Ayhan Yağız – Yüce Dağ Başında Üzüm Kol Atmış Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Ayhan Yağız 🕒 08 Oca 2026
Ayhan Yağız – Yüce Dağ Başında Üzüm Kol Atmış video

🎵 Ayhan Yağız – Yüce Dağ Başında Üzüm Kol Atmış Sözleri

Yüce dağ başında üzüm kol atmış
Sevdiğim saçını yana taratmış

İkimizi bir meyvanın dalında
Seni tatlı beni acı yaratmış
İkimizi bir meyvanın dalında
Seni tatlı beni acı yaratmış

Pınar olsam ırmaklara karışsam
Çeşme olsam ayağına erişsem

Eğer benim ile kavlin yok dersen
Öldür billah yar seninle konuşmam
Eğer benim ile kavlin yok dersen
Öldür billah yar seninle konuşmam

Sevdiğim tarlaya ektim bir nohut
Ölüyom derdinden bir kuran okut

Eğer gurbet elde ölür kalırsam
Bazen mezarıma gel vakıt vakıt
Eğer gurbet elde ölür kalırsam
Bazen mezarıma gel vakıt vakıt

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu

Ayhan Yağız’ın “Yüce Dağ Başında Üzüm Kol Atmış” Şarkı Sözlerinin Derinliklerine Bir Yolculuk

Müzik, bazen en sade sözlerle en karmaşık duyguları anlatır. Ayhan Yağız’ın yüreğimize dokunan eseri “Yüce Dağ Başında Üzüm Kol Atmış” da tam olarak böyle bir şarkı. Bu türkü, aşkın hem doğal güzelliğini hem de iç burkan acısını, dağların zirvesinden en derin gönül yaralarına kadar uzanan bir yelpazede işliyor. Gelin, bu etkileyici şarkı sözlerinin ardındaki anlam katmanlarını birlikte keşfedelim.

Aşkın Doğal Akışı ve Kişisel Farklılıklar

Şarkının açılışı, doğanın büyüleyici bir tablosuyla başlıyor; yüksek bir dağ başında yeşeren, kol atmış bir üzüm asması…
Yüce dağ başında üzüm kol atmış Sevdiğim saçını yana taratmış
Bu ilk iki dize, birbiriyle tezat gibi duran ama aslında aşkın doğasını anlatan iki farklı imgeyi bir araya getiriyor. “Yüce dağ başında üzüm kol atmış” dizesi, aşkın kendiliğinden, güçlü ve engellenemez yayılışını, tıpkı bir asmanın dallarını uzatması gibi doğal bir büyüme sürecini simgeliyor olabilir. Bu, aynı zamanda zorlu koşullarda bile yeşerebilen bir umudu da çağrıştırır. Hemen ardından gelen “Sevdiğim saçını yana taratmış” dizesi ise bu doğal ve vahşi güzelliğin karşısına, insanın özenli, estetik ve biraz da kendine dönük eylemini koyar. Sevilenin kendi güzelliğine verdiği önem, belki de sevenin gözündeki eşsizliğini vurgular. Bu iki dize, doğanın ve insanın iç içe geçtiği, aşkın hem evrensel hem de kişisel boyutunu hissettirir. Şarkı, bu girişin ardından, ilişkinin temelindeki bir eşitsizliği, derin bir iç çekişle dile getiriyor:
İkimizi bir meyvanın dalında Seni tatlı beni acı yaratmış İkimizi bir meyvanın dalında Seni tatlı beni acı yaratmış
Buradaki metaforik anlatım, “Yüce Dağ Başında Üzüm Kol Atmış” şarkısının en vurucu noktalarından. “Bir meyvanın dalında” olmak, aynı kaderi paylaşmak, aynı yaşam ağacında var olmak anlamına gelir. Ancak bu ortak varoluş içinde, biri “tatlı” (mutlu, şanslı, sevilmeyi kolayca kabul eden), diğeri ise “acı” (dertli, kederli, aşkın yükünü çeken) olarak yaratılmıştır. Bu, aşkın getirdiği çelişkili duyguları, bir tarafın aşkla beslenirken diğer tarafın bu aşkın ağırlığı altında ezilmesini ne kadar da güzel anlatıyor. Tekrar edilmesi, bu acı gerçeğin altını çizer.

