SanatçıBahadır Sağlam

🎵 Bahadır Sağlam – Söyle Canım Sözleri
Ben;
Güzüne yaz veren esmer,
Utanmaz aşk dilencisi.
Sende kaybolup giden,
Yenilgiler müdavimi
Sen;
Görüp de görmezden gelen,
Haksız zaferler elçisi.
Söz değil, nazı bilen,
Soldurmayı seven biri.
Sonsuzum, zamansızım, derinde bir kuyudayım.
Ah bana, düşer bana, sabır benim bahçem ama
Kapanmaz yaralarıma çok tuz basma, ne olur dur!
Gül değil bu sancı, dayansam da ben de can’ım
Susma, ne olur dur
Düş de gör, içimde hangi günahlardan hüküm verdin?
Söyle canım
Bahadır Sağlam – Söyle Canım Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuBahadır Sağlam’ın “Söyle Canım” Şarkısında Gizlenen Aşkın Acı Yüzü
Bahadır Sağlam’ın “Söyle Canım” şarkısı, dinleyicisine derin bir iç hesaplaşma ve aşkın yıpratıcı yanlarıyla yüzleşme fırsatı sunuyor. Bu şarkı, bir ilişkinin en kırılgan anlarında yaşananları, hayal kırıklıklarını ve dile getirilemeyen acıları adeta bir şiir gibi önümüze seriyor. Sözlerin her bir dizesi, hem sevenin hem de sevilenin portresini çizerek, aşkın bazen ne kadar adaletsiz olabileceğini fısıldıyor.
Ben ve Sen: İki Aşk Cephesinin Çatışması
Şarkı, anlatıcının kendini tanımladığı güçlü ve bir o kadar da acı dolu dizelerle başlıyor:
Bahadır Sağlam, “Güzüne yaz veren esmer” ifadesiyle, anlatıcının kendisini adeta mevsimleri tersine çeviren, soğuk bir sona sıcaklık ve canlılık katmaya çalışan bir figür olarak konumlandırdığını gösteriyor. Bu, fedakarlığın ve karşılıksız çabanın bir sembolü. “Utanmaz aşk dilencisi” tanımı ise, aşk için her şeyi göze alan, gururunu bir kenara bırakıp yalvaran bir ruh halini betimliyor. Anlatıcının, sevdiği kişide “kaybolup giden” ve “yenilgiler müdavimi” olması, bu ilişkinin onu nasıl tükettiğini, onu sürekli bir kaybetme döngüsüne soktuğunu açıkça ortaya koyuyor. Bahadır Sağlam’ın “Söyle Canım” şarkısındaki bu ilk dizeler, aşk uğruna kendini feda eden, ancak bu fedakarlıkla birlikte kendi benliğini yitiren bir ruhun çığlığıdır.
Ardından, Bahadır Sağlam’ın kaleminden çıkan dizelerle, sevilen kişinin portresi çiziliyor ve bu portre, anlatıcının acısını daha da derinleştiriyor:
“Görüp de görmezden gelen” ifadesi, sevilenin duyarsızlığını, anlatıcının çabalarını ve acılarını bilerek yok saymasını vurguluyor. Bu, kasıtlı bir ihmal ve duygusal bir duvar örme eylemi. “Haksız zaferler elçisi” tanımı ise, ilişkinin dengesizliğini, bir tarafın sürekli kazanırken diğerinin sürekli kaybettiğini ve bu zaferlerin adaletsizliğini gözler önüne seriyor. Sevilenin “söz değil, nazı bilen” olması, samimi iletişimden ziyade manipülatif tavırları, flörtöz oyunları tercih ettiğini gösteriyor. Ve belki de en acısı, “soldurmayı seven biri” ifadesi; bu, sevilenin bilinçli olarak ilişkiyi, duyguları ve anlatıcıyı yıpratmaktan, tüketmekten haz duyan bir karakter olduğunu düşündürüyor. Bahadır Sağlam’ın “Söyle Canım” şarkısında bu zıtlık, ilişkinin dinamiklerindeki çarpıklığı ve anlatıcının çektiği derin ıstırabı açıkça resmediyor.
