
🎵 Ahmet Kaya – Biz Üç Kişiydik Sözleri
Biz üç kişiydik
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara, taşlara
Boynumuzda ağır vebal
Koynumuzda çapraz tüfek
El tetikte, kulak kirişte
Ve sırtımız toprağa emanet
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
Deniz çok uzaktaydı
Ve dokunuyordu yalnızlık
Gece, ırmak boylarında uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize, türkümüze çarpar geçerdi
Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan
Tüterdi buram buram
Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi
Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı
Ateş böcekleriyle bir oldu
Kırpışarak tükendi
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi
Oy, Nazlıcan, vahşi bayırların maralı
Oy, Nazlıcan, saçları fırtınayla taralı
Sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine?
Oy, Nazlıcan oy, can evinden yaralı
Serin yayla çiçeği, oy Nazlıcan
Deli dolu heyecan, oy Nazlıcan
Deli dolu heyecan, oy Nazlıcan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Ölüme sunduğum can, oy Nazlıcan
Ölüme sunduğum can, oy Nazlıcan
Artık, yenilmiş ordular kadar
Eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça
Gerisi ölüm duygusu
Gerisi sağır sessizlik
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda
Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca
Titredi ve iki yana düştü kolları
Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı, ay ışığında gövdesi
Uzanıp, bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzının tükenmiş sesi
Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı
Birazdan ateşi karıştırıp, bir cıgara saracaktı
Oysa ölüm, sadık kalmıştı randevusuna, ah
O da Nazlıcan gibi
Bir daha olmayacaktı
Hey Bedirhan, katran gecelerin heyulası
Hey Bedirhan, kancık pusuların belası
Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana
Hey Bedirhan hey, mezarı kartal yuvası
Mor dağların kaçağı, hey Bedirhan
Mavi gözleri şahan, hey Bedirhan
Mavi gözleri şahan, hey Bedirhan
Zulamda bir suskun gece bıçağı
Beyaz gömleğimde kan, hey Bedirhan
Beyaz gömleğimde kan, hey Bedirhan
Biz üç kişiydik, üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben, Suphi
Ahmet Kaya – Biz Üç Kişiydik Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuAhmet Kaya’nın “Biz Üç Kişiydik” Şarkısı: Bir Direnişin ve Kaybın Epik Yorumu
Ahmet Kaya’nın eşsiz sesiyle hayat bulan “Biz Üç Kişiydik”, dinleyicisini derin bir yolculuğa çıkaran, yoldaşlık, direniş ve ardı arkası kesilmeyen kayıplarla örülü destansı bir ağıttır. Bu şarkı, sadece bir hikaye anlatmakla kalmaz, aynı zamanda zorlu coğrafyalarda verilen mücadelenin, insan ruhunda bıraktığı izleri ve koparılan canların acısını da derinden hissettirir. “Biz üç kişiydik” dizesiyle başlayan bu anlatı, hemen başından itibaren bir birlikteliği, bir kader ortaklığını ve paylaşılan bir yazgıyı işaret eder. Bedirhan, Nazlıcan ve anlatıcının kimlikleri, tek bir yüreğin farklı parçaları gibi, ayrılmaz bir bütün oluşturur.Üç Yeminli Fişek: Yoldaşlığın Tanımı
Şarkının ilk dizeleri, bu üçlünün kimliğini ve varoluş biçimini net bir şekilde ortaya koyar: Bu sözler, onların sadece üç birey değil, aynı zamanda üç “yeminli fişek” olduğunu vurgulayarak, ortak bir amaç uğruna adanmışlıklarını ve tehlikeli yollarını gözler önüne serer. “Adımız bela diye yazılmıştı dağlara, taşlara” ifadesi, dışlanmışlıklarını ve içinde bulundukları zorlu koşulları pekiştirirken, “boynumuzda ağır vebal” ve “koynumuzda çapraz tüfek” dizeleri, taşıdıkları sorumluluğun ve sürekli bir mücadele halinin altını çizer. Ahmet