Berrin – Heba Olan Dünler Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Berrin 🕒 03 Kas 2025
Berrin – Heba Olan Dünler video

🎵 Berrin – Heba Olan Dünler Sözleri

Çare yok mu bu cihanda?
Ehli olmuşum elemlerin..
Geldi gece yine bak bir anda..
Şuuru bitmiş bilenlerin..

İzah edemem beni bana
Aczim melûlse hep sabaha
Bu gözyaşım da yeni daha
Kurumuş yüreğimdeki vaha..

Söyle sana kefaretim ne?
Yaktın yine beni ihanetinle
Söyle yalan de kehanetin? ve
Bıraktın yine beni iyanetimle..

Heba olan dünlere mi yanayım?
Herkes beyaz bi ben mi karayım?
Geçip giden günlere mi yanayım?
Kapanmayan bir acı yarayım..

Varayım uyansın ömür gafletten..
Geçer mi bilmem yine sabretsem..
Daha dibi var mı mahvetsem?
Tutarsa ahım sana kahretsem?

Esiri etmiş bu yara beni
Gece yandım daha yeni
Ruhum yine yama dimi?
Durmuşum gibi yasa geri..

Bakıyorum öylece uçsuz yolum..
Biliyorum söyleme suçsuz solum..
Bitiyorum öyle ve hiçmiş sonum..
Gidiyorum böyle be sonummuş sorun.

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu

Berrin’in “Heba Olan Dünler” Şarkı Sözlerinde Kaybolan Umutların Yankısı

Bir şarkı sözü yorumcusu olarak, Berrin’in “Heba Olan Dünler” şarkısının derinlikli ve dokunaklı sözlerini ilk okuduğumda içimde bir sızı hissettim. Bu, sadece bir şarkı değil, adeta bir ruhun çığlığı, kaybedilen zamanlara ve acıtan yaralara dair bir ağıt. Berrin, bu eserinde dinleyicisine iç dünyasının en karanlık köşelerini açıyor, umutsuzluğun ve yalnızlığın acımasız resmini çiziyor. Gelin, “Heba Olan Dünler”in her bir dizesinde saklı olan anlam katmanlarını birlikte keşfedelim.

Kaybolan Çareler ve Kapanan Bilinçler

Şarkı, bizi doğrudan bir çaresizlik girdabına çekiyor:
Çare yok mu bu cihanda?Ehli olmuşum elemlerin..Geldi gece yine bak bir anda..Şuuru bitmiş bilenlerin..
Bu dizeler, evrensel bir umutsuzluğun ifadesidir. “Bu cihanda çare yok mu?” sorusu, kişinin içinde bulunduğu çıkmazı ve arayışını dile getirirken, hemen ardından gelen “Ehli olmuşum elemlerin” cümlesi, acının artık bir yaşam biçimi haline geldiğini, elemlerin yoldaşı olduğunu vurgular. Gecenin aniden gelişi, karanlığın ve hüznün kaçınılmazlığını simgeler. Ancak en vurucu olanı, “Şuuru bitmiş bilenlerin” ifadesidir. Bu, sadece bireysel bir çöküş değil, aynı zamanda bilgeliğin, anlayışın ve belki de umudun temsilcisi olan “bilenlerin” dahi bilincini yitirdiği, teslim olduğu bir durumu işaret eder. Berrin, bu dizelerle dinleyiciyi, sadece kendi acısıyla değil, aynı zamanda çevresindeki dünyanın da tükenmişliğiyle yüzleştiriyor.

Kurumuş Vahalar ve Yeni Gözyaşları

“Heba Olan Dünler”in ikinci bölümünde, içsel çatışma ve çelişkiler daha da belirginleşir:
İzah edemem beni banaAczim melûlse hep sabahaBu gözyaşım da yeni dahaKurumuş yüreğimdeki vaha..
Kişinin kendi iç dünyasını dahi anlayamaması, “İzah edemem beni bana,” derin bir yabancılaşmanın işaretidir. Çaresizliğin, “aczim melûlse hep sabaha,” her yeni günle birlikte yenilendiğini, bir döngüye dönüştüğünü anlatır. Gözyaşlarının tazeliği, acının hâlâ ilk günkü gibi canlı olduğunu gösterirken, “Kurumuş yüreğimdeki vaha” metaforu, bir zamanlar umut, sevgi ya da huzur barındıran içsel kaynağın tamamen yok olduğunu ifade eder. Bu, dışarıdan akan gözyaşlarına rağmen içerideki boşluğun ne denli büyük olduğunu vurgulayan keskin bir tezat.

