Heijan – Bahane

📁 2026 🕒 01 Şub 2026

Heijan – Bahane Şarkı Sözleri

Çok yara aldım ben sevdiklerimden
Ne çok düşenler oldu, gördün mü bu gözlerimden benim?
Vazgeçtiğim hayal ve dileklerimden
Bi’ gün kabul olsa bile duam çok yorgunum ben
Ne sana, ne bana yâr olur bu mahalle
Bi’ gün düşer tetik, cinnet olur bahane
İnan, ayakta durmaya mecalim yok artık
Ölüm belki kurtuluştur, çare olur bu hâle
Nasıl büyüdük, hatırlar mısın anne bizi?
Pantolonda yama, her yanımda vardı yara bere
Kayıplarla terbiye edilmiş, korkutulmuş
Hatırlarım, yol iz bilmez otogarda bi’ aile

Bahane (Bahane), bunlar hepsi bahane
Sil gözünü, ayakta kal, yıkılmak da ihanet
Devam et (Devam et), koş üstüne korkuların
Başarmak mı mutlu olmak? Ölene dek devam et

Ne ben anlatabildim, ne onlar anladılar
Ne âşık olabildim, ne sevildim delice
Hâlâ pencerende her şafakta beni bekle
İki elim kan içinde olsa bile söz gelice’m
Adını sordular, söylemedim hiç kimseye
Bi’ sır gibiydin, saklı kaldın hep içimde
Senden uzaklarda, caddelerde, sokaklarda
(Ne şarkılar yaktım yaşlar akarken gözümden)

Bahane (Bahane), bunlar hepsi bahane
Sil gözünü, ayakta kal, yıkılmak da ihanet
Devam et (Devam et), koş üstüne korkuların
Başarmak mı mutlu olmak? Ölene dek devam et

Heijan – Bahane Şarkı Sözleri

Bu şarkı sözleri, öncelikle sevdiklerinden yara almak vurgusu, hayal kırıklığının en ağır hâlini ortaya koyuyor. Bu nedenle anlatıcı, vazgeçilen hayallerden ve artık gücü kalmamış dualardan söz ederken açık bir tükenmişlik hissi yaratıyor. Hatta bir gün kabul olsalar bile, bu dileklerin yorgunluğu geçmeyecek gibi duruyor.

Bununla birlikte mahallenin kimseye yâr olmaması, çevrenin de bu yıpranmışlığa ortak olduğunu gösteriyor. Çünkü tetik, cinnet ve bahane imgeleri, şiddetin ne kadar kolay normalleştiğine işaret ediyor. Dolayısıyla ayakta duracak mecal kalmaması şaşırtıcı değil. Bu noktada ölümün kurtuluş gibi görülmesi, çaresizliğin en uç ifadesi olarak öne çıkıyor.

Öte yandan çocukluk anıları, şarkının duygusal merkezini oluşturuyor. Anneye yönelen soru, yoksullukla ve yaralarla geçen bir büyüme sürecini hatırlatıyor. Ayrıca yol iz bilmeyen bir ailenin otogardaki hâli, aidiyet duygusunun ne kadar kırılgan olduğunu hissettiriyor.

Ancak tüm bu karanlığa rağmen “bahane” tekrarları, güçlü bir uyarı niteliği taşıyor. Yıkılmanın ihanet sayılması, devam etme zorunluluğunu öne çıkarıyor. Bunun yanında anlatılamayan duygular ve karşılıksız kalan sevgiler, içsel yalnızlığı derinleştiriyor. Yara çok, yük ağır; fakat yine de yol devam ediyor.

Heijan – Bahane: Tükenmişlikten Dirilişe Bir Hayat Senfonisi

Heijan’ın “Bahane” adlı parçası, dinleyicisini derin bir iç hesaplaşmaya ve yaşamın acımasız gerçekleriyle yüzleşmeye davet eden, adeta bir ruhsal yolculuğun manifestosu. Şarkı sözleri, sadece bir hikaye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda dinleyenin kendi içindeki yaraları, umutsuzlukları ve direniş güçlerini de açığa çıkarıyor. Bu parçanın her dizesi, hayatın sert rüzgarlarında savrulmuş, ancak yine de ayakta kalmaya yemin etmiş bir ruhun çığlığı gibi yükseliyor.

Yaralar, Yorgunluklar ve Mahallenin Acımasız Yüzü

Şarkının açılış dizeleri, anlatıcının yaşadığı derin hayal kırıklıklarını ve duygusal travmaları hemen ortaya koyuyor. “Bahane”de Heijan, kalbine işleyen acıları şu sözlerle dile getiriyor:

Çok yara aldım ben sevdiklerimden
Ne çok düşenler oldu, gördün mü bu gözlerimden benim?
Vazgeçtiğim hayal ve dileklerimden
Bi’ gün kabul olsa bile duam çok yorgunum ben

Bu ifadeler, sadece bireysel bir acıyı değil, aynı zamanda etrafındaki insanların düşüşünü de gözlemlemiş bir ruhun yorgunluğunu yansıtıyor. Sevdiklerinden gelen darbeler, vazgeçilen hayaller ve dilekler, anlatıcının tükenmişlik hissini doruk noktasına taşıyor. Öyle ki, dualarının bile artık bir anlam ifade etmediği, kabul edilseler dahi bu yorgunluğu gidermeye yetmeyeceği bir noktaya gelinmiş. Bu derin çaresizlik hali, Heijan – Bahane’nin ilk katmanını oluşturuyor.