Kaya’nın bu şarkısı, dinleyiciyi hemen o çetin dağlara, o yeminli fişeklerin arasına davet eder. İlerleyen dizelerde, yaşam mücadelelerinin zorlukları ve insani yönleri iç içe geçer: “El tetikte, kulak kirişte” sürekli bir teyakkuz halini, “sırtımız toprağa emanet” ise kırılganlıklarını ve doğaya olan mecburi teslimiyetlerini anlatır. Ancak soğuk gecelerde “yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık” dizesi, tüm bu zorluklara rağmen aralarındaki sıcak bağı, dayanışmayı ve insani yakınlığı gösterir. “Deniz çok uzaktaydı / Ve dokunuyordu yalnızlık” ifadeleri ise, özgürlüğe ve huzura duyulan özlemin, bu çetin yaşamın getirdiği kaçınılmaz yalnızlığın bir yansımasıdır.Nazlıcan: Dağların Kelebeği ve Sessiz Vedası
Şarkıda Nazlıcan figürü, mücadelenin sertliğine tezat oluşturan, doğayla iç içe, kırılgan bir güzelliği temsil eder: Kekik kokusuyla özdeşleşen Nazlıcan, sanki dağların ruhu, mücadelelerine bir nebze olsun estetik ve umut katan bir varlıktır. Ona duyulan gizli hayranlık ve “yüreğimiz göçerdi” ifadesi, onun varlığının diğerleri üzerindeki derin etkisini anlatır. Ancak bu kırılgan güzellik, trajik bir sonla karşılaşır: Nazlıcan’ın ölümü, bir kurşun veya mayın gibi sert ve yıkıcı olsa da, “ateş böcekleriyle bir oldu”, “kırpışarak tükendi” ve “bir narin kelebek ölüsü bırakıp” gibi imgelerle, adeta doğaya karışan, sessiz ve hüzünlü bir yok oluş olarak betimlenir. Bu ani ve narin kayıp, geride kalanların yüreğinde büyük bir boşluk yaratır. Ahmet Kaya’nın “Biz Üç Kişiydik” şarkısındaki bu bölüm, dinleyenin boğazında bir düğüm oluşturur.Bedirhan: Direnişin Sonu ve Acı Gerçek
Nazlıcan’ın kaybının ardından, grubun dayanıklılığı derinden sarsılır. “Artık, yenilmiş ordular kadar / Eziktik, sahipsizdik” dizeleri, kalanların çaresizliğini ve ruhlarındaki yıkımı anlatır. Ardından Bedirhan’ın ölümü, mücadelenin acımasız yüzünü daha da belirginleştirir: Bedirhan’ın “sırtından vurulması”, mücadelenin içinde barındırdığı ihaneti ve kalleşliği simgeler. Onun “omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca” düşüşü, direnişin son buluşunu, bir savaşçının son nefesini tasvir eder. Anlatıcının Bedirhan’ın ölümü karşısındaki çaresizliği, “Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı” umuduyla başlar, ancak “Oysa ölüm, sadık kalmıştı randevusuna” acı gerçeğiyle sona erer. Tıpkı Nazlıcan gibi, Bedirhan da “bir daha olmayacaktı”. “Biz Üç Kişiydik” şarkısı, bu kayıplarla birlikte, direnişin ağır bedelini gözler önüne serer.Kalanın Yükü: Yalnızlık ve Hatıralar
Şarkının son bölümlerinde, kalan anlatıcının taşıdığı yük ve yalnızlık iyice belirginleşir. Bedirhan için söylenen “Hey Bedirhan, katran gecelerin heyulası / Hey Bedirhan, kancık pusuların belası” gibi dizeler, onun güçlü, korkusuz duruşunu ve aynı zamanda trajik sonunu vurgular. Anlatıcının “Zulamda bir suskun gece bıçağı / Beyaz gömleğimde kan, hey Bedirhan” ifadeleri, geride kalan acıyı, öfkeyi ve yitirilen canların izini taşır. Şarkı, son dizeyle tüm hikayeyi özetler ve dinleyiciyi derinden sarsar: “Üç intihar çiçeği” benzetmesi, onların kaderinin baştan belirlenmiş olduğunu, bu yolda olmanın bir nevi intihar olduğunu ancak yine de bir çiçek gibi direnişin ve güzelliğin sembolü olabildiklerini ifade eder. Anlatıcının kendi adını, Suphi’yi, en sonda açıklaması, bu epik ağıtın kişisel bir tanıklık, yaşanmış bir acının ve yitirilenlerin anısına yazılmış bir mektup olduğunu ortaya koyar. Ahmet Kaya’nın “Biz Üç Kişiydik” adlı bu eseri, hafızalardan silinmeyecek bir direniş ve kayıp hikayesi olarak varlığını sürdürür.