
🎵 Ahmet Aslan & Kemal Dinç – Ben Melamet Hırkasını Sözleri
Ben melamet hırkasını
Kendim giydim eynime
Ben melamet hırkasını
Kendim giydim eynime
Ar u namus şişesini
Taşa çaldım kime ne hey, haydar haydar
Taşa çaldım kime ne
Sofular haram demişler
Bu aşkın şarabına
Sofular haram demişler
Bu aşkın badesine
Ben doldurur ben içerim
Günah benim kime ne hey, haydar haydar
Günah benim kime ne
Sofular secde ederler
Mescidin mihrabına
Sofular secde ederler
Mescidin mihrabına
Yâr eşiği secdegâhım
Yüz sürerim kime ne hey, haydar haydar
Yüz sürerim kime ne
Gâh çıkarım gökyüzüne
Seyrederim âlemi
Gâh çıkarım gökyüzüne
Seyrederim âlemi
Gâh inerim yeryüzüne
Seyreyler âlem beni hey, haydar haydar
Seyreyler âlem beni
Gâh giderim medreseye
Ders okurum hak için
Gâh giderim medreseye
Ders okurum hak için
Gâh inerim meyhaneye
Dem çekerim aşk için hey, haydar haydar
Dem çekerim aşk için
Nesimi'ye sorsalar ki
Yârin ile hoş musun?
Nesimi'ye sorsalar ki
Yârin ile hoş musun?
Hoş olayım olmayayım
O yâr benim kime ne hey, haydar haydar
O yâr benim kime ne
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuAhmet Aslan & Kemal Dinç’ten “Ben Melamet Hırkasını”: Ruhun Asi Fısıltıları
Müzik, bazen en derin hislerimizi, en asi duruşlarımızı ve en kişisel inançlarımızı dile getirmenin en güçlü aracıdır. Ahmet Aslan ve Kemal Dinç’in eşsiz yorumuyla hayat bulan “Ben Melamet Hırkasını” da tam da böyle bir eser. Bu şarkı, dinleyeni sadece bir melodiye değil, aynı zamanda köklü bir felsefenin ve özgür bir ruhun dünyasına davet ediyor. Gelin, bu kadim sözlerin günümüzdeki yankılarına yakından bakalım.
Melamet Hırkası: Onur ve İsyanın Giysisi
Şarkının daha ilk satırları, dinleyeni sarsıcı bir açıklıkla karşılıyor:
Burada geçen “Ben melamet hırkasını kendim giydim eynime” ifadesi, sadece bir kıyafet giymekten çok daha fazlasını anlatır. Melamet hırkası, tasavvuf geleneğinde kişinin toplumsal kınamaları, ayıplamaları ve yargıları bilerek üzerine alması, dış görünüşten ziyade içsel arınmaya odaklanması anlamına gelir. Bu, bir tür ruhsal özgürleşme manifestosudur. Toplumun dayattığı “ar u namus” kalıplarını “taşa çaldım kime ne” diyerek reddeden ozan, kendi yolunu çizmekten ve bunun getireceği tüm sonuçları kabullenmekten çekinmez. Ahmet Aslan ve Kemal Dinç’in bu güçlü yorumu, sözlerin isyankar ruhunu daha da belirgin kılar.
Aşkın Şarabı ve Sofuların Haramı
Şarkı, geleneksel dindarlık ile mistik aşk arasındaki gerilimi ustaca işler:
“Sofular haram demişler bu aşkın şarabına” derken, yüzeysel dindarlığın ve katı kuralların, ilahi aşkın coşkusunu ve manevi sarhoşluğunu anlayamadığına işaret ediliyor. Buradaki “şarap”, mecazi anlamda ilahi aşkın, vecdin ve ruhsal deneyimin sembolüdür. Ozan, bu “aşkın şarabını” kendi elleriyle doldurup içtiğini, bunun günahının da sevabının da tamamen kendine ait olduğunu “Günah benim kime ne” diyerek ilan eder. Bu, kişisel sorumluluğun ve inancın dışsal yargılardan bağımsızlığını vurgulayan bir duruştur. Ahmet Aslan & Kemal Dinç’in yorumu, bu sözlere derin bir teslimiyet ve meydan okuma ruhu katıyor.