Aşk Uğruna Fedakarlık ve Şartlı Bağlılık

Şarkının ilerleyen dizelerinde, sevenin aşkına duyduğu derin bağlılık ve bu bağlılığın getirdiği fedakarlık arzusu belirginleşiyor:
Pınar olsam ırmaklara karışsam Çeşme olsam ayağına erişsem
Bu dizelerdeki doğa metaforları, sevenin kendini tamamen adama isteğini gösterir. Bir pınar olup ırmaklara karışmak, kendi benliğini yitirip sevilenin hayatına karışma arzusunu; çeşme olup sevilenin “ayağına erişmek” ise mütevazı bir hizmetkarlık ve ulaşma özlemini ifade eder. Ayhan Yağız’ın bu dizelerle çizdiği tablo, aşkın insanı nasıl dönüştürdüğünü, kendi varlığından vazgeçip sevilenin parçası olma isteğini resmeder. Ancak bu derin bağlılık, aynı zamanda bir beklenti ve şartlı bir duruşu da barındırır:
Eğer benim ile kavlin yok dersen Öldür billah yar seninle konuşmam Eğer benim ile kavlin yok dersen Öldür billah yar seninle konuşmam
“Kavl” burada söz, anlaşma, vaat ya da gönül birliği anlamına gelir. Eğer bu gönül birliği yoksa, seven kişi için hayatın anlamı kalmaz. “Öldür billah yar seninle konuşmam” ifadesi, aşkın ya hep ya hiç felsefesini, mutlak bağlılığı ya da tamamen kopuşu anlatır. Bu, aynı zamanda gururlu bir duruşu da gösterir; aşk tek taraflı ise, o zaman hiçbir bağın kalmayacağını, hatta ölümün bile tercih edilebileceğini dile getirir. Bu kadar yoğun bir duygu, “Yüce Dağ Başında Üzüm Kol Atmış” şarkısının duygusal derinliğini daha da artırır.

Aşkın Sonsuzluğu ve Ölümün Gölgesindeki Umut

Şarkının son bölümü, aşkın getirdiği acının en saf ve dokunaklı ifadelerini sunar:
Sevdiğim tarlaya ektim bir nohut Ölüyom derdinden bir kuran okut
“Tarlaya ektim bir nohut” ifadesi, hayatın basit bir gerçeği, belki de sevilen için yapılan küçük, umut dolu bir çaba veya bir başlangıcı simgeler. Ancak bu basit eylemin karşısında duran “ölüyom derdinden bir kuran okut” dizesi, aşk acısının ne denli yıkıcı olduğunu gösterir. Seven, bu derdin kendisini ölüme sürüklediğini ve adeta mezarı başında okunacak bir Kuran’ı şimdiden talep edecek kadar umutsuz olduğunu dile getirir. Bu, Türk halk müziğindeki aşkın ölümle harmanlanmış trajik boyutunu ortaya koyar. Ve nihayet, bu derin acının içinde bile, sevenin son bir dileği vardır:
Eğer gurbet elde ölür kalırsam Bazen mezarıma gel vakıt vakıt Eğer gurbet elde ölür kalırsam Bazen mezarıma gel vakıt vakıt
“Gurbet elde ölmek”, sevilenin yokluğunda, yalnız ve uzakta ölme korkusudur. Bu, zaten acı dolu bir vedanın en hüzünlü senaryosudur. Ancak bu trajik sonun içinde bile, sevenin tek isteği, sevilenin kendisini tamamen unutmaması, “bazen mezarıma gel vakıt vakıt” diyerek, ölümden sonra bile bir bağın devam etmesini ummasıdır. Bu son dilek, aşkın zamana ve ölüme meydan okuyan, sonsuz bir özlem ve hatırlanma arzusunu gözler önüne serer. Ayhan Yağız’ın “Yüce Dağ Başında Üzüm Kol Atmış” eseri, aşkın en derin katmanlarını, doğanın diliyle ve insanın en saf duygularıyla bize sunan, unutulmaz bir eserdir.