Derin Bir Kuyudaki Çığlık ve Acının Sınırı
Şarkının orta bölümünde, anlatıcının içsel durumu ve çaresizliği daha da belirginleşiyor:
“Sonsuzum, zamansızım, derinde bir kuyudayım” dizeleri, anlatıcının kendini zaman ve mekân kavramlarının ötesinde, derin bir yalnızlık ve çıkmaz içinde hissettiğini anlatıyor. Bu, duygusal bir hapsoluş, bir dipsiz kuyu metaforuyla güçlendirilmiş bir tükenmişlik hali. “Ah bana, düşer bana” ifadesi, bu acının kaderine yazıldığını, bu yükü taşıyanın kendisi olduğunu kabullenişi gösteriyor. Ancak “sabır benim bahçem ama” cümlesi, bu kabullenişin içinde dahi bir direnişin, bir sınırın olduğunu fısıldıyor. Sabır onun temel dayanağı olsa da, bu sabır bahçesi de artık kurumaya yüz tutmuş gibi. Bahadır Sağlam’ın “Söyle Canım” şarkısında bu bölüm, anlatıcının ruhsal çöküşünü ve direncini aynı anda sergiliyor.
Acının doruk noktasına ulaştığı anlar ise bir yalvarışla dile geliyor:
“Kapanmaz yaralarıma çok tuz basma, ne olur dur!” Bahadır Sağlam’ın bu dizeleri, acının fiziksel bir karşılığını betimliyor; iyileşmeyen, açık yaralara daha fazla zarar verilmemesi için yapılan bir yakarış. Bu, sevilenin eylemlerinin anlatıcıda yarattığı tahribatın ne denli derin olduğunu gösteriyor. “Gül değil bu sancı” ifadesi, çekilen acının romantikleştirilmesine karşı bir duruş. Bu acı, estetik veya katlanılabilir bir şey değil, aksine çiğ ve gerçek bir ızdırap. “Dayansam da ben de can’ım” ise, anlatıcının da bir insan olduğunu, hisleri ve sınırları olduğunu, tükenme noktasına geldiğini hatırlatıyor. Bahadır Sağlam’ın “Söyle Canım” şarkısındaki bu dizeler, bir isyanın ve aynı zamanda bir yaşam çağrısının ifadesi.
Hesaplaşma ve Son Çağrı: Söyle Canım
Şarkı, sonlara doğru bir hesaplaşma ve netlik arayışına dönüşüyor:
“Susma, ne olur dur” ifadesi, hem sevilenin sessizliğine, hem de belki de yıkıcı eylemlerine karşı bir çağrı. Anlatıcı, artık bu belirsizliğe veya acıya dayanamadığını belirtiyor. En çarpıcı dizelerden biri ise “Düş de gör, içimde hangi günahlardan hüküm verdin?” oluyor. Bu, sadece bir hesap sorma değil, aynı zamanda bir davet. Anlatıcı, sevdiği kişiyi kendi iç dünyasına, kendi ruhunun derinliklerine inmeye, orada bıraktığı yıkımın boyutunu görmeye çağırıyor. Sevilenin eylemleri, anlatıcının ruhunda adeta bir mahkeme kurmuş, onu “günahkar” ilan etmiş ve ağır cezalar kesmiş gibi. Bahadır Sağlam’ın “Söyle Canım” şarkısının bu son dizeleri, tüm bu duygusal karmaşanın, acının ve sessizliğin ardından gelen nihai bir açıklama, bir itiraf veya bir yüzleşme talebidir. “Söyle canım,” tüm bu yükün, tüm bu soruların cevabını talep eden, son umutla beklenen bir sesleniş.