Yâr Eşiği: Gerçek Secdegâh
İbadet anlayışına getirilen farklı bir bakış açısı ise şöyledir:
Ozan, “sofuların mescidin mihrabına secde etme” geleneğine karşılık, kendi “secdegâhının yâr eşiği” olduğunu belirtir. Burada “Yâr”, sadece beşeri bir sevgili değil, aynı zamanda ilahi olanı, Hakk’ı temsil eder. Gerçek ibadet, şekilden ve mekândan bağımsız olarak, Yaradan’a duyulan derin sevgi ve teslimiyettir. “Yüz sürerim kime ne” ifadesi, bu içten bağlılığın vecdini ve bu bağlılığın kimseyi ilgilendirmediğini anlatır. “Ben Melamet Hırkasını” şarkısının bu bölümü, ritüelistik ibadet yerine kalpten gelen bir teslimiyetin altını çizer.
Gökyüzü ve Yeryüzü Arasında Bir Gezgin
Şarkıdaki kozmik gezintiler, ozanın ruhsal hallerini betimler:
Bu dizeler, ozanın hem fiziksel hem de metafiziksel âlemlerdeki varlığını ve deneyimlerini anlatır. “Gökyüzüne çıkıp âlemi seyretmek”, ruhsal yükselişi, ilahi perspektiften dünyayı gözlemeyi simgelerken; “yeryüzüne inip âlemin kendini seyretmesi” ise, bu ruhsal deneyimlerin ardından dünyaya geri dönüşü ve belki de bu farklılığıyla başkaları tarafından anlaşılmayı veya yargılanmayı ifade eder. Ahmet Aslan & Kemal Dinç’in “Ben Melamet Hırkasını” yorumu, bu ikiliğe mistik bir derinlik katar.
Medrese ve Meyhane: İki Uçlu Bir Arayış
Bilgi ve aşkın farklı yolları, ozanın yaşamında birleşir:
“Medreseye gidip hak için ders okumak” akli ve mantıksal bilginin peşinde koşmayı temsil ederken, “meyhaneye inip aşk için dem çekmek” ise sezgisel, duygusal ve mistik bilginin, ilahi aşkın sarhoşluğunun arayışını ifade eder. Ozan, hakikate ulaşmak için her iki yolu da kullanabileceğini, aşkın ve bilginin farklı tezahürleri arasında bir denge kurduğunu gösterir. Bu sözler, “Ben Melamet Hırkasını” şarkısının çok yönlü felsefesini pekiştirir.
Nesimi’nin Yâr’ı: Kimseye Ait Olmayan Bir Sevda
Şarkı, Nesimi’ye atfedilen son dörtlükle zirveye ulaşır:
Burada, Nesimi’nin ağzından konuşan ozan, sevgiliyle olan ilişkisinin dışarıdan nasıl göründüğüne dair tüm yargıları reddeder. “Hoş olayım olmayayım” ifadesi, aşkın dışsal koşullardan ve başkalarının beklentilerinden tamamen bağımsız olduğunu vurgular. “O yâr benim kime ne” diyerek, ilahi aşkın tamamen kişisel, özel ve başkalarının müdahalesine kapalı bir alan olduğunu ilan eder. “Ahmet Aslan & Kemal Dinç – Ben Melamet Hırkasını” şarkısı, bu son sözlerle, bireyin ruhsal özgürlüğünün ve ilahi olana olan koşulsuz bağlılığının en güçlü ifadesini sunar. Bu şarkı, dinleyeni kendi iç dünyasına dönmeye, kendi “melamet hırkasını” giymeye ve kendi “kime ne”sini bulmaya davet eden zamansız bir başyapıt.