Can Bonomo ft. Demet Evgar – Rüyamda Buluttum

Can Bonomo ft. Demet Evgar – Rüyamda Buluttum Şarkı Sözleri

Nerede başladı bu hikaye de
Ben böyle delirdim
Nasıl oldu da sevdim çok canımdan
Ben böyle değildim

Yağdı durmuyor karlar
Eriyor yazım, kışım
Sen benim uğurlu yorganımdın
En masum bakışım

Rüyamda buluttum
Sensizliği unuttum
Yağmur oldum ağladım seni
Dizlerimde uyuttum

Uyandım gecenin bir vakti
Ne havadan ne sudan
Yağmur oldum ağladım seni
Bir nehrin yatağından

Nerede başladı bu hikaye de
Ben böyle delirdim
Nasıl oldu da sevdim çok canımdan
Ben böyle değildim

Aktı dereler derelere bak
Geçiyor günüm gecem
Sen benim sigaram, suyum, çayım
En karmaşık bilmecem

Rüyamda buluttum
Sensizliği unuttum
Yağmur oldum ağladım seni
Dizlerimde uyuttum

Uyandım gecenin bir vakti
Ne havadan ne sudan
Yağmur oldum ağladım seni
Bir nehrin yatağından

Yalnız uyursan rüyalara sor beni
Gel gör nerelerdeyim
Korkusuz göğün altında bir deli
Ölmedim avareyim

Rüyamda buluttum
Sensizliği unuttum
Yağmur oldum ağladım seni
Dizlerimde uyuttum

Uyandım gecenin bir vakti
Ne havadan ne sudan
Yağmur oldum ağladım seni
Bir nehrin yatağından

Can Bonomo ft. Demet Evgar – Rüyamda Buluttum Şarkı Sözleri

Bu şarkı sözleri, bir aşkın insanı nasıl dönüştürdüğünü sorgulayan güçlü bir iç konuşma gibi ilerliyor. Öncelikle, “nerede başladı bu hikâye” sorusu, anlatıcının kendine yabancılaşmasını açıkça ortaya koyuyor. Çünkü sevgi, fark edilmeden aklı ve kalbi ele geçirmiş durumda. Buna paralel olarak, “ben böyle değildim” vurgusu, yaşanan değişimin ne kadar sarsıcı olduğunu hissettiriyor.

Bununla birlikte, kar, kış ve eriyen yaz imgeleri, duygusal dengenin bozulduğunu simgeliyor. Öte yandan, sevilen kişinin “uğurlu yorgan” ve “en masum bakış” olarak tanımlanması, bu aşkın güven ve sığınma ihtiyacından beslendiğini gösteriyor. Dolayısıyla, kayıp sadece bir insan değil, aynı zamanda bir huzur hâli oluyor.

Ayrıca, rüya, bulut ve yağmur benzetmeleriyle duygu dünyası doğayla iç içe aktarılıyor. Ne var ki, yağmurun ağlamaya dönüşmesi, bastırılan acının artık saklanamadığını kanıtlıyor. Tam bu noktada, gecenin bir vakti uyanmak, iç sıkıntısının zamansız ve sebepsiz gelişini anlatıyor.

Bunun yanında, günlerin ve gecelerin akıp gitmesi, zamanın iyileştirici değil; aksine yıpratıcı olduğunu düşündürüyor. Sevilen kişinin sigara, su ve çay gibi vazgeçilmezlerle eş tutulması ise bağımlılık duygusunu güçlendiriyor. Sonuç olarak, anlatıcı korkusuz ama dağınık, canlı ama avare bir ruh hâline bürünüyor.

En nihayetinde, bu şarkı; aşkın insana delilik, yalnızlık ve şiirsel bir savruluş yaşatabileceğini anlatıyor. Kısacası, rüyayla gerçeğin, yağmurla gözyaşının birbirine karıştığı derin bir duygusal anlatı sunuyor.