SanatçıAli Meydanioğlu

🎵 Ali Meydanioğlu – Sözüm Meclisten İçeri Sözleri
Bir yerlerde durup, bakarsam öylece ardından
Sakın sorma bitmedi sevdan
Yolun kenarında bulunmuş gibi
Buldun ya beni, terk ettin yine
Sakın arkadaşlarına bahsetme benden
Olmaz bir umut daha gösterme senden
Sözüm meclisten içeri
Sevmek nedir bilmiyorlar
İçimde çığlıklar
Bu bitmişliği göremiyorlar
Sözüm meclisten içeri
Sevmek nedir bilmiyorlar
İçimde çığlıklar
Bu bitmişliği göremiyorlar
Sözüm meclisten içeri
Sevmek nedir bilmiyorlar
İçimde çığlıklar
Bu bitmişliği göremiyorlar
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuArdından Bakışlar ve Bitmeyen Sevda
Şarkının ilk dizeleri, ayrılığın getirdiği o tanıdık, hüzünlü tabloyu çiziyor: Bu mısralar, terk edilen kişinin, gidenin ardından çaresizce bakakalışını, zamanın ve mesafenin bile silemediği bir aşkın varlığını gözler önüne seriyor. "Sakın sorma bitmedi sevdan" ifadesi, bir yandan giden sevgiliye karşı bir meydan okuma, diğer yandan da kendi içinde yaşadığı bu bitmeyen duyguyu dışarıya vurmanın bir yolu. Sanki bu sevda, sorulmaya dahi tahammül edemeyecek kadar kutsal ve kişisel bir yara. **Ali Meydanioğlu** bu dizelerde, ayrılığın fiziksel bir eylem olsa da, duygusal bağların kopmadığını, aşkın bir gölge gibi takip ettiğini anlatıyor.Yol Kenarında Bulunmuş Gibi: Terk Edilmişliğin Tekrarı
Şarkının ilerleyen kısımları, acının boyutunu daha da derinleştiriyor: Bu metafor, terk edilen kişinin kendini ne denli değersiz hissettiğini, bir eşya gibi bulunup sonra tekrar sokağa atıldığını anlatıyor. Bu sadece bir terk ediliş değil, aynı zamanda bir döngünün tekrarı. "Buldun ya beni, terk ettin yine" derken, belki de bu ilişkinin daha önceki ayrılıklar ve barışmalarla dolu olduğunu, ancak her seferinde sonucun aynı hüsran olduğunu ima ediyor. Bu durum, kişinin özsaygısına büyük bir darbe vuruyor ve kendini bir "oyuncak" gibi hissetmesine neden oluyor. **Ali Meydanioğlu – Sözüm Meclisten İçeri** şarkısı, bu tekrarlayan acıyı dinleyicinin zihnine kazıyor.Sessiz Bir Yalvarış: Unutulma İsteği ve Sahte Umutlara Direniş
Şarkının bu bölümü, ayrılık sonrası hassas dengeyi gözler önüne seriyor: Burada, terk edilen kişi, eski sevgilisinden kendisini tamamen hayatından çıkarmasını, hatta arkadaşlar arasında bile adının geçmemesini istiyor. Bu, hem gururunu koruma çabası hem de eski ilişkinin anılarının taze kalmasını engelleme isteği. Ancak en vurucu kısım, "Olmaz bir umut daha gösterme senden" cümlesi. Bu, kişinin ne kadar kırılgan olduğunu ve en ufak bir umut kırıntısına bile tutunabileceğini gösteriyor. Belki de geçmişte defalarca aldatılmış, umutlandırılıp tekrar hayal kırıklığına uğratılmış. Bu yüzden, sahte bir umudun bile yeniden canlanmasına izin vermek istemiyor. Bu dizeler, **Ali Meydanioğlu**'nun kaleminden dökülen derin bir iç hesaplaşmayı yansıtıyor.Sözüm Meclisten İçeri: Anlaşılmayan Aşkın Çığlığı
Şarkının nakaratı, tüm bu kişisel acıyı toplumsal bir düzleme taşıyor ve evrensel bir temayı işliyor: "Sözüm meclisten içeri" deyimi, genellikle bir eleştiriyi, bir sitemi dile getirirken, o eleştirinin yöneltildiği kişileri doğrudan hedef almadan, daha genel bir ifadeyle konuşma biçimidir. Burada, şarkıcı, belki de eski sevgilisine, belki de çevresindeki duyarsız insanlara, hatta belki de genele sesleniyor. "Sevmek nedir bilmiyorlar" derken, kendi yaşadığı aşkın derinliğini, acısını ve fedakarlığını başkalarının anlamadığını, hafife aldığını veya küçümsediğini vurguluyor. "İçimde çığlıklar" ifadesi, dışarıya yansıtılamayan, bastırılmış bir acının, bir isyanın göstergesi. Bu çığlıklar, belki de terk edilişin, anlaşılmamanın ve yalnızlığın getirdiği ruhsal patlamalar. Ve son olarak, "Bu bitmişliği göremiyorlar" derken, başkalarının (veya eski sevgilisinin) ilişkinin gerçekten ne kadar bittiğini, ne kadar yıkıcı olduğunu, geride kalan enkazı idrak edemediğini anlatıyor. Bu, bir tür yalnızlık ve izolasyon hissi yaratıyor; çünkü kimse onun yaşadığı bu derin bitişi ve acıyı anlayamıyor. **Ali Meydanioğlu – Sözüm Meclisten İçeri** şarkısı, bu nakaratla bir bireyin yaşadığı derin duygusal dramı, çevresindeki dünyaya karşı bir eleştiri ve kendi içsel yalnızlığının dışavurumu haline getiriyor. **Ali Meydanioğlu**'nun bu eseri, aşkın karmaşık ve çoğu zaman acı veren yüzünü, terk edilmişliğin getirdiği derin yaraları ve anlaşılmamanın verdiği yalnızlığı, güçlü ve dokunaklı bir anlatımla dinleyiciye sunuyor. Her dizesi, bir yaralı kalbin fısıltılarını ve içsel çığlıklarını taşıyor.