İhanetin Gölgesindeki Kefaret Arayışı

Şarkının belki de en kişisel ve suçlayıcı bölümü, bir başka kişiye yöneliktir:
Söyle sana kefaretim ne?Yaktın yine beni ihanetinleSöyle yalan de kehanetin? veBıraktın yine beni iyanetimle..
Bu dizelerde Berrin, kendisine yapılan bir ihanetin acısını dile getiriyor. “Sana kefaretim ne?” sorusu, acının kaynağı olan kişiye karşı duyulan şaşkınlığı ve belki de haksızlığa uğramışlık hissini yansıtır. İhanetin tekrar tekrar yaşandığı “Yaktın yine beni ihanetinle” ve “Bıraktın yine beni iyanetimle” ifadeleriyle belirginleşir. “İyanet” kelimesinin kullanımı, ihanetin sadece bir eylem değil, aynı zamanda kötü niyetli bir kasıt taşıdığını ima eder. “Söyle yalan de kehanetin?” ise, yaşananların bir kader ya da kaçınılmazlık olmadığını, bir tercihin sonucu olduğunu haykıran bir isyandır.

Heba Olan Dünler: Kapanmayan Bir Yara

Şarkının adını da taşıyan bu bölüm, “Heba Olan Dünler”in temel temasını özetler niteliktedir:
Heba olan dünlere mi yanayım?Herkes beyaz bi ben mi karayım?Geçip giden günlere mi yanayım?Kapanmayan bir acı yarayım..
Burada Berrin, geçmişin pişmanlıkları ve şimdiki zamanın acısı arasında sıkışıp kalmış bir ruhun çelişkisini dile getirir. “Heba olan dünlere mi yanayım? Geçip giden günlere mi yanayım?” soruları, zamanın acımasız akışının getirdiği hem geçmişe hem de geleceğe dair kaygıyı yansıtır. “Herkes beyaz bi ben mi karayım?” dizesi, kişinin kendini toplumdan soyutlanmış, farklı, belki de kirletilmiş hissettiği derin bir yalnızlığı ve dışlanmışlığı ifade eder. Şarkının özeti niteliğindeki “Kapanmayan bir acı yarayım” ise, yaşanan tüm acıların kalıcı bir iz bıraktığını, iyileşme umudunun tükendiğini gösterir.

Gafletten Uyanış ve Lanet

Acının ve umutsuzluğun en derin noktalarında bile bir uyanış arzusu ve isyan gizlidir:
Varayım uyansın ömür gafletten..Geçer mi bilmem yine sabretsem..Daha dibi var mı mahvetsem?Tutarsa ahım sana kahretsem?
“Varayım uyansın ömür gafletten” dileği, yaşamın bu bilinçsiz, acı dolu durumdan bir an önce kurtulması arzusudur. Ancak hemen ardından gelen “Geçer mi bilmem yine sabretsem” sorusu, sabrın bile artık bir çözüm olup olmadığını sorgular. “Daha dibi var mı mahvetsem?” ise, kişinin kendini daha da yok etme noktasına geldiği, çaresizliğin en uç noktasını ifade eder. Son dize, “Tutarsa ahım sana kahretsem?”, bu acının sorumlusuna yöneltilen güçlü bir lanet, bir ah alma isteğidir. Bu, pasif bir teslimiyetten ziyade, öfkeyle yoğrulmuş bir başkaldırıdır.

Tutsaklık ve Yamalı Bir Ruh

“Heba Olan Dünler”deki bu acı, ruhu esir almıştır:
Esiri etmiş bu yara beniGece yandım daha yeniRuhum yine yama dimi?Durmuşum gibi yasa geri..
Yaranın esir edişi, kişinin acının pençesinde olduğunu ve ondan kurtulamadığını gösterir. “Gece yandım daha yeni,” acının tazeliğini ve özellikle geceleri daha da şiddetlendiğini vurgular. “Ruhum yine yama dimi?” ifadesi, ruhun defalarca yara aldığını, onarılmaya çalışıldığını ancak asla tam olarak iyileşmediğini, adeta “yamalı” bir halde olduğunu anlatır. “Durmuşum gibi yasa geri,” ise, zamanın durduğu, hayatın ilerlemediği, sürekli bir yas halinde yaşandığı hissini pekiştirir.

Uçsuz Bir Yol ve Sorun Olan Son

Şarkının son bölümü, Berrin’in bu acı dolu yolculuğunun nihai bir kabullenişi ve tükenişidir:
Bakıyorum öylece uçsuz yolum..Biliyorum söyleme suçsuz solum..Bitiyorum öyle ve hiçmiş sonum..Gidiyorum böyle be sonummuş sorun.
“Uçsuz yolum,” geleceğin belirsizliğini, yönünü kaybetmişliği ve umutsuzluğu simgeler. “Biliyorum söyleme suçsuz solum,” kalbinin, duygularının suçsuz olduğunu, bu acıyı hak etmediğini dile getiren bir savunma veya içsel bir feryattır. “Bitiyorum öyle ve hiçmiş sonum,” varoluşsal bir tükenişi, sonun boşluktan ibaret olduğunu ifade eder. Ve son olarak, “Gidiyorum böyle be sonummuş sorun,” cümlesi, kişinin kaderine razı oluşunu, artık sonun kendisinin bir sorun haline geldiğini, bu döngüden çıkış olmadığını kabullenişini gösterir. Berrin’in “Heba Olan Dünler” şarkısı, bu son dizeyle dinleyiciyi derin bir hüzün ve çaresizlikle baş başa bırakır. Bu, sadece bir şarkı değil, aynı zamanda kaybolmuş bir ruhun acı dolu manifestosudur.