Ardından gelen dizelerde, bu tükenmişliğin sadece kişisel olmadığını, içinde yaşanılan çevrenin de bu duruma katkıda bulunduğunu görüyoruz:

Ne sana, ne bana yâr olur bu mahalle
Bi’ gün düşer tetik, cinnet olur bahane
İnan, ayakta durmaya mecalim yok artık
Ölüm belki kurtuluştur, çare olur bu hâle

“Bahane” şarkı sözlerinde geçen bu satırlar, mahallenin, yani yaşam alanının, kimseye bir dost eli uzatmadığını, aksine şiddetin ve cinnetin kolayca bahane bulunarak ortaya çıktığı bir yer olduğunu vurguluyor. Anlatıcının ayakta duracak gücünün kalmaması ve ölümü bir kurtuluş olarak görmesi, içinde bulunduğu çaresizliğin ne denli büyük olduğunu gözler önüne seriyor. Bu, Heijan’ın “Bahane”sindeki umutsuzluğun en keskin ifadelerinden biri.

Geçmişin Gölgesi: Çocukluk Anıları ve Kayıplar

Şarkı, kişisel acılardan, geçmişe, çocukluk yıllarına doğru bir yolculuğa çıkıyor. Anlatıcının anneye yönelttiği soru, bir nevi geçmişle yüzleşme arayışı:

Nasıl büyüdük, hatırlar mısın anne bizi?
Pantolonda yama, her yanımda vardı yara bere
Kayıplarla terbiye edilmiş, korkutulmuş
Hatırlarım, yol iz bilmez otogarda bi’ aile

Heijan – Bahane’deki bu dizeler, yoksulluk, fiziksel yaralar ve kayıplarla dolu bir çocukluğun portresini çiziyor. “Pantolonda yama” ve “yara bere” imgeleri, zorlu yaşam koşullarının somut izlerini taşırken, “kayıplarla terbiye edilmiş, korkutulmuş” ifadesi, karakterin ruhsal gelişiminin travmatik bir zeminde şekillendiğini gösteriyor. Otogarda yol iz bilmez bir aile tablosu ise, aidiyetsizlik, çaresizlik ve belirsizlikle dolu bir başlangıcı simgeliyor. Bu anılar, şimdiki tükenmişliğin köklerini açıklayan güçlü birer dayanak sunuyor.

İhaneti Reddetmek: Ayakta Kalma Çağrısı

Tüm bu karanlığın ortasında, Heijan’ın “Bahane” şarkısı bir dönüm noktasına ulaşıyor. Şarkının nakaratı, bir uyarı ve aynı zamanda bir diriliş çağrısı niteliğinde:

Bahane (Bahane), bunlar hepsi bahane
Sil gözünü, ayakta kal, yıkılmak da ihanet
Devam et (Devam et), koş üstüne korkuların
Başarmak mı mutlu olmak? Ölene dek devam et

Burada “bahane” kelimesi, tüm acılara, zorluklara ve geçmişin yüklerine rağmen, pes etmenin bir gerekçe olmadığını vurguluyor. Yıkılmayı “ihanet” olarak nitelendirmek, anlatıcının içindeki savaşçı ruhu ortaya koyuyor. Gözyaşlarını silip ayakta kalmak, korkuların üzerine gitmek ve ölene dek devam etmek gerektiği mesajı, Heijan – Bahane’nin en güçlü ve ilham verici yanlarından biri. Mutluluğun ya da başarının ötesinde, mücadelenin kendisinin bir varoluş biçimi olduğu fikri işleniyor.

Saklı Bir Sır: Anlatılamayan Aşk ve Bekleyiş

Şarkının ikinci bölümü, bu genel mücadele atmosferine kişisel bir aşk hikayesini de ekliyor, ancak bu hikaye de tamamlanmamışlıklarla dolu:

Ne ben anlatabildim, ne onlar anladılar
Ne âşık olabildim, ne sevildim delice
Hâlâ pencerende her şafakta beni bekle
İki elim kan içinde olsa bile söz gelice’m
Adını sordular, söylemedim hiç kimseye
Bi’ sır gibiydin, saklı kaldın hep içimde
Senden uzaklarda, caddelerde, sokaklarda
(Ne şarkılar yaktım yaşlar akarken gözümden)

Anlatıcının içsel yalnızlığı, hem kendini ifade edememesinden hem de delice sevilememiş olmasından kaynaklanıyor. Ancak tüm bu kopukluğa rağmen, birine duyulan derin ve saklı bir sevgi var. “Heijan – Bahane” şarkı sözlerinde geçen “İki elim kan içinde olsa bile söz gelice’m” ifadesi, bağlılığın ve umudun ne denli güçlü olduğunu gösteriyor. Bu kişi, bir sır gibi saklanmış, içsel bir sığınak olmuş. Uzaklarda, caddelerde ve sokaklarda yaşanan tüm acılara rağmen, onun için yakılan şarkılar ve dökülen gözyaşları, bu gizli sevginin varlığını sürekli kılıyor. Bu, Heijan’ın “Bahane”deki melankolik ve umutlu tonları bir araya getiren önemli bir katman.

Heijan – Bahane, yaşamın getirdiği tüm yaralara, kayıplara ve umutsuzluklara rağmen, pes etmemeyi, mücadeleye devam etmeyi ve kendi içindeki gücü bulmayı öğütleyen, derin ve katmanlı bir eser. Şarkı, acılardan beslenerek daha güçlü bir duruş sergilemenin ve hayatı bir “bahane” olarak görmeden yaşamanın şiirsel bir anlatımı.