirli bir nedeni olmadığını, belki de içsel bir boşluktan, genel bir varoluşsal acıdan kaynaklandığını anlatıyor. Bu sefer “Bir nehrin yatağından” ağlamak, gözyaşlarının artık bireysel bir damla olmaktan çıkıp, bir nehrin akışı gibi sürekli, engin ve belki de kaderin bir parçası haline geldiğini ima ediyor.
Şarkının ilerleyen kısımlarında, zamanın geçişi ve kaybedilen kişinin vazgeçilmezliği üzerinde duruluyor:
“Aktı dereler derelere bak / Geçiyor günüm gecem” dizeleri, hayatın ve zamanın durmaksızın akıp gitmesini, ancak bu geçişin bir boşlukla yaşandığını betimliyor. Sevilen kişi, “sigaram, suyum, çayım” gibi temel ihtiyaçlarla eşdeğer tutuluyor. Bu benzetmeler, onun sadece bir sevgili değil, aynı zamanda yaşamsal bir bağımlılık, varoluşsal bir gereklilik haline geldiğini anlatıyor. “En karmaşık bilmecem” ifadesi ise, sevilen kişinin çözülemeyen, anlaşılamayan, belki de bu yüzden de vazgeçilemeyen gizemli yönlerine işaret ediyor.
Avare Bir Ruhun Yalnızlığa Çağrısı
Can Bonomo ft. Demet Evgar – Rüyamda Buluttum şarkısının son bölümü, anlatıcının yalnızlığını ve ruh halini açıkça ortaya koyuyor:
“Yalnız uyursan rüyalara sor beni” dizesi, bir davet, bir çağrı niteliğinde. Anlatıcı, kendisini bulmak isteyenin rüyalar âlemine girmesini istiyor; çünkü gerçeklikte belki de ulaşılamaz, belki de görünmez hale gelmiş durumda. “Korkusuz göğün altında bir deli” dizesi, anlatıcının toplumsal normlardan uzaklaşmış, belki de aşkın etkisiyle “delirmiş” bir ruh haline büründüğünü gösteriyor. Bu “delilik”, aynı zamanda bir özgürlük, korkusuzluk ve dünyanın dayattığı sınırlamalardan sıyrılma hali. “Ölmedim avareyim” ise, fiziksel olarak hayatta olduğunu ancak ruhsal olarak bir amaçsızlık, bir gezinme, bir boşluk içinde olduğunu dile getiriyor. Can Bonomo ve Demet Evgar’ın bu şarkısı, aşkın insanı nasıl bir savruluşa sürüklediğinin, onu hem canlı hem de kaybolmuş hissettirdiğinin çarpıcı bir özeti.