SanatçıAhmet Kaya

🎵 Ahmet Kaya – Bu Gala Daşlı Gala Sözleri
Dağlara çem düşende
Bülbüle gam düşende
Ruhum bedenden oynar
Yâdıma sen düşende (x2)
Bu gala daşlı gala
Cıngıllı, daşlı gala
Korkaram yâr geç gele
Gözlerim yaşlı gala (x2)
Kızıl gül olmayaydı
Sararıp solmayaydı
Bir ayrılık, bir ölüm
Heçbiri olmayaydı (x2)
Bu gala daşlı gala
Her yanı daşlı gala
Korkaram yâr geç gele
Gözlerim yaşlı gala
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuAhmet Kaya’nın “Bu Gala Daşlı Gala” Şarkısındaki Hüzünlü Bekleyişin Derinliği
Müziğin ve sözlerin ruhumuza dokunduğu anlar vardır. Bazen bir melodi, bazen de birkaç dize, içimizdeki saklı duyguları yüzeye çıkarır. Ahmet Kaya’nın unutulmaz yorumuyla hayat bulan “Bu Gala Daşlı Gala” şarkısı, işte tam da böyle bir eser. Bu şarkının sözleri, bir özlemin, bir bekleyişin ve ayrılığın kaçınılmaz acısının adeta şiirsel bir ağıtı niteliğinde. Gelin, bu derinlikli şarkının sözlerinde yatan anlam katmanlarını birlikte keşfedelim.
Doğanın Melankolisi ve Ruhun İsyanı
Şarkı, dinleyiciyi hemen doğanın hüzünlü bir tablosuyla karşılıyor; bu tablo, içinde barındırdığı insanî acının bir metaforu gibi:
“Dağlara çem düşende,” yani dağlara sis veya çiğ düştüğünde, doğanın o nemli, puslu ve biraz da melankolik atmosferi çizilir. Bu, sadece bir mevsim tasviri değil, aynı zamanda içsel bir durumun dışavurumudur. Ardından gelen “Bülbüle gam düşende” dizesi, klasiğimizdeki bülbülün güle olan aşkının ve bu aşkın getirdiği hüznün evrensel sembolüne atıfta bulunur. Doğa bile keder içindeyken, insan ruhunun nasıl bir duruma düşeceğini tahmin etmek zor değildir. İşte tam bu noktada, “Ruhum bedenden oynar / Yâdıma sen düşende” dizeleriyle, öznenin içinde bulunduğu yoğun duygu durumu gözler önüne serilir. Sevilenin anısı zihne düştüğünde, ruh adeta bedenden ayrılır, kontrol kaybedilir. Bu, aşkın ve özlemin yarattığı o baş döndürücü, bazen de acı veren bir vecd halidir. Ahmet Kaya’nın “Bu Gala Daşlı Gala” şarkısındaki bu ilk dizeler, dinleyeni hemen bir hüzün girdabına çeker.
Taşlı Gala ve Bekleyişin Kaygısı
Şarkının nakaratı, adeta bir bekleyişin ve endişenin sembolü haline gelen “gala” imgesiyle karşımıza çıkar:
“Bu gala daşlı gala, cıngıllı, daşlı gala” ifadeleri, bekleyişin geçtiği mekânın sağlamlığını, belki de yalnızlığını ve zorluğunu vurgular. “Daşlı” (taşlı) kelimesi, hem fiziksel bir betimleme hem de duygusal bir durumu işaret eder; taş gibi sert, aşılmaz, soğuk bir bekleyiş. “Cıngıllı” kelimesi ise küçük taşlarla dolu, belki de patikasının zorluğunu, her adımın bir engel olduğunu anlatır. Bu taşlı gala, sadece bir mekân değil, aynı zamanda öznenin iç dünyasındaki engelleri, zamanın ağırlığını ve bekleyişin zorluğunu temsil eder. Asıl korku ise “Korkaram yâr geç gele, gözlerim yaşlı gala” dizelerinde gizlidir. Sevilenin gecikmesi, gözyaşının kaçınılmazlığı, bu bekleyişin getirdiği en büyük kaygıdır. Bu dizeler, Ahmet Kaya’nın “Bu Gala Daşlı Gala” şarkısının en vurucu ve akılda kalıcı bölümlerinden biridir. Sevilenin gelmemesi durumunda yaşanacak derin hayal kırıklığı ve hüzün, tüm çıplaklığıyla ifade edilir.
Kızıl Gülün Soluşu ve Ayrılığın Acısı
Şarkının üçüncü bölümü, hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmeyi ve onlara karşı duyulan isyanı dile getirir:
“Kızıl gül” aşkın, tutkunun ve güzelliğin sembolüdür. Ancak bu güzellik, “sararıp solmayaydı” dileğiyle, geçiciliğine ve kaçınılmaz sonuna bir isyanı barındırır. Keşke var olmasaydı da, solma acısını yaşatmasaydı. Bu, aslında aşkın ve hayatın gelip geçici doğasına duyulan bir serzeniştir. Ardından gelen “Bir ayrılık, bir ölüm, heçbiri olmayaydı” dizeleri ise, insanlığın en büyük iki acısı olan ayrılık ve ölüme karşı duyulan derin bir nefreti ve yok olma arzusunu ifade eder. Bu, bekleyişin ve özlemin zirve noktasıdır; öyle ki, özne, bu acıları yaşatacak her şeyin var olmamasını dilemektedir. Ahmet Kaya’nın “Bu Gala Daşlı Gala” şarkı sözleri, bu dileklerle evrensel bir acıya dönüşür, dinleyenin kendi kayıplarıyla yüzleşmesini sağlar.
Bekleyişin Tekrarı ve Sonsuz Hüzün
Şarkı, nakaratın bir varyasyonu ile sona erer ve bu tekrar, öznenin içinde bulunduğu durumun kalıcılığını pekiştirir:
“Her yanı daşlı gala” ifadesi, bu taşlı kalenin sadece belirli bir bölümünün değil, her yanının taşlarla çevrili olduğunu, yani kaçışın, rahatlamanın ve umudun neredeyse imkânsız olduğunu vurgular. Bu, öznenin yalnızlığının ve bekleyişinin ne denli kuşatıcı olduğunu gösterir. Korku, endişe ve gözyaşı döngüsü devam eder. Ahmet Kaya’nın “Bu Gala Daşlı Gala” şarkısı, bu son tekrarla birlikte, bir döngüsel hüzün ve beklenti atmosferi yaratır. Dinleyiciyi, sevilenin gelip gelmeyeceği belirsizliğinde, gözyaşları içinde bekleyen bir ruhun derinliklerine davet eder. Bu şarkı, sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda insan ruhunun kırılganlığını ve umutsuzluğa düşüşünü anlatan güçlü bir ağıttır.