Arap Şükrü – Bu Şehir Beni Boğuyor Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Arap Şükrü 🕒 05 Mar 2025
Arap Şükrü – Bu Şehir Beni Boğuyor video

🎵 Arap Şükrü – Bu Şehir Beni Boğuyor Sözleri

Beni bu şehir boğuyor
Bilmem bana ne oluyor
Çöken karanlığın içinde
Umutlarım tükeniyor

Yokum sanki bu şehirde
Şehir benim içimde
Fırtınalar koparıyor
Çaresiz yüreğimde

Gürüldeyen gürültüsü
Oluyor ömür törpüsü
Tüm bunlar yetmezmiş gibi
Bir de yar bana küstü

Sokaklar çıkmaza döndü
Seven gönlüm derde büründü
Bırakın tek başıma
Bırakın Allah aşkına

Beni bu şehir boğuyor
Bilmem bana ne oluyor
Çöken karanlığın içinde
Umutlarım tükeniyor

Yokum sanki bu şehirde
Şehir benim içimde
Fırtınalar koparıyor
Çaresiz yüreğimde

Gürüldeyen gürültüsü
Oluyor ömür törpüsü
Tüm bunlar yеtmezmiş gibi
Bir de yar bana küstü

Sokaklar çıkmaza döndü
Sevеn gönlüm derde büründü
Bırakın tek başıma
Susun biraz Allah aşkına

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu
Bazı şarkılar vardır; dinlediğiniz an, notalar ve sözler ruhunuza bir hançer gibi saplanır. Arap Şükrü'nün zamana meydan okuyan eseri "Bu Şehir Beni Boğuyor", işte tam da bu türden bir derinliğe sahip. Bu şarkı, sadece bir melodi değil, aynı zamanda modern insanın şehirle olan karmaşık, çoğu zaman boğucu ilişkisinin edebi bir dışavurumu. Sözlerin her bir dizesi, kaybolmuşluğun ve çaresizliğin iç burkan bir portresini çiziyor.

Şehrin Pençesinde Bir Ruhun Çığlığı

Arap Şükrü'nün yorumladığı bu şarkının ilk dizeleri, dinleyiciyi hemen kahramanın içine düştüğü karanlık atmosfere çekiyor:
Beni bu şehir boğuyor Bilmem bana ne oluyor Çöken karanlığın içinde Umutlarım tükeniyor
Bu açılış, sadece fiziksel bir "boğulma" hissini değil, aynı zamanda ruhsal bir ağırlığı da beraberinde getiriyor. Şehir, burada sadece beton yığını bir mekan olmaktan çıkıp, bireyin tüm yaşam enerjisini emen, nefes almasını engelleyen devasa bir canavar metaforuna dönüşüyor. "Bilmem bana ne oluyor" ifadesi, bu boğulma hissinin yarattığı kimlik krizini, kendi benliğine yabancılaşmayı ve kontrol kaybını çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Çöken karanlık ise, sadece gün batımını değil, aynı zamanda içsel bir umutsuzluğu, geleceğe dair tüm ışıkların sönüşünü simgeliyor. Arap Şükrü'nün sesi, bu dizelerde adeta bir yardım çığlığına dönüşüyor.

İçsel Fırtınaların Şehre Yansıması

Şarkının ilerleyen kısımlarında, şehirle kurulan bu ilişkinin daha da karmaşık bir hal aldığını görüyoruz:
Yokum sanki bu şehirde Şehir benim içimde Fırtınalar koparıyor Çaresiz yüreğimde
Bu dizeler, kahramanın varoluşsal bir boşlukta süzüldüğünü gösteriyor. "Yokum sanki bu şehirde" derken, kalabalıklar içinde yalnızlaşmayı, görünmez olmayı, toplumdan soyutlanmayı anlatıyor. Ancak hemen ardından gelen "Şehir benim içimde" ifadesi, bu yabancılaşmanın paradoksal bir şekilde içselleştiğini, şehrin yarattığı baskının artık dışarıdan gelen bir etki olmaktan çıkıp, ruhun derinliklerine yerleştiğini işaret ediyor. Bu içselleşme, "Fırtınalar koparıyor çaresiz yüreğimde" dizesiyle zirveye ulaşıyor. Şehir, artık sadece bir mekan değil, kahramanın çaresiz yüreğinde kopan fırtınaların ta kendisi. Bu, Arap Şükrü'nün "Bu Şehir Beni Boğuyor" şarkısının en vurucu metaforlarından biri.

Ömür Törpüsü Gürültü ve Kaybedilen Aşk

Şarkı, şehirle olan bu zorlu ilişkinin üzerine bir de kişisel trajediyi ekleyerek acıyı katmerlendiriyor:
Gürüldeyen gürültüsü Oluyor ömür törpüsü Tüm bunlar yetmezmiş gibi Bir de yar bana küstü
Şehrin bitmek bilmeyen "gürültüsü", burada sadece işitsel bir rahatsızlık değil, aynı zamanda yaşam enerjisini tüketen, zamanı anlamsızlaştıran bir "ömür törpüsü" olarak karşımıza çıkıyor. Bu benzetme, şehir yaşamının insandan çaldığı şeyleri çok net bir şekilde ifade ediyor. Ve tüm bu dışsal ve içsel yıpranmışlığın üzerine, bir de kişisel ilişkinin sarsılması ekleniyor. "Bir de yar bana küstü" dizesi, kahramanın zaten paramparça olan dünyasında son darbeyi vuran, umut kırıntılarını tamamen yok eden bir gelişme. Arap Şükrü, bu noktada dinleyiciyi kahramanın en savunmasız anına taşıyor.

Çıkmaz Sokaklar ve Yalnızlık İsteği

"Bu Şehir Beni Boğuyor" şarkısının son bölümü, kahramanın içinde bulunduğu durumu ve tek arzusunu özetliyor:
Sokaklar çıkmaza döndü Seven gönlüm derde büründü Bırakın tek başıma Bırakın Allah aşkına / Susun biraz Allah aşkına
"Sokaklar çıkmaza döndü" ifadesi, hem fiziksel olarak şehirden kaçışın imkansızlığını hem de ruhsal olarak bir çözüm bulamamanın çaresizliğini sembolize ediyor. Kahramanın "seven gönlüm"ü, bu kadar acıya rağmen sevme kapasitesini yitirmemiş olsa da, artık tamamen "derde bürünmüş" durumda. Son dizelerdeki "Bırakın tek başıma" ve "Bırakın Allah aşkına" veya "Susun biraz Allah aşkına" yakarışı, bu tükenmişliğin zirve noktasıdır. Kahraman, artık ne şehrin gürültüsünü ne de belki de kendisine acıyanların sesini duymak istiyor; sadece yalnız kalmak, kendi acısıyla baş başa kalmak ve belki de bu sessizlikte bir nebze olsun huzur bulmak arayışında. Arap Şükrü'nün bu şarkıdaki her bir sözü, insanın iç dünyasındaki fırtınaları ve şehirle olan çetrefilli ilişkisini derinden hissettiren, unutulmaz bir deneyim sunuyor. Şarkının tekrar eden kısımları, bu duyguların bir kısır döngüye girdiğini ve kahramanın bu döngüden çıkmakta ne kadar zorlandığını vurguluyor. Arap Şükrü'nün "Bu Şehir Beni Boğuyor" şarkısı, sadece bir aşk acısı değil, aynı zamanda varoluşsal bir bunalımın, modern şehir yaşamının insan ruhu üzerindeki yıpratıcı etkisinin ve umutsuzluğun edebi bir senfonisi olarak hafızalara kazınıyor.